Yeni Türk Edebiyatı
Türkçe Öğretmenliği ÖABT
Yeni Türk Edebiyatı, Osmanlı Devleti’nin Batı karşısında yaşadığı askerî, siyasî ve toplumsal gerilemenin ardından başlayan yenileşme hareketlerinin edebiyata yansımasıyla ortaya çıkmış ve genel olarak Tanzimat Fermanı’nın ilanından (1839) sonraki dönemi kapsayan edebiyat anlayışıdır. Bu dönemde edebiyat, geleneksel anlayıştan uzaklaşarak Batı edebiyatını örnek almış; dil, tür, tema ve sanat anlayışında önemli değişiklikler yaşanmıştır. Roman, hikâye, tiyatro, makale ve eleştiri gibi Batılı türler edebiyatımıza girmiş; birey, toplum, özgürlük, hak, adalet, vatan, millet ve modernleşme gibi konular ön plana çıkmıştır. Yeni Türk Edebiyatı, yalnızca estetik bir dönüşüm değil, aynı zamanda Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan modernleşme sürecinin kültürel ve düşünsel yansımasıdır. Bu dönem kendi içinde Tanzimat Edebiyatı, Servetifünun (Edebiyat-ı Cedide), Fecr-i Âtî, Millî Edebiyat ve Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı olmak üzere çeşitli evrelere ayrılır. Her evre, dönemin sosyal ve siyasi şartlarına bağlı olarak farklı sanat anlayışları geliştirmiş; böylece Türk edebiyatı hem millî kimliğini güçlendirmiş hem de çağdaş dünya edebiyatıyla bütünleşme yolunda önemli bir gelişim göstermiştir. (1.Beyaz Y. Yeni Türk Edebiyatı Ne Kadar Yeni? XIX. Asır ve Sonrasına Dair Yeni Yaklaşımlar. Dil ve Edebiyat Araştırmaları. 2024;:14–31.)
1839’da ilan edilen Tanzimat, her şeyden önce, “sosyal tenkit” düşüncesinden doğmuş bir harekettir ve onunla başlayan yeni bir edebiyat anlayışı da bu temel düşünceye dayanmaktadır. Dönemin kendi adlarıyla anılan ilk edebî okulunu meydana getiren Şinasi, Namık Kemâl ve Ziya Paşa’nın, çoğu kez birlikte yürüttükleri toplum, politika ve edebiyat üçgenindeki çalışmaların asıl amacı, Tanzimat'ın getirdiği dinamizmin halka açılma isteğidir. Onlar, düşüncelerini geniş kitlelere anlatmak için, Batı’daki gücünü yakından bildikleri gazeteciliğe yöneldiler. (DONBAY, Ali, Zi̇ya Paşa’nın “Şi̇i̇r ve İnşâ” makalesi , DergiPark)
XVIII. yüzyıl, Osmanlı İmparatorluğu’nun Batı karşısında toprak kaybetmeye başladığı bir dönemdir. Toprak kaybı, cihad politikasını benimsemiş bir devlet için gelir kaybı anlamını da taşımaktaydı. Söz konusu kayıplarla birlikte eş zamanlı olarak, devletin Batı’dan geri kaldığı görüşü bazı aydınlar tarafından dile getirilmeye başlanmıştır. Bu doğrultuda devletin devamını sağlamak amacıyla çeşitli kurumların Batı tarzında düzenlenmesi gerektiği fikri ön plana çıkmıştır. Bu düzenlemeler ilk olarak askeri alanda görülmüş ve bu alanda kapsamlı değişikliklere gidilmiştir. Tanzimat dönemine gelindiğinde ise düzenlemelerin sadece askeri alanda olmasının yetersizliği anlaşılmıştır. Bu dönemde yenileşme hareketlerinin toplumun bütün kurumlarına yayılması fikri benimsenmiştir. Tanzimat döneminde eğitim kurumu da yenileşme hareketlerinin görüldüğü kurumlardan birisidir. Bu dönemde eğitimin sistematik hale getirilmesi, eğitim aracılığıyla toplumda ortak bilinç oluşturma isteği, örgün eğitimin derecelendirilmesi gibi yenileşme hareketleri gerçekleşmiştir. Tanzimat döneminde yaşanan gelişmeleri anlamanın, bu dönemden sonra gelen düzenleme ve değişimlere yol gösterici olması bakımından önemli olduğu düşünülmektedir. (Sarıçay, A. E., & Arslan Cansever, B. (2021). TANZİMAT DÖNEMİNDE TOPLUMSAL DEĞİŞME VE EĞİTİM ÜZERİNE. Sosyoloji Dergisi(41-42), 285-300.)
Tanzimat Edebiyatı, Türk edebiyatında hem fikir hem de üslup bakımından iki belirgin döneme ayrılır:
Birinci Dönem (1860-1876):
Bu dönemde edebiyat, toplumsal faydayı esas alan bir anlayışla şekillenmiştir. Halkın eğitilmesi, modernleşme ve aydınlanma temel hedefler arasında yer almıştır. Şinasi, Namık Kemal ve Ziya Paşa gibi yazarlar, "vatan", "özgürlük" ve "adalet" gibi kavramları ön plana çıkararak edebiyatı toplumsal bir uyanış aracı olarak kullanmıştır. Bunun nedeni ise bu dönemdeki şairlerin siyasetle olan yoğun ilgileridir. Roman, gazete ve tiyatro gibi modern türler bu dönemde doğmuş ve gelişmiştir. Ayrıca bu dönem şairleri divan şiirini tenkit etme ve yıkma girişiminde bulunmuşlardır.
İkinci Dönem (1876-1896):
Bu dönemde ise edebiyat, toplumsal sorumluluklardan bireysel duygu ve estetik arayışlarına yönelmiştir. Sanat, halkın eğitilmesi amacından sıyrılarak saf estetik kaygılarla ele alınmıştır. Abdülhak Hamit Tarhan, Recaizade Mahmut Ekrem ve Sami Paşazade Sezai gibi yazarlar, bireyin iç dünyasına, yaşamın anlamına ve güzellik anlayışına odaklanmışlar. Bu dönem şairleri ise şiire sanat açısından odaklanıp onun estetik yönünü merkeze almışlardır. Bu yüzden sanat onlara göre sanat için olmalıdır. Ezcümle daha çok ölüm, ölüm dolayısıyla duyulan üzüntü, kaza, kader vb. bireysel-metafiziksel konular işlenmiştir. Ayrıca aşk konusu da eski şiire göre daha farklı bir boyut kazandı. Buna göre eskinin soyut aşkı yerine daha gerçekçi olan beşeri bir sevgili tipi yaratıldı.
Divan Edebiyatı Öğretici Metinleriyle Tanzimat Edebiyatı Öğretici Metinlerinin Karşılaştırılması
• Divan edebiyatında ağırlıklı olarak dinî, tasavvufî, ahlaki ve tarihî konular işlenirken Tanzimat edebiyatında adalet, eşitlik, hak, hukuk, sanat ve edebiyat gibi kavramlar ele alınmıştır.
• Divan edebiyatında Arapça ve Farsça tamlamalar, yoğun söz sanatları ve seciyle örülmüş uzun cümleler tercih edilmişken; Tanzimat edebiyatında ise dil, halkın anlayabileceği ölçüde sade ve açık bir nitelik kazanmıştır.
• Divan edebiyatında düşünce ve duygu dünyasında bireysellikten uzak, kalıplaşmış bir anlayış hâkimken Tanzimat edebiyatında toplumsal yarar ön plana çıkarılmıştır.
• Divan edebiyatı; siyer, tarih, menkıbe, siyasetnâme ve seyahatnâme gibi geleneksel türler çevresinde gelişmiş, Tanzimat edebiyatı ise büyük ölçüde gazete etrafında şekillenmiştir.
• Divan edebiyatının öğretici metinleri daha çok devlet adamları ve ulema sınıfına hitap ederken Tanzimat edebiyatının öğretici metinlerinde geniş halk kitlesi esas alınmıştır.
Tanzimat Dönemi'nin Genel Özellikleri
• Tanzimat Dönemi’nde, “sanat toplum içindir” anlayışı edebî üretimin temel ilkesi hâline gelmiştir. Bu dönemim şairleri eserlerinde akla dayalı somut bir yaklaşım tavrını takınmışlardır.
• Divan edebiyatı çeşitli yönlerden eleştirilmiş olmakla birlikte, bu dönemde yazan sanatçılar, söz konusu geleneğin etkisinden bütünüyle sıyrılamamışlardır.
• Hece ölçüsünü kullanma yönünde girişimlerde bulunulmuş, ancak aruz ölçüsü hâlâ baskın ölçü olmaya devam etmiştir.
• Dil sadeleştirilmeye çalışılmış, fakat bu konuda istenilen düzeyde bir başarı elde edilememiştir.
• Esasında Tanzimat Dönemi edebiyatı bir nevi ikilemde kalan bir edebiyat dönemidir. Ziya Paşa bu sava en güzel numunededir: “Şiir ve İnşâ” adlı makalesinde divan edebiyatını millî bir edebiyat olarak kabul etmeyen, gerçek Türk edebiyatının halk edebiyatı olduğunu ifade eden sanatçı, altı yıl sonra "Harâbât" adlı eserinde bu düşüncesini reddederek tam tersini savunur.
• Bu dönemin sanatçıları, edebî üretimlerini tek bir türle sınırlandırmamış; şiir, roman ve tiyatro alanlarında eserler vermenin yanı sıra gazetecilik faaliyetlerinde de bulunarak çok yönlü bir entelektüel kimlik sergilemişlerdir.
• Batı etkisi, özellikle de Fransız kültürü, dönemin edebiyat anlayışında belirgin şekilde hissedilmiştir.
• Gazetecilik faaliyetleri önem kazanmış; edebî eserlerde sıklıkla hak, adalet ve hürriyet gibi toplumsal temalar işlenmiştir.
• Edebiyat, bu dönemde toplumu eğitici bir araç olarak görülmüş ve bu bakış açısı sanat anlayışına yön vermiştir.
• Batı kültürünün etkisinde şekillenen Tanzimat edebiyatı, edebiyatımıza birçok türün “ilk” örneklerini kazandırmıştır: İlk tiyatro, ilk roman, ilk hikâye, ilk makale, ilk deneme, ilk eleştiri ve ilk eleştiri yazısı bu dönemde ortaya konmuştur.
Tanzimat Dönemi Düzyazı Türünün (Nesir) Genel Özellikleri
• Divan nesrinin aksine Tanzimat nesrinde anlatım, süs ve yapmacıktan uzaklaşarak düşünceyi merkeze alan bir nitelik kazanmıştır.
• Konuşmaları göstermek amacıyla konuşma çizgisi ve noktalama işaretleri kullanılmaya başlanmış; böylece divan nesrinde görülen uzun ve karmaşık cümleler yerini daha kısa, işlev odaklı cümlelere bırakmıştır.
• Divan nesrinin belirgin özelliklerinden biri olan seci (iç kafiye) büyük ölçüde terk edilmiştir.
• Gazeteciliğin etkisiyle roman, hikâye, makale, fıkra ve eleştiri gibi yeni nesir türleri edebiyatımıza girmiştir.
Birinci Dönem Tanzimat Edebiyatı'nda Öykü ve Romanın Genel Özellikleri
• Olayların akışı durdurulup okura bilgi aktarılmıştır.
• Tutsaklık, yanlış ya da zorla yapılan evliliklerin doğurduğu açı sonuçlar, Batı uygarlığı ile Osmanlı uygarlığı arasındaki farklar işlenmiştir.
• Yazarlar, kişiliğini gizlememiş; olaylar, okuyucuyla konuşa konuşa yürütülmüştür.
• Roman aracılığı ile bireyi eğitme ve toplumu düzeltme amacı gözetilmiştir.
• Tanzimat I. Dönem sanatçıları romantizm akımına bağlıdırlar.
• Tanzimat romanlarının birinci dönem sanatçıları tarafından kaleme alınan "İntibah", "Felatun Bey ile Rakım Efendi" ve "Cezmi" gibi eserlerde idealize edilmiş karakterlere yer verilmiştir. "İntibah"ta Ali Bey; "Felatun Bey ile Rakım Efendi"de Felatun Bey ile Rakım Efendi; Ahmet Mithat Efendi’nin Felatun Bey ile Rakım Efendi adlı eserinde Felatun Bey, Batılılaşmayı yanlış kavrayan bir tipken; Rakım Efendi Batılılaşma anlayışı bakımından idealize edilmiş bir tip olarak doğru Batılılaşma modelini temsil eder. "Cezmi"de ise Cezmi idealize edilmiş karakterleri ön plana çıkmaktadır.
• Namık Kemal, Cezmi adlı eserinde kendi gençliğini ve kişiliğini âdeta yansıtır.
• Tanzimat’ın ikinci dönem sanatçılarının Sergüzeşt, Karabibik ve Araba Sevdası gibi eserlerinde gerçekçi tipler yer alır; "Sergüzeşt"te Dilber (cariye), "Karabibik"te Karabibik (köylü), "Araba Sevdası"nda ise Batılılaşma heveslisi cahil bir tip olan Bihruz Bey bu anlayışın örnekleridir.
• Tanzimat Dönemi’nde okuyucuya doğrudan ulaşmayı amaçlayan yazarlar, bilinçli olarak sade bir dil tercih etmiştir. İkinci dönem sanatçılarından Nabizade Nâzım da Karabibik’te gerçekçiliği güçlendirmek için köylülerin konuşma dilini metne aynen yansıtmıştır.
• Nabizade Nâzım’ın "Karabibik"i bu konuda en belirgin örnek olmakla birlikte, aynı dönemde Recaizade Mahmut Ekrem’in "Araba Sevdası" adlı eserinde de konuşma dilinin izleri görülür; ancak burada halk ağzından ziyade Bihruz Bey’in bozuk Türkçesi ve Fransızca özentili söyleyişi yansıtılır. Bu yönüyle "Karabibik" köylü halkın doğal konuşmasını vermesi bakımından benzersiz, "Araba Sevdası" ise kişiye özgü konuşma dilini göstermesi açısından dikkat çekicidir.
İkinci Dönem Tanzimat Edebiyatı'nda Öykü ve Romanın Genel Özellikleri
• Birinci Dönem'e göre teknik olarak gelişmiş, daha nitelikli ürünler verilmeye başlanmıştır.
• Betimlemeler ilk döneme göre daha da ölçülüdür.
• Realizm akımının etkisiyle gözleme önem verilmiş, olay ve kişiler daha gerçekçi anlayışla anlatılmıştır.
• Nabizade Nazım natüralizmden, Recaizade Mahmut Ekrem ve Samipaşazade Sezai realizmden etkilenmişlerdir.
• Birinci Dönem Tanzimat Edebiyatı sanatçılarının toplumsal sorunlarla ilgilenmelerine karşın II. Dönem sanatçıları kişisel konu ve temaları işlemişlerdir. Bu yüzden dilleri daha ağırdır. Dönemin romanlarında realizmin etkisi görülür.
Tanzimat Dönemi Şiirinin Genel Özellikleri
• En belirgin özelliği, anlatımda soyuttan somuta yönelişin esas alınmış olmasıdır.
• Günlük yaşamda karşılaşılan olaylar ile duygu ve düşünceler şiirin konusu hâline getirilmiş; bu unsurlar yalın bir anlatımla, yer yer şairin bireysel mecazları aracılığıyla ifade edilmiştir.
• Birinci dönem şairleri, ağırlıklı olarak medeniyet, akıl, kültür, kanun, adalet, hak, millet, devlet ve vatan gibi toplumsal temalara odaklanmışlardır.
• İkinci dönem şairleri ise daha çok varlık, yokluk, ölüm, madde, ruh, dünya, ahiret ve Tanrı gibi felsefî ve metafizik kavramları işlemişlerdir.
• Birinci dönem Tanzimat şiirinde gazel, kaside, terkibibent gibi geleneksel nazım biçimleri, içerik yönünden dönüştürülerek kullanılmaya devam edilmiştir.
Tanzimat Birinci Dönem Türk Edebiyatı
Dönemin Temsilcileri
İbrahim Şinasi
• İbrahim Şinasi, edebiyat tarihimizde “ilklerin adamı” unvanıyla anılmaktadır.
• Eserlerinde, özellikle klasisizm akımının etkileri belirgin bir şekilde görülmektedir.
• Aruz ölçüsünü kullanarak şiirler kaleme almıştır.
• Roman ve hikâye türlerinde eser vermemiştir.
• Düşünce ağırlıklı şiirler yazmıştır. Yazdığı "Reşit Paşa" kasidelerinde klasik kasidenin bölümlerini ortadan kaldırmıştır. Daha sonraları ise biçim değişikliğiyle ilgili bu tarza Namık Kemal de dahil olmuştur. "Hürriyet Kasidesi" adlı eserinde eski nazım şeklini hem tema hem de biçim bakımından değiştirmiştir.
• Şinasi, "Tercüme-i Manzume" adlı eserinde yeni şekilleri kullanmıştır (eşleme kafiye tarzı).
• Şiirlere başlık koyma geleneğini başlatmış, bu yönüyle şiir estetiğine yapısal bir yenilik kazandırmıştır.
• Edebiyatı, halkı eğitmenin bir aracı olarak görmüş ve bu doğrultuda ürünler vermiştir.
• Kaleme aldığı eserlerde ilk kez “hak, adalet, hürriyet ve akıl” gibi kavramlara yer vererek Tanzimat edebiyatının düşünsel temellerini atmıştır.
• Tercüman-ı Ahvâl’in birinci sayısındaki “Mukaddime”sinde; gazetenin sosyal ve edebî hayatta ne denli gerekli olduğunu vurgulamıştır.
• Halka seslenme ve ona ulaşma yolunda önemli bir vasıta olarak gördüğü gazetenin halkın anlayabileceği bir dile sahip olması gerektiğini savunmuştur.
• 1862 yılında yayımlamaya başladığı Tasvir-i Efkâr gazetesi, onun basının halka seslenme ve okurla etkileşim kurma işlevine ilişkin düşüncelerinin gelişmesine katkı sağlamış; aynı zamanda birçok yetkin genç sanatçının yetişmesine zemin hazırlamıştır.
İlkleri
• İlk noktalama işaretleri.
• Şiire ilk kez başlık.
• İlk fabl çevirileri.
• İlk şiir çevirileri "Tercüme-i Manzume"
• Batılı anlamda ilk tiyatro "Şair Evlenmesi"
• İlk atasözü ve deyimler sözlüğü "Durub-ı Emsali Osmaniye"
• İlk özel gazete "Tercüman-ı Ahval- 1860"
• İlk makale örneği "Mukaddime"
• "Müntehebat-ı Eşar"
• İkinci özel gazete "Tasvir-i Efkar- 1862"
Namık Kemal
• Namık Kemal, edebî ve düşünsel üretimlerinde “hürriyet, adalet ve hak” gibi kavramlara sıklıkla yer vermiştir.
• Eserlerinde işlediği vatan sevgisi nedeniyle kendisine “Vatan Şairi” unvanı verilmiştir.
• Sanatın toplum için olması gerektiği anlayışını savunmuş; edebiyatı toplumsal dönüşümün aracı olarak görmüştür.
• Osmanlıcılık düşüncesini benimseyerek, bu doğrultuda eserler kaleme almıştır.
• Romantizm akımından etkilenmiş, özellikle bireysel özgürlük ve yurt sevgisi gibi temaları öne çıkarmıştır.
• Şiir ve tiyatro eserlerinde aruz ölçüsünü tercih etmiştir.
• Toplumsal ve siyasal meseleleri ele alan eleştiriler kaleme almış, dönemin çeşitli problemlerine dikkat çekmiştir.
• Divan şiirinin nazım biçimlerini kullanmakla birlikte, bu biçimleri modern düşüncelerle birleştirmeye çalışmıştır.
• Konuşma diline yakın bir üslubu tercih ederek halkla daha güçlü bir iletişim kurmayı hedeflemiştir.
• İçerik açısından yenilikçi, fakat biçim yönüyle geleneksel bir anlayış benimsemiştir.
• Ziya Paşa ile birlikte Londra’da Hürriyet Gazetesi’ni çıkarmış, ayrıca İbret Gazetesi’ni kurmuştur.
• Şinasi’den devraldığı Tasvir-i Efkâr gazetesinde yazarlık ve yöneticilik yapmıştır.
• Encümen-i Şuarâ (Eski şiire yeni bir ruh vermek, yeni bir dil zevki yaratmak için bir araya gelen şairler grubudur.) topluluğuna üye olmuş, ancak bu çevrenin geleneksel şiir anlayışına zamanla mesafe koymuştur. Çünkü bu topluluğun sanat görüşü halk zevkine, yaşayışına ve hatta diline yabancıydı. Ahmet Hamdi Tanpınar, "Encümen-i Şuarâ, divan edebiyatının son rönesansıdır." ifadesini kullanmıştı.
• Divan edebiyatını “kocakarı masalları”na benzeterek sert biçimde eleştirmiştir.
• Şinasi ile tanışmadan önce Divan şiirine yakın, tanıştıktan sonra ise Batı şiiri ve düşüncesini savunan bir çizgiye yönelmiştir.
• Şiiri, düşünceleri aktarmada bir araç olarak görmüş; biçimsel kaygılardan ziyade içerik yönünü öne çıkarmıştır.
• Romanı, toplumsal fayda amacıyla kaleme alınması gereken bir tür olarak değerlendirmiş; bu doğrultuda aile yapısı, çocuk eğitimi ve tarih gibi temalara yer vermiştir.
• Tiyatro sanatını “faydalı bir eğlence” olarak nitelendirmiş ve tiyatroda gündelik hayat ile tarihî olayların sahnelenmesi gerektiğini savunmuştur.
• Namık; Akif Bey, Celaleddin Harzemşah, Gülniha adlı tiyatrolarındaki bazı karakterlerin diyaloglarını heceyle kurmuştur. Bunlar dönemin hece ölçüsüne geçiş denemeleridir.
İlkleri
• İlk sahnelenen eser: "Vatan Yahut Silistre."
• İlk eleştiri kitabı: "Tahrib-i Harabat."
• İlk eleştiri yazısı: "Lisanı Osmaninin Edebiyatı Hakkında Bazı Mülahazat-ı Şamildir."
• İlk edebi roman: "İntibah."
• İlk Tarih'i Roman: "Cezmi."
Namık Kemal'in şiirleri üç döneme ayrılır:
• İlk döneminde, gerek biçim gerekse içerik yönünden geleneksel gazel tarzını benimseyerek klasik anlayışa uygun şiirler kaleme almıştır.
• İkinci döneminde, biçimsel olarak klasik şiir geleneğini sürdürmekle birlikte, konu bakımından yenilikçi bir çizgiye yönelmiştir. Bu dönemin dikkat çekici örneklerinden biri "Hürriyet Kasidesi"dir.
• Üçüncü döneminde ise, hem biçim hem de içerik açısından tam anlamıyla yenilikçi bir şiir anlayışı benimsemiş; bu bağlamda kaleme aldığı "Vaveyla" adlı şiiri, bu dönemin önemli temsilcilerinden biri olmuştur.
Eserleri
-
"Cezmi"- ilk tarihi roman.
-
"İntibah"- ilk edebi roman.
-
"Vatan Yahut Silistre"- İlk sahnelenen tiyatro.
-
"Zavallı Çocuk"- Tiyatro
-
"Gülnihal"- Tiyatro
-
"Celaleddin Harzemşah"- Tiyatro
-
"Akif Bey"- Tiyatro
-
"Kara Bela"- Tiyatro
-
"Kanije"-Eleştiri
-
"Lisan-ı Osmaninin Edebiyat-ı Hakkında Bazı Mülahazat-ı Şamildir"- Eleştiri
-
"Tahrib-i Harabat"- Eleştiri
-
"Takip"- Eleştiri
-
"Bahar-ı Daniş Mukaddimesi"- Eleştiri
-
"Mukaddime-i Celal"- Eleştiri
-
"Renan Müdafaanamesi"- Eleştiri
-
"İrfan Paşaya Mektup"- Eleştiri
-
"İntibah Mukaddimesi"- Eleştiri
-
"Hürriyet"
-
"Büyük İslam Tarihi"
-
"Osmanlı Tarihi"
Ahmet Mithat Efendi
• Ahmet Mithat Efendi, kaleme aldığı çok sayıda eser nedeniyle edebiyat çevrelerinde "Yazı Makinesi" unvanıyla anılmıştır.
• Eserlerinde sade bir dil tercih etmiş; Romantizm akımının etkisi altında kalmıştır.
• "Tercümân-ı Hakîkat", Bedir ve Devir adlı gazeteleri yayımlamış; Dağarcık ve Kırk Ambar adlı dergileri çıkarmıştır.
• Romanlarında didaktik üsluba sıklıkla yer verdiği için eserleri, teknik yönden kusurlu olarak değerlendirilmiştir.
• "Felâtun Bey ile Râkım Efendi" adlı romanında, Türk edebiyatında ilk kez "yanlış Batılılaşma" temasını işlemiştir.
• Dönemin diğer Tanzimat yazarları gibi, dilde sadeleşme düşüncesini benimsemiştir.
• Eserlerinde; tarih, polisiye, macera, aşk, cinayet ve cariyelik gibi çeşitli temaları ele almıştır.
• Türk edebiyatının ilk polisiye romanı olarak kabul edilen "Esrâr-ı Cinâyât" ile Türk edebiyatındaki ilk öykü örneği olan "Letâif-i Rivâyât" adlı eserleri kaleme almıştır.
• "Dekadanlar" (Soysuzlar) başlıklı makalesinde, Servet-i Fünun topluluğunu sert bir dille eleştirmiştir.
• Eğitici kimliğiyle tanınmış, halk arasında “Hace-i Evvel” (İlkokul Hocası) olarak da anılmıştır.
• Sanatın toplum için olması gerektiği anlayışını savunmuş; bu doğrultuda eserlerinde halkı eğitme amacını ön planda tutmuştur.
Eserleri
-
"Felatun Bey ile Rakım Efendi"
-
"Obur"
-
"Hasan Mellah"
-
"Hüseyin Fellah"
-
"Dünyaya İkinci Geliş"
-
"Avrupa'da Bir Cevelan"
-
"Yeniçeriler"
-
"Esrar-ı Cinayat"
-
"Paris'te Bir Türk"
-
"Yeryüzünde Bir Melek"
Şemsettin Sami
• Şemsettin Sami, özellikle Molière'den yaptığı tiyatro çevirileriyle tanınmış bir edebiyatçıdır.
• Türk edebiyatında ilk yerli roman kabul edilen "Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat" adlı eserin yazarıdır.
• Ahmet Mithat Efendi gibi, eserlerinde Romantizm akımının etkileri görülür.
• Tanzimat döneminin diğer sanatçıları gibi, dilde sadeleşme doğrultusunda çaba göstermiştir.
• Aile ve Hafta adlı iki dergi çıkararak dergicilik faaliyetlerinde bulunmuştur.
• Dil, sözlük ve ansiklopedi alanlarında yaptığı öncü çalışmalarla tanınmıştır.
• Romanlarında, okura bilgi verme amacıyla yaptığı açıklamalar nedeniyle eserleri teknik bakımdan yetersiz olarak değerlendirilmiştir.
• "Kutadgu Bilig", "Sefiller", "Orhun Abideleri" ve "Robinson Crusoe" gibi birçok önemli eseri Türkçeye kazandırmış; bu yönüyle usta bir çevirmen olarak anılmıştır.
• Sabah ve Tercümân-ı Şark gazeteleri aracılığıyla gazeteciliğe katkı sunmuştur.
• Sanatın toplum yararına hizmet etmesi gerektiği anlayışını benimseyerek eserlerini bu doğrultuda kaleme almıştır.
Eserleri
-
"Taaşşuk-ı Talat-ı Fitnat"
-
"Seyyid Yahya"
-
"Gave"
-
"Besa"
-
"Kamus-ı Türkî"
-
"Kamus-ı Arabî"
-
"Kamus-ı Fransevî"
-
"Kamusu’l Âlam"
Ahmet Vefik Paşa
• Ahmet Vefik Paşa, Türkçülük akımının öncülerinden biri olarak kabul edilmektedir.
• Dil, tarih ve halkbilimi (folklor) alanlarında önemli ve öncü nitelikte çalışmalar yapmıştır.
• Anadolu Türkçesine ait sözcükleri ilk kez sistemli biçimde derleyen kişi olmuştur.
• Yapmış olduğu çevirilerde, halk dili, yerel ağızlar ve söyleyiş biçimlerine yönelmiştir.
• Türk edebiyatında, Molière’den yapılan ilk uyarlama ve çeviri örneklerini kaleme almıştır.
• Edebî anlayışı bakımından Klasisizm akımının etkisinde kalmıştır.
• Tiyatro sanatına büyük önem vermiş; bu doğrultuda Bursa'da ilk tiyatro binasını inşa ettirmiştir.
• Sanat anlayışı, “sanat toplum içindir” görüşüne dayanmaktadır.
Eserleri
-
"Bilgiç Kadınlar"
-
"Tartüffe"
-
"Kadınlar Mektebi"
-
"Kocalar Mektebi"
-
"Zoraki Tabip"
-
"Zor Nikah"
-
"Şecere-i Türk"
-
"Lehçe-i Osmanî"
Direktör Ali Bey
• Direktör Ali Bey, özellikle tiyatro ve mizah alanındaki çalışmalarıyla tanınmış önemli bir Tanzimat sanatçısıdır.
• Edebî anlayışında Klasisizm akımının etkisi belirgindir.
• Eserlerinde sade ve anlaşılır bir dil tercih etmiştir.
• Türk edebiyatının ilk mizahî sözlüğü olarak kabul edilen Lehçetü’l-Hakayık adlı eserini kaleme almıştır.
• Batılı anlamda yazılmış ilk günlük örneği olan Seyahat Jurnali adlı eser de ona aittir.
• "Diyojen" adlı mizah dergisinde yayımladığı yazılarla tanınmış ve bu alandaki ününü pekiştirmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nda modern mizahın ilk örneklerinin yayımlandığı "Diyojen" dergisinde Ali Bey, Ebüzziya Tevfik ve Namık Kemal’in imzasız yazılarına yer verilmiştir. Dergi, siyasal içerikli mizah yazıları nedeniyle kapatılmıştır. Teodor Kasap tarafından önce Fransızca ve Rumca olarak çıkarılan "Diyojen", 25 Kasım 1870’ten itibaren Osmanlıca yayımlanmaya başlamış ve bu yönüyle ilk Osmanlıca mizah dergisi olmuştur.
• Molière’den çeşitli tiyatro uyarlamaları yapmış; bu yönüyle Ahmet Vefik Paşa’yı örnek almış, ancak ondan daha sade bir dil kullanmıştır.
• Sanat anlayışında, “sanat toplum içindir” ilkesi temel alınmıştır.
Eserleri
-
"Ayyar Hamza"
-
"Kokonalar Yatıyor"
-
"Misafir-i İstiklal"
-
"Gedik Paşa Tiyatrosu"
Ziya Paşa
• Ziya Paşa, öğretici (didaktik) şiirin önemli temsilcilerinden biri olarak tanınmış ve “Halk Filozofu” unvanıyla anılmıştır.
• Eserlerinde insan, yaşam ve kâinat gibi metafizik temalara yer vermiştir.
• Özellikle eğitim konusundaki ciddi duruşu sebebiyle Anadolu ve Rumeli bölgelerinde maarif müfettişliği görevine getirilmiştir.
• Özdeyiş (vecize) niteliği taşıyan ifadeleriyle edebiyat çevrelerinde büyük ün kazanmıştır.
• “İkilemler Şairi” olarak tanımlanmasının sebebi, eski ile yeni arasında kalmış olmasıdır. Şiir ve İnşa adlı makalesinde halk şiirini, Harabat adlı eserinde ise Divan şiirini savunması bu durumu yansıtır.
• "Şiir ve İnşa" adlı makalesinde divan edebiyatını eleştirip halk edebiyatını överken "Harabat" adlı antolojisinde tam tersi görüşü savunmuştur. Aynı zamanda heceyle de bir "Türkü" yazdı.
• Düşünsel anlamda yenilikçi bir duruş sergilese de, edebî üslubunda geleneğe bağlı kalmıştır.
• Her ne kadar dilde sadeleşmeyi savunsa da, eserlerinde ağır ve sanatlı bir dil kullanmış; aruz ölçüsünü tercih etmiştir.
• Edebi anlayışı; Divan edebiyatı, mahallileşme eğilimleri, Batılı etkiler ve âşık tarzı şiir gelenekleri arasında şekillenmiştir.
• Hiciv alanında gösterdiği ustalıkla da tanınmış ve bu türde kaleme aldığı eserleriyle edebiyat tarihinde önemli bir yer edinmiştir.
• Namık Kemal ile birlikte Londra’da yayımlanan Hürriyet Kasidesi, dönemin siyasal ve edebî atmosferini yansıtan dikkat çekici bir çalışmadır.
• Anahtar kavram: Hikemî ve hakimane şiir geleneğinin Tanzimat’taki öncüsü konumundadır.
Eserleri
-
"Terci-î Bent"
-
"Terkib-î Bent"
-
"Eş'ar-ı Ziya"
-
"Zafername"
-
"Harabat"
-
"Defter-i Âmal"
-
"Rüya"
-
"Şiir ve İnşa"
Mizancı Mehmet Murad
• Mizancı Mehmet Murad, Mizan gazetesinin sahibi olduğu için "Mizancı" unvanıyla anıldı.
• Turfanda mı Yoksa Turfa mı? adlı eseriyle geniş bir ün kazandı.
Eserleri
1. "Turfanda mı yoksa Turfa mı?"
Tanzimat İkinci Dönem Türk Edebiyatı
Dönemin Genel Özellikleri
• Bu dönemde "sanat, sanat içindir" anlayışı edebî çevrelerde baskın hâle gelmiştir.
• Sanatçılar, sade dil yerine söz sanatlarıyla bezenmiş ağır ve süslü bir dili tercih etmişlerdir.
• Şiirin konu yelpazesi genişlemiş; aşk, ölüm, felsefî düşünceler ve karamsarlık gibi temalar öne çıkmıştır.
• Roman türü teknik açıdan gelişmiş, yazarlar eserlerinde okuyucuya doğrudan bilgi vermekten kaçınmışlardır.
• Divan edebiyatının etkisi belirgin biçimde azalmıştır (içerik olarak).
• Gazetelerde siyasal ve toplumsal içerikli yazıların yerini, gündelik yaşamı konu edinen sıradan olaylar almaya başlar.
• Toplumsal meseleleri ele alan makaleler yerine, estetik kaygının öne çıktığı edebî makaleler ağırlık kazanır.
• Sosyal ve siyasal temalar geri planda kalırken ölüm, karamsarlık, aşk ve felsefî düşünceler temel tema olarak işlenir.
• Bu dönemde yazılan şiirler, Servetifünûn şiir anlayışının oluşumuna zemin hazırlar.
• Tanzimat’ın ikinci dönem şairleri, hem Divan edebiyatına ait hem de Batı kaynaklı nazım biçimlerinden yararlanmışlardır.
• Hece ölçüsünün yerine aruz ölçüsü yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır.
İkinci Dönem Tanzimat Edebiyatı Sanatçıları
Recaizade Mahmut Ekrem
• Edebî yeniliklerin öncüsü olması dolayısıyla "teorisyen" olarak anılmıştır.
• Dönemin edebiyat çevrelerinde "üstat" unvanıyla tanınmıştır.
• Şairin anlayışına göre, estetik olan her unsur şiirin konusu olabilir.
• Fikir, his ve hayal, şiirin temel öğeleri olarak üç güzellik şeklinde kabul edilmiştir.
• Divan şiirinin nazım biçimlerine bağlı kalmış, biçimsel açıdan bu geleneğin sınırlarını aşmamıştır. "Takdir-i Elhân" adlı eleştiri eserinde, "konuya göre vezin seçme" görüşünü ortaya atar. Bu görüş özellikle daha sonra gelecek Servetifünun şairleri tarafından çok benimsenmiştir.
• "Kulak için kafiye" anlayışını benimseyerek bu doğrultudaki görüş ayrılığı nedeniyle Muallim Naci ile edebî bir tartışma yaşamıştır. Sanatçı, "Zemzeme I"deki "Şarkı" adlı şiiri, "Zemzeme III"teki "Arz-ı Hakikât" adlı şiiri, "Nijad Ekrem"deki "Ah Nijad" adlı şiirleri heceyle yazmıştır.
• Aşk, doğa ve ölüm şiirlerinde en çok işlediği temel temalar arasında yer almıştır.
• Şiirlerinde romantizm, roman ve öykülerinde ise realizm akımının etkileri belirgin şekilde görülmektedir.
• Şiirlerinde tabiat tasvirleri bazen derinlikten yoksun ve yüzeysel olsa da, ölüm gibi kişisel temaları yansıtma noktasında önemli bir rol oynamıştır.
• Aruz ölçüsünü kullanmış; sanat anlayışında ise "sanat, sanat içindir" ilkesini benimsemiştir.
İlkleri
İlk realist roman: "Araba Sevdası"
İlk romantik dram: "Afife Anjelik"
Romandan tiyatroya ilk uyarlama: "Atala: Amerika vahşileri / Chateaubriand'dan uyarlama"
Eserleri
-
Nağme-i Seher - şiir
-
Atala tiyatro
-
Araba Sevdası - roman
-
Muhsin Bey yahut Şairliğin Hazin Bir Neticesi - hikâye
-
Şemsa - hikâye
-
Nijad Ekrem - şiir
-
Nefrin - şiir
-
Yadigar-ı Şebap - şiir
-
Zemzeme I - şiir
-
Zemzeme II - şiir
-
Zemzeme III - eleştiri
-
Tefekkür - Şiir
-
Pejmürde -şiir
-
Talim-i Edebiyat - eleştiri
-
Çok Bilen Çok Yanılır - tiyatro
-
Afife Anjelik - tiyatro
-
Atala yahut Amerika Vahşileri - tiyatro
-
Vuslat yahut Süreksiz Sevinç - tiyatro
-
Takdir-i Elhan - eleştiri
Abdülhak Hamit Tarhan
• Edebiyat tarihinde kendisine “Şair-i Azam”, “Tezatlar Şairi”, “Divan edebiyatını sona erdiren şair” ve “şiire metafizik ürperti kazandıran şair” gibi unvanlar verilmiştir.
• Tanzimat döneminde Batılılaşma hareketinin esas öncüsü olarak kabul edilmiştir.
• Tabiat ve aşk, şiirlerinde en yoğun şekilde işlenen temel temalardır.
• Şiirlerinde ölçü, dil ve uyağa bağlılık göstermemiş; bu unsurları ikinci planda tutmuştur. Aruz ölçüsünü kullandığı şiirlerinde tam bir serbestlik hakimdir.
• Felsefî nitelikli şiirler kaleme almış; bireyin iç dünyasını ve varoluşsal meseleleri işlemiştir.
• Eserlerinin dili bakımından çeşitlilik arz eder; bazı yapıtlarını oldukça ağır, bazılarını ise oldukça sade bir dille yazmıştır.
• Şiir ve tiyatro dışında başka türlerde eser vermemiştir.
• Kaleme aldığı 21 tiyatro eserinin bir kısmı manzum, bir kısmı mensur, bazıları ise karma (manzum-mensur) yapıdadır.
• Eserlerinde bireysel yaşam, tarihsel olaylar, günlük hayat ve yabancı toplumların yaşayış biçimleri gibi çeşitli temalara yer vermiştir.
• Türk edebiyatında egzotik tiyatro türünün ilk örneklerini vermiştir.
• Romantizm akımından etkilenmiş, şiirlerinde aruz ölçüsünü kullanmıştır.
• Tiyatro eserlerini sahne için değil, okunmak üzere kaleme almıştır. Yazdığı tüm tiyatrolar dram türünde olup içerik bakımından ciddi, düşünsel yoğunluk taşır.
• Shakespeare, Corneille ve Victor Hugo gibi Batılı sanatçılardan etkilenmiştir.
İlkleri
• İlk pastoral şiir: "Sahra"
• Türk edebiyatında hece ile yazılmış ilk tiyatro: "Nesteren" (Namık Kemal'in önerisiyle)
• Türk edebiyatında aruz ile yazılmış ilk tiyatro: "Eşber"
• Türk edebiyatında ilk uyaksız ve duraksız şiir: "Validem"
Eserleri
-
"Sahra" / şiir
-
"Makber" / şiir
-
"Ölü" / şiir
-
"Nesteren" / tiyatro
-
"Eşber" / tiyatro
-
"İçli Kız" / tiyatro
-
"Finten" / tiyatro
-
"Maceray-ı Aşk" / tiyatro
-
"Tayflar Geçidi" / tiyatro
-
"Sabr-u Sebat" / tiyatro
-
"Duhter-i Hindu" / tiyatro
-
"Belde" / şiir
-
"Validem" / şiir
-
"Tezer" / şiir
-
"Hacle" / şiir
Sami Paşazade Sezai
• Romancılığı realizm anlayışıyla bütünleştiren sanatçı olarak edebiyat tarihinde önemli bir konuma sahiptir.
• Hikâye kurgusu, roman tekniğine kıyasla edebiyat çevrelerince daha başarılı bulunmuştur.
• Eserlerinin tasvir kısımlarında ağır, konuşma bölümlerinde ise sade ve doğal bir dil tercih etmiştir.
• Batılı anlamda Türk edebiyatının ilk öykü örneği kabul edilen Küçük Şeyler adlı eseriyle tanınmıştır.
• Gerçeğe ve gözleme büyük önem vermiş, eserlerini bu ilkeye bağlı kalarak kaleme almıştır.
• Anlatımında konuşma dili ağırlık kazanmış, edebî anlayışında ise “sanat, sanat içindir” görüşü etkili olmuştur.
Eserleri
-
"Küçük Şeyler"
-
"Rumuzü'l Edep"
-
"İclal"
-
"Şiir"
-
"Sergüzeşt" (Romantizmden realizme geçiş örneği)
Nabizade Nazım
• Roman ve hikâye türlerindeki başarılı eserleriyle edebiyat dünyasında tanınmıştır.
• Konularını İstanbul merkezli bakış açısının dışına taşıyarak, edebiyatımızda ilk köy romanını kaleme alan sanatçı olarak kabul edilir.
• Eserlerinde realizm ve natüralizm akımlarının etkileri belirgin biçimde hissedilir.
• Türk edebiyatında köy ve köy yaşamını ele alan ilk roman olan Karabibik’in yazarıdır.
• Dil anlayışında sadelik ve açıklık esastır; eserlerinde anlaşılır bir üslup benimsemiştir.
• Natüralist romanın, tezli romanın ve psikolojik roman denemelerinin ilk örneği kabul edilen Zehra adlı eseriyle türün gelişimine öncülük etmiştir.
• Sanat anlayışı olarak “sanat, sanat içindir” ilkesini benimsemiştir.
Eserleri
-
"Zehra"- roman
-
"Karabibik"- roman
Muallim Naci
• Yalnızlık, karamsarlık, gurbet, tabiat sevgisi ve millî duygular gibi temaları şiirlerinde sıklıkla işlemiştir.
• Tanzimat döneminin en sade ve anlaşılır düzyazı örneklerini kaleme almıştır.
• Halk edebiyatı nazım şekillerinden yararlanarak geleneksel unsurları şiirinde yaşatmıştır.
• Edebiyat kamuoyunda “eski şiirin temsilcisi” olarak tanınmıştır.
• Kafiye konusunda “kafiye göz içindir” görüşünü savunmuş; bu bağlamda “Abes-Muktebes Tartışması”nın tarafı olmuştur.
• Şiirlerinde aruz ölçüsünü tercih etmiştir.
• Dil anlayışı olarak sade, açık ve yalın bir Türkçeyi benimsemiştir.
• Türk şiirinde köy temalı ilk örneklerden biri olan Köylü Kızların Şarkısı adlı şiiri kaleme almıştır.
• Sanat anlayışında “sanat sanat içindir” ilkesine bağlı kalmıştır.
Eserleri
-
"Demdeme"- eleştiri
-
"Yazmış Bulundum"- eleştiri
-
"Ateşpare"- şiir
-
"Şerare"- şiir
-
"Köylü Kızların Şarkısı"- şiir
-
"Sümbüle"- şiir
-
"Füruzan"- şiir
-
"Yadigar-ı Naci"- şiir
-
"Ömer'in Çocukluğu"- Anı
Tanzimat Dönemi'nde Gazeteler ve Gazetecilik Faaliyetleri
Bilindiği üzere Osmanlı Devleti, Avrupa ülkelerine göre basın faaliyetlerine daha geç bir dönemde başlamıştır. II. Mahmut döneminde hemen hemen pek çok alanda yenileşme ve modernleşme faaliyetleri hayata geçirilmiştir. Yeniliklere karşı her daim olduğu gibi bu dönemde de bir direnç söz konusuydu. Bu nedenle bu muhalefetin de önüne geçmek için yeniliklerin bir gazete aracılığıyla halka ulaştırılması arzulanmıştır. Böylece halk yeniliklerin içeriğinden ve amacından haberdar olacak ve sultanın iradesini sarsmak isteyen kitlelerin peşinden sürüklenmeyecekti. Aynı zamanda gazete aracılığı ile yabancı ülkelerde de Osmanlıya dair kamuoyunun bir fikir sahibi olması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda ilk Osmanlı resmî gazetesi olan Takvim-i Vekâyi’e 1 Kasım 1831’de yayın hayatına başlamıştır.
Tercümân-ı Ahvâl, Türk basın tarihinde özel girişimle yayımlanan ilk gazete olma özelliğini taşır. 1860 yılında Agâh Efendi ile Şinasi tarafından çıkarılan gazete, İstanbul’da 1866’ya kadar yayımlanmıştır. Bu yayın, kendi gazetesi Cerîde-i Havâdis’in etkisinin azalacağını düşünen William Churchill’i "Rûznâme-i Cerîde-i Havâdis"i yayımlamaya yöneltmiş ve basın alanında rekabet ortamı doğmuştur. Tercümân-ı Ahvâl’de sanayi, bankacılık, ticaret ve posta hizmetleri gibi toplumsal konular ele alınmış; ayrıca yabancı basından yapılan çevirilere de düzenli olarak yer verilmiştir.
Takvim-i Vekayi (Olayların Takvimi) (1831)/ Resmî Gazete
Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk resmi gazetesi olan Takvim-i Vekayi, 1831 yılında Sultan II. Mahmud tarafından kurulmuştur. Tanzimat döneminde kurulan gazete hukuki ve idari bilgileri halkın erişimine açmayı amaçlıyordu. Osmanlı Türkçesi ile yazılan Takvim-i Vekayi, fermanlar, kanunlar, mahkeme kararları, askeri sevkıyatlar, ticaret ilanları, resmi tebligatlar ve dış ilişkiler raporları yayınlamaktaydı. İçeriği kronolojik olarak düzenleyerek okuyuculara belirli belgelere kolay erişim sağlamayı hedeflemiştir. Gazete, bilinçli bir yurttaş kitlesini teşvik etmekte, devlet ile tebaası arasındaki uçurumu kapatmakta ve kamuoyunu şekillendirmede önemli bir yere sahiptir. Takvim-i Vekayi, sonraki gazetelere model olmuş ve Osmanlı gazeteciliğini etkilemiştir. Gazete Osmanlı Devletinin ötesine uzanmış, diğer ülkelerde resmi gazetelerin kurulmasına ilham vermiştir. Takvim-i Vekayi, imparatorluk yönetiminin modernizasyonu ve şeffaflığında çok önemli bir adımı temsil eden Osmanlı tarihinde dönüm noktası niteliğinde bir yayın olmaya 1922 yılına kadar devam etmiştir. (Keskenler, M. F., & Keskenler, E. F. (2015). İlk Resmi Türk Gazetesi: Takvim-i Vekayi. Takvim-i Vekayi, 3(1), 1-13.)
Takvim-i Vekâyi hem bir tarih belgesi hem eğitim aracı hem de Osmanlı Devlet düzeninin savunucu aracı olarak düşünülmüştür. Resmi bir gazete olan Takvim-i Vekâyi içeriği itibariyle resmi haberlerin yanı sıra zaman zaman dünya ile ilgili çekici haberler yapmasına rağmen sıradan bir Osmanlı vatandaşının günlük yaşantısında dikkat çekici bir niteliğe haiz olamamıştır. Ahmet Hamdi Tanpınar, Takvim-i Vekâyi’yi “ufku kendiliğinden dar7” sözleriyle nitelemiştir. İlk sayısı 1 Kasım 1831’de yayımlanan ve haftada bir çıkması öngörülen gazete, başlangıçta düzenli olarak yayımlanamamış ve çok geçmeden de süresi belirsiz ve uzun aralıklarla çıkan bir yayına dönüşmüştür. Kabacalı, bu durumun nedenini; “olayların çokluğu ya da azlığı değil, yöneticisinin (sadrazamın) ilgisizliğinden kaynaklı” olarak izah eder. Takvim-i Vekâyi’e gazetesini, Türkçe özel gazete olup, İstanbul’daki bir İngiliz vatandaşı olan William Churchill tarafından 31 Temmuz 1840 tarihinde çıkarılmaya başlanan Ceride-i Havâdis gazetesi takip etmiştir. (Çelik Sonar, A. (2023). CERİDE-İ HAVÂDİS GAZETESİNİN TEMATİK İNDEKSİ (1857-1864). OTAM Ankara Üniversitesi Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Dergisi(53), 27-80.)
SERVETİFÜNUN DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI
Divan şiirinin soyut, Tanzimat şiirinin soyut ve genellemeci temaları, Servetifünûn döneminde bir anda yerini ferdi tahassüslere ve kırılmalara bırakır. Yüzyıllarca İslam mabedinin etrafında şekillenen Türk şiiri, Servetifünûn şairlerindeki zihniyet değişiminin sonucunda merkez değiştirir. Tanrı merkezli dünya anlayışı yıkılır; yerini, insan merkezli bir dünya anlayışına bırakır. İlim, tekâmül, terakki, akıl, çalışma vb. gibi modern topluma ait örgensel bağlar, şiirin vurucu temaları haline getirilir. Şiir, özellikle Tevfik Fikret’in elinde toplumsal eleştiriye yönelerek yeni bir işlevi üstlenir. Mevcut düzeni din, tarih, yönetim tarzı vb. gibi sosyal kurumlarıyla eleştirerek yerine, Batı’da olduğuna inanılan modern bir toplum kurulmaya çalışılır.
(...)
Servetifünûn dönemi Türk edebiyatı, şiirde yenileşmenin ve çözülmenin ilk somut örneklerinin görüldüğü dönemdir. Teoride Recaîzâde Mahmut Ekrem, pratikte Abdülhak Hâmid Tarhan bu edebi gelişmelerin öncüleri olmuşlardır. Ekrem, şiirlerinden daha çok poetik mahiyetteki yazılarıyla Türk şiirinin alanını genişletir ve o güne kadar Müslüman mabedi etrafında şekillenen Türk şiirinin hayatla olan irtibatını sağlar. Servet-i Fünun şiirinin kaynakları arasında en tesirli olan kişi Recaîzâde Mahmut Ekrem olmuştur. İlk döneminde eski şiirin tesirinden izler taşıyan Tevfik Fikret, yeniliğin kapısını Ekrem’in yardımlarıyla aralamıştır. Cenab’ın şiirlerindeki büyük kırılmaların kaynağı da Batı retoriğini çok iyi bilen hocası Ekrem’in tavsiyeleri olduğu kadar Fransız şiiri ve şairleridir. (Özcan, T. (2022). Servet-i Fünûn Dönemi Edebiyatında Şiir. Academic Knowledge, 5(2), 335-346. https://doi.org/10.5281/zenodo.7496285)
Dönemin Genel Özellikleri
• Servetifünûn topluluğu, Recaizade Mahmut Ekrem’in rehberliğinde başlatılmış bir edebî harekettir. Bu dönem için "Salon Edebiyatı" adlandırması da yapılmaktadır.
• Cümlenin dize veya beyit içerisinde tamamlanması kuralını yıkarak, şiirde cümleye biçimsel özgürlük tanımışlardır.
• Teknik bakımdan güçlü eserler vermiş; ayrıntılı betimlemeler ve nesnel anlatım tarzını benimsemişlerdir.
• Türk edebiyatına tür, şekil ve üslup bakımından önemli yenilikler kazandırmışlardır.
• Aşk, melankoli, hayal dünyası ve karamsarlık gibi bireysel temalar öne çıkarılmıştır.
• Sanatın “sanat için” yapılması gerektiği görüşünü benimsemişlerdir.
• Eserlerinde süslü, ağır ve sanatlı bir dil tercih edilmiştir.
• Kompozisyon ve içerik açısından konu bütünlüğüne dikkat edilmiş; parçalı yapıdan uzak durulmuştur.
• Sone, terza-rima, serbest müstezat ve triyole gibi Batı (özellikle Fransız) kaynaklı nazım biçimlerini şiirlerinde uygulamışlardır.
• Şiiri düzyazıya yaklaştırarak, hem biçimsel hem tematik anlamda şiirin sınırlarını genişletmişlerdir.
• Şiir dilinin gündelik dilden farklı, sanatlı ve estetik olmasını savunmuşlardır.
• Nazmı, nesre yaklaştırma çabaları edebî anlayışlarının temelini oluşturmuştur.
• Parnasizm ve Sembolizm gibi Batı edebiyatı akımlarının etkisi altında kalmışlardır.
• Gazetecilikten ziyade, edebiyat dergilerine daha fazla önem atfetmişlerdir.
• “Saat-i semenfâm” (yasemin renkli saatler), “gülbün-i müşkîn-i havâtır” (hatıraların mis kokulu gül fidanı) gibi özgün ve alışılmadık anlatım biçimleri geliştirmişlerdir.
• İnce ruh hâllerini yansıtmak adına, “ki”, “ve”, “evet” gibi bağlaçlarla birlikte, “ah”, “of”, “ey” gibi duygusal ünlemlere sıkça başvurmuşlardır.
• Mensur şiirin doğuşuna zemin hazırlamış; şiirle düzyazı arasında yeni bir tür geliştirmişlerdir.
• Hikâyelerinde, olaylar genellikle büyük şehirlerde geçer; ayrıntılı betimlemelere yer verilir, ruh çözümlemeleri ön plandadır ve çoğunlukla alafranga yaşam tarzları ele alınır.
Servetifünun Şiirinin Genel Özellikleri:
• Servetifünun dönemi Türk edebiyatı, şiirde yenileşmenin ve çözülmenin ilk somut örneklerinin görüldüğü dönemdir. Teoride Recaîzâde Mahmut Ekrem, pratikte Abdülhak Hâmid Tarhan bu edebi gelişmelerin öncüleri olmuşlardır. Ekrem, şiirlerinden daha çok poetik mahiyetteki yazılarıyla Türk şiirinin alanını genişletir ve o güne kadar Müslüman mabedi etrafında şekillenen Türk şiirinin hayatla olan irtibatını sağlar. Servet-i Fünun şiirinin kaynakları arasında en tesirli olan kişi Recaîzâde Mahmut Ekrem olmuştur. İlk döneminde eski şiirin tesirinden izler taşıyan Tevfik Fikret, yeniliğin kapısını Ekrem’in yardımlarıyla aralamıştır. Cenab’ın şiirlerindeki büyük kırılmaların kaynağı da Batı retoriğini çok iyi bilen hocası Ekrem’in tavsiyeleri olduğu kadar Fransız şiiri ve şairleridir.
• Cümlenin dize ya da beyitte tamamlanması ilkesini geçersiz kılmışlardır.
• Aruz ölçüsünü benimsemekle birlikte, aruzun dize üzerindeki belirleyiciliğini ortadan kaldırarak aynı şiirde birden fazla aruz kalıbına yer vermişlerdir.
• ‘Her şey şiirin konusu olabilir’ anlayışını benimsemekle birlikte, dönemin siyasal baskıları nedeniyle daha çok aşk, doğa, aile yaşamı ve gündelik hayatın sıradan temalarına yönelmişlerdir.
• Sanatkârane bir üslup benimsemiş, yeni bir söz varlığı oluşturma kaygısıyla son derece ağır bir dil kullanmışlardır.
• Servetifünun şiirinde hece ölçüsüyle yapılan denemelere rastlansa da ağırlıklı olarak aruz vezni kullanılmış; sone ve terza rima gibi Batı kaynaklı nazım biçimleri de bu dönemde ilk kez uygulanmıştır.
Dönemin Temsilcileri
Tevfik Fikret
• Servetifünûn dergisinin yönetimine, Recaizade Mahmut Ekrem’in yönlendirmesiyle getirilmiştir.
• Servetifünûn döneminde, özellikle şiir sahasında en öne çıkan ve döneme damga vuran sanatçı olmuştur.
• Fikir, irfan ve vicdan bakımından özgür bir şair olarak tanınmıştır.
• Batı kaynaklı nazım şekillerinden sone türünü Türk edebiyatında ilk kullanan isimdir.
• Anlamın dizeler arasında devam ettiği anjambman tekniğini kullanarak şiiri düzyazıya yaklaştırmıştır.
• Şiir anlayışı bakımından Fransız şair François Coppée'den etkilenmiştir.
• Sembolizm ve Parnasizm gibi Batı edebiyatı akımlarının etkisi altında kalmıştır.
• Şiirlerinde ağır, sanatlı bir dil benimsemiş; nazım birimi olarak aruz ölçüsünü tercih etmiştir.
• “Kafiye kulak içindir” anlayışını benimseyerek, bu görüşü Recaizade Mahmut Ekrem’den devralmıştır.
• Sanatı, toplumdan ziyade estetik kaygılarla icra edilmesi gereken bir uğraş olarak görmüş; “sanat için sanat” ilkesini benimsemiştir.
• Şiir dilinde yoğun olarak yabancı (özellikle Fransızca ve Farsça kökenli) kelimelere ve tamlamalara yer vermiştir.
• Çocuklara yönelik şiirlerinde ise yalın bir dil ve hece ölçüsü kullanmıştır; bu şiirler Şermin adlı eserinde toplanmıştır.
• Han-ı Yağma adlı şiiri 1908 sonrası kaleme aldığı ve sosyal hiciv niteliği taşıyan bir eserdir.
• Rücû adlı şiirinde ise Abdülhamit Dönemi'nde yazdığı ve İstanbul'un şartlarını lanetlediği Sis şiirindeki görüşlerinden geri döndüğünü anlatmıştır.
• Eserlerinde karamsar, melankolik temalar belirgin bir şekilde öne çıkmıştır.
• Şiirde beyit bütünlüğünü sağlayarak, anlamı sadece beyit içinde değil şiirin bütününde korumaya çalışmıştır.
• Divan edebiyatına ait nazım şekillerini şiirlerinde hiç kullanmamıştır.
• Aruz ölçüsü ile Türkçeyi en başarılı şekilde kaynaştıran iki şairden biri olarak kabul edilir; diğeri Mehmet Âkif Ersoy’dur.
• Fransız edebiyatını temel model olarak benimsemiş, özellikle şiir sanatında bu edebiyatın etkisiyle eserler kaleme almıştır.
Şiirinde İki Dönem Mevcuttur:
1. Dönem
Bireysel konular; aşk, doğa, tabiat, günlük yaşam gibi konuları işledi. Bu dönem Servetifünûn dönemidir.
2. Dönem
Padişah baskısı (yani) İstibdat dönemi olduğu için toplumsal konular başta olmak üzere; bilim, fen, teknik, toplum için sanat gibi konuları işlemiştir eserlerinde.
Yazdığı Manzum Hikâyeler:
• “Balıkçılar, Ramazan Sadakası, Hasta Çocuk, Nesrin.”
• Portre Şiir Yazma (Aveng-i Tasvir Şiiri)
• Kendisi şair olmasının yanı sıra ressamdır aynı zamanda. Eserleri
-
Haluk'un Defteri - şiir
-
Rubab-ı Şikeste (Kırık saz anlamına gelir) - şiir
-
Rubabın Cevabı - şiir
-
95'e Doğru - şiir
-
Tarih-i Kadim - şiir
-
Sis - şiir
-
Balıkçılar - şiir
-
Şermin - şiir
-
Hasta Çocuk - manzum şiir
Cenap Şahabettin
• Ağır ve sanatlı bir dil benimsemesi nedeniyle, 1908 sonrasında gelişen Millî Edebiyat hareketinin temsilcileriyle fikir çatışmaları yaşamıştır.
• Edebi anlayışında özellikle Sembolizm ve Parnasizm akımlarının etkisi belirgindir.
• Şiirlerinde aruz ölçüsünü esas almış; biçim, ahenk ve müzikaliteye büyük önem vermiştir.
• Edebî temasını çoğunlukla doğa ve aşk üzerine kurmuş; bu yönüyle "Tabiat Şairi" unvanını kazanmıştır.
• Şiirsel anlatımında estetik kaygılar ön plandadır; kelime oyunları, nükte ve entelektüel inceliklere sıkça başvurmuştur.
• Şiir ve nesir türlerinde üstün başarı göstermiş; özellikle Tevfik Fikret’ten sonra dönemin en önemli şairlerinden biri olarak kabul edilmiştir.
• Batı edebiyatına ait nazım şekillerinden serbest müstezat ve soneyi başarıyla kullanmıştır.
• Şiirlerinde zengin bir hayal gücü hâkimdir; soyut imgelerle bezenmiş estetik bir dünya inşa etmiştir.
• Fransız edebiyatının önemli temsilcilerinden Verlaine, C. Baudelaire'den, Mallarmé'den etkilenmiştir.
• Hece ölçüsünü küçümseyerek "parmak hesabı" şeklinde nitelemiş ve tercih etmemiştir.
• Tevfik Fikret’ten devraldığı tablo şiir geleneğini sürdüren şair, doğayı betimleyen şiirleriyle dikkat çekmiştir.
• Saat-i Semenfâm (yasemin renkli saatler), Berf-i Zerrîn (altın kar), ûd-ı müvekkeb, nây-ı zümürrüd, tûf-ı tesliyyet gibi özgün ve alışılmadık tamlamalarla dilde yenilikçi söyleyiş biçimleri geliştirmiştir.
• "Şiir, sözcüklerle yapılmış bir resimdir." anlayışı doğrultusunda, görselliğe dayalı bir imge evreni oluşturmuştur.
• Yakazât-ı Leyliye (Gece Uyanıkları) adlı şiiri, bu anlayışın karakteristik bir örneği olarak öne çıkar.
• Şiir dışında; gezi yazısı, hatırat, sohbet ve makale gibi birçok türde de eser kaleme almıştır.
• Ona göre sanat, yalnızca "sanat için" değil, aynı zamanda "güzellik için" de yapılmalıdır.
Eserleri
-
Avrupa Mektupları - Gezi
-
Suriye Mektupları - Gezi
-
Afak-ı Irak - Gezi
-
Hac Yolu - Gezi
-
Nesr-i Harp - Deneme/Düz yazı
-
Nesr-i Sulh - Sohbet/Düz yazı
-
Evrak-ı Eyyam - Düz yazı
-
Tiryaki Sözleri - Özdeyişler
-
Tamat - şiir
-
Yalan - tiyatro
-
Körebe - tiyatro
-
Küçük Beyler - tiyatro
Halit Ziya Uşaklıgil
• Bu dönem Türk edebiyatının en önemli romancısı olarak kabul edilmiştir.
• Romanları, kurgu ve yapı bakımından teknik açıdan güçlü ve sağlam nitelikler göstermektedir.
• Stendhal, Émile Zola, Balzac ve Gustave Flaubert gibi Fransız realist ve natüralist yazarların etkisinde kalmıştır.
• Anı, makale, tiyatro ve deneme gibi çeşitli türlerde eserler kaleme alarak edebi yelpazesini genişletmiştir.
• Eserlerinde genellikle hayal kırıklığı, karamsarlık ve mutluluğa ulaşamama gibi bireysel ve içsel temaları işlemiştir.
• Gerçekçilik (Realizm) ve doğalcılık (Natüralizm) akımlarının edebi anlayışında belirgin etkileri görülmektedir.
• Romanlarında çevre betimlemelerine ve karakterlerin iç dünyasına yönelik derinlemesine ruh çözümlemelerine önem vermiştir.
• Cumhuriyet öncesi dönem eserlerinde ağır ve sanatlı bir dil kullanmış; Cumhuriyet sonrasında ise daha sade ve anlaşılır bir dil benimsemiştir.
• Romanlarında ağırlıklı olarak İstanbul ve Boğaziçi çevresi mekân olarak tercih edilmiştir.
• Hikâyelerinde ise Anadolu’yu ve kırsal yaşamı konu edinmiş, köy ve taşra gerçekliğine yönelmiştir.
• Romanlarında zengin, aydın ve entelektüel kesime mensup bireyleri merkeze almış; bu karakterleri toplumsal arka planları doğrultusunda konuşturmuştur.
• Hikâyelerinde yalın bir üslup benimsemesine karşın, romanlarında daha sanatlı ve ağır bir dil kullanmıştır.
• Anlatımında devrik ve eksiltili cümlelere sıkça yer vermiş; bu tercih, anlatımı klişelerden arındırma ve özgün bir ifade biçimi oluşturma amacı taşımıştır.
Batılı anlamda ilk romanlar: "Mai ve Siyah" ve "Aşk-ı Memnu"
İlk mensur şiir örnekleri: "Mezardan sesler" ve "Mensur şiirler."
Dipnot: Mensur şiirin nazım birimi yoktur, anlatımın temel birimi cümlelerdir. Halit Ziya'nın Mezardan Sesler, Mehmet Rauf'un Siyah İnciler, Yakup Kadri'nin Okun Ucundan adlı eserleri mensur şiirdir. Ancak mensur şiirde, ölçü, uyak, redif gibi biçimsel ögeler ön planda tutulmaz.
• Sanatın sanat için olması gerektiğini savunmuştur.
• Modern Türk romanının kurucusudur.
Sanatçının edebî kimliğini belirleyen temel özellikler şunlardır:
• Nesnel ve gözlemci bir anlatım tarzına sahiptir.
• Kültürel bir birikimle beslenen eserlerinde bireysel temalara yer vermiştir.
• Yazar kimliğini metnin önüne geçirmemiş, kişiliğini bilinçli olarak gizlemiştir.
• Dil kullanımında kendine özgü, orijinal sözcük dizimleri oluşturmuştur.
Eserleri
-
Sefile - Roman (sanatçının ilk romanı)
-
Nemide - Roman
-
Aşk-ı Memnu - Roman
-
Kırık Hayatlar - Roman
-
Mai ve Siyah - Roman
-
Ferdi ve Şürekası - roman
-
Bir Ölünün Defteri - Roman
-
Nesli Ahir - roman
-
Aşka Dair - Hikâye
-
Bir Şi'iri Hayal - Hikâye
-
Kadın Pençesi - Hikâye
-
Solgun Demet - Hikâye
-
Biz Yaz'ın Tarihi - Hikâye
-
Onu Beklerken - Hikâye
-
İhtiyar Dost - Hikâye
-
Bir Muhtıranın Son Yaprakları - Hikâye
-
Mezardan Sesler - Şiir
-
Mensur Şiirler - Şiir
-
Fare - Tiyatro
-
Kabus - Tiyatro
-
Füruzan - Tiyatro
-
Bir Acı Hikâye - Anı
-
Kırk Yıl - Anı
-
Saray ve Ötesi - Anı
-
Sanat'a Dair - Mekale ve Deneme
Mehmet Rauf
• Edebi anlayışı, realizm ve romantizm akımlarının etkisi altındadır.
• Döneminin diğer sanatçılarına kıyasla daha sade ve anlaşılır bir dil kullanmıştır.
• Türk edebiyatında ilk psikolojik roman denemesi olarak kabul edilen Eylül adlı eserinde derinlemesine ruhsal çözümlemelere yer vermiştir.
• Siyah İnciler adlı mensur şiir kitabı, edebi çevrelerde büyük beğeni toplamıştır.
• Roman tekniği açısından Halit Ziya Uşaklıgil’in etkisi görülmektedir.
• Tüm edebi eserlerinde aşk temasını merkeze almıştır.
• Tiyatro türünde de eserler vermiştir.
• Roman ve hikâyelerinde romantik aşklar, duygular, hayaller, hüzün ve karamsarlık gibi bireysel temaları işlemiştir.
• Kaleme aldığı metinlerde, kendi yaşamından izlere sıkça yer vermiştir.
• “Sanat için sanat” anlayışını benimsemiştir.
Eserleri
-
Eylül - roman
-
Bir Zambak Hikâyesi - roman
-
Siyah İnciler - şiir
-
Son Emel - öykü
-
Karanfil ve Yasemin - roman
-
Define - roman
-
Kan Damlası - roman
-
Harabeler - roman
-
Aşıkâne - öykü
-
Son Yıldız - roman
-
İhtizar - öykü
-
Ferda-yı Garam - roman
-
Sansar - tiyatro
-
Halas - roman
-
Kabus - roman
-
Genç Kız Kalbi - roman
-
Pençe - tiyatro
-
Ceriha - tiyatro
-
Cidal - tiyatro
Hüseyin Cahit Yalçın
• Gazetecilik, yazarlık ve siyasetle aktif olarak ilgilenmiştir. Sanat hayatına Mektep dergisinde başlayayıp, Ahmet Mithat'ın etkisiyle Nadide romanını yazarak, Servetifünun topluluğunun sanat ve edebiyat görüşlerini savundu.
• Realizm akımının etkisi altında kalmıştır.
• Eleştiri yazılarını Kavgalarım adlı eserinde bir araya getirmiştir.
• İlk dönem eserlerinde ağır ve sanatlı bir dil kullanmış; topluluğun dağılmasının ardından ise daha sade bir dile yönelmiştir.
• Fransız ve İtalyan edebiyatlarından yaptığı çevirileri Oğlumun Kütüphanesi başlığı altında toplamıştır.
• Romancılıkta Ahmet Mithat Efendi’nin etkisinde kalmıştır.
• Eski edebiyata karşı yeni edebiyatı savunmuştur.
• Hikâyeleri teknik açıdan yetersiz bulunmakla birlikte, olay anlatımı bakımından dikkat çekicidir.
• Edebiyat ile coğrafya arasında ilişki kurarak iklim koşullarının insan üzerindeki etkilerini incelemiştir.
• Ona göre edebiyat, bir araç değil, doğrudan bir amaçtır.
• “Sanat için sanat” anlayışını benimsemiştir.
Eserleri
-
Edebiyat ve Hukuk
-
Siyasi Hatıralar - anı
-
Hayal İçinde - roman
-
Hayat-ı Hakikiye Sahneleri
-
Kavgaların - eleştiri
-
Niçin Aldatırlarmış
-
Nadide - roman
-
Hayat-ı Muhayyel
Ahmet Hikmet Müftüoğlu
• Hikâye, roman, makale ve monolog türlerinde eserler vermiş çok yönlü bir edebiyatçıdır.
• Servet-i Fünun döneminde ağır ve sanatlı bir dil kullanmış; Millî Edebiyat dönemine geçişle birlikte dilini sadeleştirmiştir.
• 1911 yılında Millî Edebiyat hareketi doğrultusunda "Türkçülük" akımına yönelmiştir.
• Türk derneklerinin kurulmasında ve Türkçü dergilerin yayımında etkin rol oynamıştır.
• Kaleme aldığı Yeğenim adlı metin, Türk edebiyatının en tanınmış monolog örneklerinden biri olarak kabul edilmektedir.
Eserleri
-
Haristan ve Gülistan - öykü
-
Gönül Hanım - roman
-
Çağlayanlar - hikâye
Süleyman Nazif
• Hem şiir hem de düzyazı türlerinde verdiği eserlerle tanınan bir edebiyatçıdır.
• Malta sürgününde kaleme aldığı vatan temalı şiirleriyle de dikkat çekmiştir.
•Servet-i Fünun döneminde bireysel temalara yönelmiş; 1908 sonrasında ise toplumsal meselelere ağırlık vermiştir.
• Eserlerinde vatan, millet ve hürriyet gibi kavramlara sıklıkla yer vermiştir.
• En verimli ve etkili sanat dönemi, II. Meşrutiyet ve sonrasına tekabül eder.
• Namık Kemal’i düşünsel ve sanatsal anlamda bir örnek olarak benimsemiştir.
• Sanat anlayışı itibarıyla “sanat, sanat içindir” ilkesini benimsemiştir.
Eserleri
-
Çal Çoban Çal- makale
-
Firak-ı Irak- şiir
-
Gizli Figanlar- şiir
-
Batarya ile Ateş- şiir
-
İki Dost- makale
-
Malta Geceleri- şiir
Ahmet Şuayp
• Yalnızca tenkit türünde eser verdi.
• Batı'daki tenkit türlerini inceledi ve topluluğun tenkit tarzını oluşturdu.
Eserleri
-
Hayat ve Kitaplar (romantik tenkit)
Saffeti Ziya
• Sanat yaşamına hikâyeler yazarak başladı.
• Sanatçının ilk hikâyesi "Onların Ruhu"dur. Bu hikâye Servetifünun dergisinde yayımlanmıştır.
• Hanım Mektupları, Salon Köşeleri başka öyküler de kaleme almıştır.
• Servetifünun şairleri ve yazarları arasında tiyatroyla ilgilenen ve bu türde eser veren birkaç yazardan biridir.
Eserleri
-
Onların Ruhu - hikâye
-
Salon Köşeleri - hikâye
-
Hanım Mektupları - hikâye
Servet-i Fünun Dönemi Bağımsız Sanatçıları
Hüseyin Rahmi Gürpınar
• Ahmet Mithat Efendi’nin “halk için roman” anlayışını benimsemiş ve bu doğrultuda eserler vermiştir. Tanzimat Dönemi'nin halkçı yazarı Ahmet Mithat Efendi'nin "Tercüman-ı Hakikat" gazetesinde çalışmıştır.
• Realizm ve natüralizm akımlarının etkisi altında kalmıştır.
• Eserlerinde sade bir dil ve konuşma üslubu tercih etmiş, halkın anlayabileceği açık bir anlatım kullanmıştır.
• Tiyatro türünde de eserler kaleme alarak dramatik anlatı alanına katkı sunmuştur.
• Roman ve hikâyelerinde toplumsal eleştiri ile birlikte mizahî unsurları başarılı biçimde harmanlamıştır.
• Temel amacı, okuyucuyu hem eğlendirmek hem de eğitmek olmuştur.
• Özellikle İstanbul'u bütün yönleriyle, canlı ve gerçekçi biçimde eserlerine yansıtmıştır.
• Diyaloglarındaki başarı ve anlatımındaki canlılık, onu döneminin usta gözlemcilerinden biri yapmıştır.
• Toplumu yakından gözlemleyerek, gülünç ve aksayan yönleri eserlerinde dikkatle işlemiştir.
• Romanlarında, zaman zaman olay akışını keserek bilgi verdiği için eserleri teknik bakımdan kusurlu kabul edilmiştir.
• Eserlerinde aşırı hırslı, zengin, züppe, cahil gibi karakter tiplerine sıkça yer vermiştir.
• Yanlış batılılaşma, eski-yeni çatışması, aile içi sorunlar, ruhsal bunalımlar ve batıl inançlar gibi temaları işlemiştir.
• Deneysel roman anlayışı çerçevesinde karakterlerini, bir bilim insanının nesnelliğiyle; onların doğal ve toplumsal çevreleri ile kalıtsal özelliklerini göz önünde bulundurarak çözümlemiştir.
• Deneysel roman yöntemiyle kaleme aldığı başlıca eserleri arasında "Mürebbiye", "Hayattan Sayfalar" ve "Ben Deli Miyim?" yer almaktadır.
Eserleri
-
Gulyabani-roman
-
Nimet Şinas - roman
-
Kokotlar Mektebi - roman
-
Cadı - roman
-
Şıpsevdi - roman
-
Şık - roman
-
Mürebbiye - roman
-
Kaynanam Nasıl Kudurdu? - roman
-
İnsanlar Maymun muydu? - roman
-
Ölüler Yaşıyor mu? - roman
-
Ölüm Bir Kurtuluş mudur? - roman
-
Tesadüf - roman
-
Hakka Sığındık - roman
-
Utanmaz Adam - roman
-
Cehennemlik - roman
-
Can Pazarı - roman
-
Metres - roman
-
İffet - roman
-
Billur Kalp - roman
-
Sevda Peşinde - roman
-
Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç - roman
-
İki Hödüğün Seyahati - hikâye
-
Ben Deli Miyim? - roman
-
Nimet Şinas - roman
Ahmet Rasim
• Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın roman alanında gerçekleştirdiği toplumsal gözlemleri, Ahmet Rasim daha çok gazete yazıları aracılığıyla ortaya koymuştur.
• Ahmet Rasim, mekânlarıyla, kişileriyle, geçmişiyle anlattığı İstanbul için bir tür "şehir tarihçisi" olarak görülebilir.
• Fıkra türünün Türk edebiyatındaki ilk önemli temsilcisi olarak kabul edilir.
• Kaleme aldığı yazılar, çoğunlukla sohbet havasında, okuyucuyla doğal bir diyalog kurarcasına yazılmıştır.
• Sosyal fayda anlayışına bağlı olan yazarın en dikkat çekici yanı elbette kullandığı dildir. Bu dil, sokağın dilidir
• Popüler, halkçı bir sanatkâr olarak İstanbul'u gerçek yanlarıyla edebiyata taşıyan kişi olmuştur. Bu konulara felsefi bir pencereden bakmaz. Herhangi felsefi inanışa ya da edebî anlayışa bağlı olduğu için değil, öyle gördüğü, öyle algıladığı için yazar.
• İstanbul'un meyhaneleri, dolandırıcıları, fahişeleri, mahalleleri, çarşıları, pazarları onun eserlerinde gerçekçi biçimde anlatılır.
• Kısa cümleler, sade, yalın ve açık bir anlatım biçimiyle dikkat çeker.
• Ahmet Mithat Efendi'nin "Tercüman-ı Hakikat" gazetesinde yazarlık yapmış ve onun yolundan gitmiştir.
• Yazı dilinde İstanbul Türkçesi ve günlük konuşma dili hâkimdir.
• Hüseyin Rahmi ile birlikte, mizahî içerikli “Boşboğaz” adlı bir dergi yayımlamıştır.
• Roman, hikâye, anı, tarih, coğrafya, gezi, sohbet ve dil bilgisi gibi birçok farklı türde eserler kaleme alarak çok yönlü bir edebî kimlik sergilemiştir.
• Edebiyat-ı Cedide topluluğunu eleştirmesinin temel nedeni, bu sanatçıların Batılılaşma yönelimlerine karşı duyduğu tepkidir.
• Zekâi Dede’den musiki eğitimi almış, aynı zamanda beste çalışmaları da yapmıştır.
Eserleri
-
Muharrir Bu Ya- Deneme (Nesir)
-
Mektep Arkadaşım- Roman
-
Asker Oğlu- roman
-
Hamamcı Ülfet- roman
-
Endişe-i Hayat- roman
FECRİATİ DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI
(Fecr-i Âtî Encümeni Edebisi)
Fecr-i Âtî Encümeni 11 Şubat 1325'te kurulur (Hicri Takvim'e göre). Encümen bir beyannameyle ilkelerini, amaçlarını ve üyelerini duyurur. Encümen üyeleri dönemin dergilerinde edebî ürünlerini yayımlar. Bunlarda "sanat şahsî ve muhteremdir" ilkesine sadık kalmaya çalışır. Bu ilkeyle onlar, hem edebî eserin özel yapısının, estetik değerinin olduğunu savunurken hem sanatçıyı neyi, nasıl işleyeceği noktasında serbest bırakır. Encümen Batı'daki edebî okullar gibi çeşitli mekânlarda edebî sohbetler yapar, edebî ürünleri tartışır, encümene üye kaydeder, iki kez üst üste toplantılara katılmayanların üyeliklerini düşürür, başkan seçer. Encümen kadar dört başkan değiştirir. Encümeninin bu faaliyetlerinin amacı II. Meşrutiyet'le popülariteye ve gündelik ucuz siyasî konulara yönelen edebiyata tekrar estetik duyuş ve düşünüş kazandırmaktır. Bu nedenle onlar, ürünler yayınladıkça dönemin edebiyat muhitinde tepkiler alır. Bunlara cevap verdikçe encümenle diğer edipler arasında polemikler yaşanır. Encümen edebî faaliyetlerini yürütürken Osmanlı'nın Batı devletleri tarafından paylaşılmak istenmesi, edebiyatı millî bir karaktere büründürür. Bu da "sanat şahsî ve muhteremdir" ilkesini benimseyen encümeni olumsuz yönden etkiler. Bu nedenle encümen üyelerinin bir kısmı, millî bir edebiyatı savunan ediplere katılır. Ayrıca encümenin sanatkârı; neyi, nasıl işleyeceği noktasında serbest bırakması onun dağılışını kolaylaştırır. Bu nedenle Ağustos 1328'den sonra encümeninin tamamen dağıldığı görülür. Fecr-i Âtî Encümeni üç yıl gibi kısa bir sürede önemli edebî eserler ortaya koyar. Ayrıca Cumhuriyet dönemi edebiyatında önemli ediplerin bir kısmı Fecr-i Âtî Encümeni 'nde ve onun çevresinde yetişir. (Şen, C. (2012). Fecr-i Âti Encümen-i Edebisi (1909–1912) (Yayımlanmamış yüksek lisans tezi). Gazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, Yeni Türk Dili ve Edebiyatı Bilim Dalı.)
II. Meşrutiyet’in ilanıyla birlikte II. Abdülhamid döneminde faaliyetlerini yeraltında sürdüren mecmua ve gazeteler yer yüzüne çıkar. Gerek bu mecmua ve gazetelerde tefrika edilen, gerekse kitap olarak yayınlanan edebi eserler gündelik, ucuz siyasi ve toplumsal konuları tem edinir. İşte Fecr-i Ati Encümeni bu ortamda kurularak edebiyatın belirli bir üst düzey duyuş ve düşünüş estetiği olduğunu hatırlatır. Fecr-i Ati şair ve yazarları başlangıçta II. Abdülhamid aleyhtarı İttihad ve Terakki Fırkası sempatizanıdır. Lakin encümen üyesi Ahmet Samim’in öldürülüşü Fecr-i Ati ile İttihad ve Terakki Fırkası’nın arasını açar. Fecr-i Ati de edebiyatta yeniliği savunduğundan II. Meşrutiyet yıllarında çeşitli grupların hedefi haline gelir. Fecr-i Ati ediplerinin toplandıkları Hilal Gazetesi baskına uğrar. Hâlbuki onlar dönemin siyasi karışıklığından daima uzak kalmaya çalışır. Fecr-i Ati Encümeni, bünyesine topladığı yirmi dört şair ve yazarıyla neredeyse II. Meşrutiyet dönemi edebiyatını tek başına temsil eder. Bu yazar ve şairler daha sonra Millî Edebiyat ve Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatının önemli isimleri olur. (Şen, C. (2008). FECR-İ ÂTÎ ENCÜMEN-İ EDEBÎSİ. Uşak Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 1(1), 79-93. https://doi.org/10.12780/UUSBD7)
Mektepte san’at-ı ilâhinin etrafında heyecan-ı aşk ile toplanmış birkaç arkadaştık. Ahmet Haşim, Refik Halid, Hamdullah Suphi, Emin Bülend ve Tahsin Nahid bu zümrede bulunuyorlardı. Birbirimizin yazılarını okur, bazen mübalağalı metheder ve ekseriye yine mübalağalı tenkit ederdik. (MEB)
Dönemin Genel Özellikleri
• Fecrî Âti topluluğu, Servetifünun Edebiyatı’na bir tepki olarak edebiyat sahnesine çıkmıştır.
• Edebiyat-ı Cedide sanatçılarını, yeterince Batılılaşamamakla eleştirerek kendilerini bu anlayışın ötesinde konumlandırmaya çalışmışlardır; ancak edebî anlamda Servetifünun’un çizdiği sınırların ötesine geçememişlerdir.
• Bir bildiri ile edebiyat sahasına çıktılar. Bildirilerinde amaçlarını "Dilin, edebiyatın, yazınsal ve toplumsal bilimlerinin ilerlemesine hizmet etmek, gelişip büyüyen yetenekleri bağrında toplayarak birlik ve topluluğun doğuracağı güçle yetkinleşmek, düşünceleri aydınlatmak" olarak açıkladılar.
• Dönemin edebî anlayışında, “Sanat, sanat içindir” ve “Sanat, şahsî ve muhteremdir” ilkeleri temel alınmıştır.
• “Fecrî Âti”, “geleceğin aydınlığı” anlamına gelmektedir.
• Topluluğun dil anlayışı, ağır, süslü ve sanatlı bir üsluba dayanır.
• Hece ölçüsünü “köylü vezni” olarak nitelendirip küçümsemiş, bunun yerine aruz ölçüsünü tercih etmişlerdir.
• Batı edebiyatı, özellikle de Fransız edebiyatı yoğun biçimde etkili olmuştur; bu da Batı'yı taklit eğilimlerini artırmıştır.
• Kısa ömürlü bir topluluk olan Fecrî Âti, 1909 yılında kurulmuş, ancak 1911 yılında dağılarak edebiyat sahnesinden çekilmiştir.
Dönemin Temsilcileri
Ahmet Haşim
• “Akşam şairi” unvanıyla anılan sanatçı, şiirlerinde akşam, şafak, karanlık, mehtap, gurup, gece, yıldızlar ve ormanlar gibi imgeleri sıklıkla kullanmıştır.
• Sanat anlayışında “Sanat, sanat içindir” ilkesi belirgin bir şekilde yer edinmiştir.
• Şiirlerinde, dış dünyanın gözlemlerinin bireyin iç dünyasındaki izlenimlerine dönüşmesi esas alınmıştır.
• Parlak zekâsı ve kendine özgü imgeleriyle, edebiyatımızda orijinal bir şair olarak öne çıkmıştır.
• “Hayâl-i Aşkım” adlı şiiri, kaleme aldığı ilk şiiridir.
• Düz yazılarında sade, açık ve anlaşılır bir dil tercih etmiştir.
• Şiirlerinde serbest müstezat biçimine de yer vermiştir.
• “Piyale” adlı şiir kitabının ön sözü olan “Şiir Hakkında Bazı Mülâhazalar”, şairin poetikasını yansıtan önemli bir metindir. (Bu önsöz, geçmiş yıllarda ÖSYM tarafından soru olarak da değerlendirilmiştir.)
• Eserlerinde, özellikle Sembolizm ve Empresyonizm (İzlenimcilik) akımlarının etkileri açık biçimde gözlemlenir.
Eserleri
-
"Merdiven" - şiir
-
"Piyale" - şiir
-
"O Belde" - şiir
-
"Göl Saatleri" - şiir
-
"Gurabahane-i Laklakhan" - deneme
-
"Frankfurt Seyahatnamesi" - gezi
Bu Dönemin Diğer Sanatçıları:
-
Fazıl Ahmet Aykaç, İzzet Melih Devrim,
-
Cemil Süleyman, Şahabettin Süleyman,
-
Emin Bülent Serdaroğlu, Tahsin Nahit,
-
Bu sanatçıların dili de ağır ve karmaşıktır.
Emin Bülent Serdaroğlu
• Victor Hugo'nun Mavi Gözlü Yunan Çocuğu eserine karşı yazdığı Kin adlı şiiriyle çok geniş yankılar uyandırdı.
Müfit Ratip
• Tiyatro hareketleriyle yakından ilgilendi.
• Tiryaki Hasan Paşa, Kanije Müdafaası adlı oyunları yazdı.
Tahsin Nahit
• Şair ve oyun yazarıdır.
• Adalar, Kamer ve Zühre Şairi olarak anılmış, genellikle aşk ve kadın temalarını işlemiştir.
MİLLÎ EDEBİYAT DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI
“Millî Edebiyat Dönemi”, genellikle 1911’de Genç Kalemler dergisi ile başlatılan “Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı”nın ortaya çıktığı 1923 yılına kadar devam eden bir edebî sürecin adıdır. Bu edebî dönemin başlıca temsilcileri; Mehmed Emin Yurdakul, Ömer Seyfettin, Ali Canip Yöntem ve Ziya Gökalp’tir. “Millî Edebiyat Dönemi” için bu dönemsel algılayış dışında bir de “Milliyetçi veya Türkçü Edebiyat” ve “Millî Edebiyat Kavramı” ibareleri de kullanılmaktadır. Bütün bu ifadeler, değişik yönleriyle birbirinin içine girmiş ve zaman zaman birbirleriyle karıştırılan bir anlam ve kavram dünyasına sahiptirler. (Dayanç, M. (2012). Millî Edebiyat Dönemi, Milliyetçi Edebiyat ve Millî Edebiyat Kavramı Üzerine Düşünceler. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 13(1), 91-103. https://izlik.org/JA62XJ83XM))
Dönemin Genel Muhtevası
1911 yılında Selanik'te çıkarılan "Genç Kalemler" dergisinde Ziya Gökalp, Ömer Seyfettin ve Ali Canip Yöntem millî bir edebiyat oluşturabilmek için millî bir dile ihtiyaç duyulduğunu savunurlar. Yazı dilinin konuşma diline yaklaşması, Arapça ve Farsça dil bilgisi kurallarının yerine Türkçe karşılıklarının kullanılması gibi ilkeler etrafında başlattıkları "Yeni Lisan Hareketi" etkili olur ve Türkçe bu dönemden başlayarak sadeleşme yolunda köklü bir değişim sürecine girer.
Dönemin Özellikleri
• 1911 yılında Selanik’te doğan bu edebî hareket, Türk edebiyatında önemli bir kırılma noktasıdır.
Dönemin öncü isimleri Ömer Seyfettin, Ali Canip Yöntem ve Ziya Gökalp olmuştur.
• Eserlerde İstanbul Türkçesi (İstanbul ağzı) esas alınmış; dilde sadeleşme hedeflenmiştir.
• Ömer Seyfettin, “Yeni Lisan” başlıklı makalesinin ön sözünde, bu edebî anlayışın temel ilkelerini ortaya koymuştur.
• Türkçülük akımı, bu dönemin ideolojik temelini oluşturur. “Türk Ocağı”, “Türk Yurdu” ve “Türk Derneği” bu anlayışın kurumsal yapı taşlarıdır.
• Hece ölçüsü kullanımı teşvik edilmiş, aynı zamanda yalın ve açık bir Türkçe benimsenmiştir.
• Hem roman hem de hikâye türleri, teknik açıdan bu dönemde olgunluk kazanmıştır.
• Dil anlayışı bakımından, Arapça ve Farsça kökenli kelimeler terk edilerek yerine öz Türkçe sözcükler tercih edilmiştir.
• Bununla birlikte, Türkçeleşmiş ve halk arasında yerleşik hâle gelmiş olan Arapça-Farsça kökenli sözcükler, kullanılabilir kabul edilmiştir.
• Edebiyat, bu dönemde “sanat toplum içindir” anlayışı doğrultusunda şekillenmiştir.
Dönemin Sanatçıları
Refik Halit Karay
• Edebî hayatına Fecr-i Ati Topluluğu bünyesinde başlamış, sonrasında Millî Edebiyat Dönemi'ne dâhil olmuştur.
• Eserlerinde derin betimlemeler, mizahî unsurlar ve eleştirel bir yaklaşım dikkat çeker.
• Anlatımında sade, açık ve yalın bir dil tercih etmiştir.
• “Kirpi” mahlasıyla siyasal mizah yazıları kaleme almış; bu yazılarında ince zekâ ve eleştirel bir bakış öne çıkmıştır.
• Aydede adlı mizah dergisini yayımlamıştır.
• Realizm akımının etkisinde kalmış; olay ve kişilerde gerçekliğe önem vermiştir.
• Türk hikâyeciliğine, konu çeşitliliği ve toplumsal derinlik kazandırmıştır.
• Eserlerinde içsel çözümlemelerden ziyade gözlem ön plandadır; bu yönüyle üstün bir gözlem gücüne sahip olduğu görülür.
• Kıvrak ve sürükleyici anlatımı, başarılı tasvirlerle desteklenmiştir.
• Romanlarında “memleket” temasına sıklıkla yer vermiştir.
• Onun edebî kişiliği, “memleket hikâyeciliği” kavramıyla özdeşleşmiştir.
• Kahramanları genellikle Anadolu kadınları, kasaba memurları, köylüler ve köy imamları gibi toplumun çeşitli katmanlarından seçilmiştir.
• “Sanat toplum içindir” anlayışını benimseyen yazar, eserlerinde bu ilkeyi yansıtmıştır.
Eserleri
-
Kirpinin Dedikleri
-
Dişi Örümcek
-
Nilgün
-
Son Kadeh
-
Guguklu Saat
-
Anahtar
-
Deli
-
Çete
-
Bugünün Saraylısı
-
Yezid'in Kızı
-
İstanbul'un İç Yüzü
-
Sürgün
-
Memleket Hikâyeleri
-
Gurbet Hikâyeleri
-
Yeraltında Dünya var
-
Kadınlar Tekkesi
Ömer Seyfettin
• Ömer Seyfettin, Türk edebiyatında olay hikâyeciliğinin en önemli temsilcisi olarak kabul edilmiştir.
• Gözlem, realizm, sade dil ve Türkçülük yazarın edebî kimliğini tanımlayan temel unsurlar arasında yer alır.
• Hikâye yazarlığını bir meslek hâline getirmiş; toplamda yaklaşık 140 hikâye kaleme almıştır.
• Yazılarını Türk Yurdu, Yeni Mecmua ve Genç Kalemler gibi dönemin önemli dergilerinde yayımlamıştır.
• “Yeni Lisan” başlıklı makalesiyle Millî Edebiyat akımının bildirgesini ortaya koymuştur.
• Küçük hikâyeyi, edebî anlamda bağımsız bir tür hâline getirmiştir.
• İlyada ve Kalavela destanlarını Türkçeye çevirmiştir.
• Eserlerinde psikolojik çözümlemelere yer vermemiştir; karakterlerin iç dünyasından ziyade, dışsal olaylara odaklanmıştır.
• Kaleme aldığı hikâyeler çoğunlukla beklenmedik sonlarla tamamlanmıştır.
• Türk tarihi, çocukluk anıları, Anadolu efsaneleri, yanlış inanışlar ve hurafeler ile millî duygu ve düşünceler, yazarın işlediği başlıca temalar arasında yer alır.
• Eserlerinde, “sanat toplum içindir” anlayışı belirleyici olmuştur.
Eserleri
-
Aşk Dalgaları
-
Efruz Bey
-
Bahar ve Kelebekler
-
Yüksek Ökçeler
-
Pembe İncili Kaftan
-
Beyaz Lale
-
Harem
-
İlk Düşen Ak
-
Kaşağı
-
Bomba
-
And
-
Kızıl Elma Neresi
-
Yalnız Efe
-
Gizli Mabed
-
Ashab-ı Kehfimiz
Halide Edip Adıvar
• Sanatçı, meslekî kariyerinde İngiliz Dili ve Edebiyatı profesörü olarak görev yapmıştır.
• Kurtuluş Savaşı yıllarında, millî duyguları önceleyen romanlar kaleme almıştır.
• Onbaşı ve çavuş rütbelerine sahip olan sanatçı, Millî Mücadele’ye doğrudan katılmış, aktif görev almıştır.
• Nutuklarıyla halk üzerinde derin bir etki bırakmış, toplumsal bilinci güçlendirmiştir.
• Eserlerinde kadın karakterler ön planda yer almakta; güçlü kadın figürleri dikkat çekmektedir.
• Romanlarında karakterlerini, yaşadıkları çevrenin sosyo-kültürel özelliklerine uygun biçimde konuşturmuştur.
• Realizm akımının etkileri, sanatçının eserlerinde açıkça görülmektedir.
• Gözleme dayalı bir anlatım benimseyen yazar, eserlerinde konuşma dilini ön planda tutmuştur.
• Dili zaman zaman özensiz olarak nitelense de; betimleme ve ruh tahlilleri konusunda oldukça başarılıdır.
• Eserlerinde Türkçülük düşüncesi, belirgin bir yer tutar ve bu ideoloji temsili olarak öne çıkar.
Konularına göre çeşitli romanlar kaleme almıştı:
• Kadının aile içerisindeki konumu, sanatçının eserlerinde temel temalardan biri olarak öne çıkar.
• Aşk ve kadın psikolojisi temalarını işlediği başlıca romanları şunlardır: "Heyula, Raik'in Annesi, Seviye Talip ve Handan."
• Savaşın toplumsal etkileri bağlamında kadının toplumdaki yeri ise şu eserlerinde derinlikli biçimde ele alınmıştır: "Yeni Turan, Ateşten Gömlek, Mev'ud Hüküm ve Sinekli Bakkal."
Eserleri
-
Ateşten Gömlek
-
Vurun Kahpeye
-
Türk'ün Ateşle İmtahanı
-
Dağa Çıkan Kurt
-
Kenan Çobanları
-
Sinakli Bakkal
-
Handan
-
Maske ve Ruh
-
Tatarcık
-
Mor Salkımlı Ev
-
Kalp Ağrısı
-
İzmir'den Bursa'ya
Ziya Gökalp
• Millî Edebiyat’ın düşünsel temellerinden biri olan Türkçülük fikrini sistemleştirmiş; bu yönüyle ilk Türk sosyologlarından biri olarak kabul edilmiştir. Aynı zamanda milliyetçi edebiyatın Turancılık hareketi doğrultusundaki öncülerindendir.
• Şiirlerinde önceleri aruz ölçüsünü, sonraları ise hece ölçüsünü tercih etmiştir.
• Didaktik (öğretici) bir üslup benimsemiş, dilde sadelikten yana tavır almıştır.
• Dile büyük önem atfetmiş; dilin sadeleşmesi ve millîleşmesi yönünde katkılar sunmuştur.
• Şiiri, düşünceleri aktarmanın bir aracı olarak görmüş; bu doğrultuda “şiir için değil, şuur için” anlayışını savunmuştur.
• Destan formunda şiirler kaleme almış; ayrıca masal niteliği taşıyan manzum eserler de vermiştir.
• Günlük konuşma dili ile yazı dili arasında uyum sağlamaya çalışmış; halkın anlayabileceği bir dil kullanmaya özen göstermiştir.
• Sanat yaşamının başlarında Divan edebiyatı nazım biçimlerine, sonraları ise halk edebiyatı nazım şekillerine yönelmiştir.
• Halk arasında yerleşik olan kelimeleri, “Türkçeleşmiş Türkçe” olarak adlandırmış ve bu anlayışı savunmuştur.
Eserleri
-
Yeni Hayat-şiir
-
Kızıl Elma-şiir
-
Altın Işık -şiir
-
Malta Mektupları
-
Türkleşmek İslamlaşmak Muasırlaşmak
-
Türk Medeniyet Tarihi
-
Türk Yöresi
-
Türk Ahlakı
-
Doğru Yol
-
Türkçülüğün Esasları
Ali Canip Yöntem
• Genç Kalemler dergisinde başyazarlık görevini üstlenmiştir.
• Yeni Lisan hareketinin öncülerindendir ve bu anlayışın savunuculuğunu yapmıştır.
• Edebiyat incelemeleri kaleme almış, bu alandaki çalışmalarıyla tanınmıştır.
• Makaleleri ve edebiyat tarihçiliğiyle edebiyat çevrelerinde önemli bir yer edinmiştir.
• Şiirlerinde başlangıçta aruz ölçüsünü tercih etmiş, sonrasında ise hece ölçüsüne yönelmiştir. Dilde sadeleşmeyi benimsemiştir.
• Edebi yaşamına Fecr-i Ati topluluğu içerisinde başlamış, daha sonra Millî Edebiyat anlayışı doğrultusunda eserler vermiştir.
Eserleri
-
Geçtiğim Yol
-
Milli Edebiyat Meselesi ve Cenap Beyle Münakaşalarım
Reşat Nuri Güntekin
• Sanatçı, Hayrettin Rüştü, Sermet Ferit ve Mehmet Ferit gibi çeşitli müstear adlar kullanmıştır.
• Eserlerinde psikolojik çözümlemelere başarılı bir şekilde yer vermiştir.
• Yurdun farklı bölgelerinden izlenimlere, olumlu ya da olumsuz toplumsal manzaralara, canlı diyaloglara, bozulan insanî değerlere, yanlış batılılaşma eğilimlerine, batıl inançlara ve mizahi unsurlara sıkça yer vermiştir; bu ögeler yazarın eserlerinde öne çıkan başlıca konu ve teknikler arasında yer alır.
• Realizm (gerçekçilik) akımından etkilenmiştir.
• Eserlerinde olumsuz karakterleri sert bir dille eleştirmiştir.
• Tiyatro, öykü, deneme gibi farklı türlerde eser vererek çok yönlü bir sanatçı kimliği ortaya koymuştur.
• Anlatımında yalın ve sade bir dil kullanmayı tercih etmiştir.
Eserleri
-
Yaprak Dökümü-roman
-
Bir Kadın Düşmanı-roman
-
Son Sığınak-roman
-
Yeşil Gece-roman
-
Damga-roman
-
Değirmen-roman
-
Acımak-roman
-
Miskinler Tekkesi-roman
-
Eski Hastalık-roman
-
Kavak Yelleri-roman
-
Dudaktan Kalbe-roman
-
Kan Davası-roman
-
Yeşil Gece-roman
-
Harabeleri Çiçeği-roman
-
Çalıkuşu-roman
-
Tanrı Misafiri-öykü
-
Sönmüş Yıldızlar-öykü
-
Leyla ile Mecnun-öykü
-
Olağan İşler-öykü
-
Balıkesir Muhasebecisi-tiyatro
-
Tanrı Dağı Ziyafeti-tiyatro
-
Anadolu Notları-gezi
Yakup Kadri Karaosmanoğlu
• Yahya Kemal ile birlikte Nev-Yunanilik akımına yönelmiştir.
• Eserlerinde temel tema, Türk toplumunun yaşam biçimi ve karşı karşıya kaldığı toplumsal sorunlardır.
• Gerçekçilik (Realizm) akımından etkilenmiş; güçlü gözlem yeteneğiyle dikkat çekmiştir.
• Karakter tahlillerinde başarılıdır; bireylerin ruhsal ve sosyal yönlerini etkili bir biçimde yansıtmıştır.
• Kadro dergisinin yazarları arasında yer almıştır.
• Çok yönlü bir sanatçıdır; hikâye, şiir, tiyatro, anı, makale ve deneme gibi farklı türlerde eserler kaleme almıştır.
• “Irmak romanları” olarak anılan roman dizisinde, Tanzimat’tan Cumhuriyet’e kadar uzanan tarihsel süreci ele almıştır.
Eserleri
-
Kiralık Konak-roman
-
Hüküm Gecesi-roman
-
Hep O Şarkı-roman
-
Bir Sürgün-roman
-
Nur Baba-roman
-
Anamın Kitabı-anı
-
Sodom ve Gomore - roman
-
Ankara-roman
-
Panorama - roman
-
Panorama - roman
-
Yaban-roman
-
Erenlerin Bağından-şiir
-
Okun Ucundan-şiir
-
Milli Savaş Hikâyeleri-öykü
-
Zoraki Diplomat-anı
-
Bir Serencam
Mehmet Emin Yurdakul
• Millî bir kimliğe sahip olan Türk şairidir; "millî şair" unvanıyla anılmaktadır.
• Türk Yurdu dergisinin kurucuları arasında yer almıştır.
• Türkçülük düşüncesine halkçı bir boyut kazandırmıştır.
• Şiiri, Mehmet Akif Ersoy ve Tevfik Fikret gibi düzyazıya yaklaştırarak daha yalın ve doğrudan bir anlatım tarzı benimsemiştir.
• Şiirlerinde bireysel duygulardan ziyade toplumsal temalar ön plandadır.
• Batı edebiyatına özgü nazım biçimlerinden de yararlanmıştır.
• Eserlerinde hece ölçüsünü kullanmış; didaktik bir içerik ve sade bir dil tercih etmiştir.
• Üslubu hem yalın hem de coşkuludur.
• Şiir anlayışında biçimsel yeniliklere gitmiş; üçlük, altılık ve sekizlik bent yapıları kullanmıştır.
• Sanat anlayışında “sanat toplum içindir” ilkesi ön plandadır.
Eserleri
-
Ordunun Destanı
-
Ey Türk Uyan
-
Cenge Giderken
-
Tan Sesleri
-
Türkçe Şiirler
-
Zafer Yolunda
-
Türk Sazı
Hamdullah Suphi Tanrıöver
• “Millî hatip” unvanıyla anılmış; Mehmet Akif Ersoy’u İstiklal Marşı’nı kaleme almaya teşvik etmiş ve marşı Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünde ilk kez kendisi seslendirmiştir.
• Edebî ve düşünsel kimliğinde Türkçülük ve milliyetçilik akımlarının etkisi belirgindir.
• Hitabet gücü yüksek, etkileyici söylev ve nutuklarıyla tanınan bir isimdir.
• Edebiyat yaşamına Fecr-i Ati topluluğu içerisinde başlamış; daha sonra Millî Edebiyat anlayışına yönelmiştir.
Eserleri
-
Günebakan
-
Dağ Yolu
Mehmet Fuat Köprülü
• Tarih ve edebiyat alanlarında önemli araştırmalara imza atmıştır.
• Divan şiiri ve halk şiiri üzerine kapsamlı incelemeler gerçekleştirmiştir.
• Akademik unvanı profesör olup, aynı zamanda devlet kademesinde bakanlık görevinde de bulunmuştur.
• Edebî yaşamına Fecr-i Ati topluluğu içinde başlamış; sonrasında Millî Edebiyat Dönemi’nde de eserler vermeye devam etmiştir.
• Hece ölçüsüyle yazdığı, duygu yüklü şiirleriyle edebiyat dünyasında kendine özgü bir yer edinmiştir.
Eserleri
-
Türk Edebiyatı Üzerine Araştırmalar
-
Türk Edebiyatı Tarihi
-
Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu
-
Divan Edebiyatı Antolojisi
-
Türk Saz Şairleri
-
Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar
Musahipzade Celal
• Toplumsal eleştiriyi ön plana çıkaran tiyatro eserleri kaleme almıştır.
• Oyunlarının konularını ağırlıklı olarak Osmanlı tarihinden seçmiştir.
• Tiyatro yapıtları, töre komedisi niteliği taşımaktadır.
• Sahneleme unsurlarına, özellikle kostüm ve dekor düzenlemelerine büyük önem vermiştir.
• Karakterlerini, ait oldukları dönemin sosyal ve dilsel özelliklerine uygun biçimde konuşturmuştur.
• Teknik açıdan bazı oyunlarında yapı bakımından eksiklikler görülmektedir.
• Hafif müzik eşliğinde sahnelenen tiyatrolara da yer vermiştir.
• Oyunlarında siyasal ve belgesel nitelikler dikkat çekmektedir.
• “Sanat toplum içindir” anlayışı tiyatro görüşünün temelini oluşturur.
Eserleri
-
Bir Kavuk Devrildi-tiyatro
-
İstanbul Efendisi - tiyatro
-
Atlı Ases - tiyatro
-
Aynaroz Kadısı - tiyatro
-
Macun Hokkası - tiyatro
-
Köprülüler - tiyatro
-
Fermanlı Deli Hazretleri - tiyatro
Halide Nusret Zorlutuna
• Kaleme aldığı şiirlerde kendi yaşamından izlere sıkça yer vermiştir.
• Her ne kadar aruz ölçüsüyle de şiirler yazmış olsa da, asıl ününü hece ölçüsüyle kaleme aldığı şiirlerle kazanmıştır.
• Serbest nazım biçimiyle yazılmış şiirleri de bulunmaktadır.
• Eserlerinde başlıca temalar arasında aşk, yurt güzellikleri ve mistik bir atmosfer ön plana çıkar.
• Güçlü bir gözlem yetisine sahiptir; şiir, roman ve öykü türlerinde eserler vererek çok yönlü bir sanatçı kimliği ortaya koymuştur.
• 1983 yılında “Ümmü’l-Muharrirât” (Yazarların Annesi) unvanına layık görülmüştür.
• Sanat anlayışında “sanat toplum içindir” ilkesi belirgin bir şekilde hissedilmektedir.
Eserleri
-
Geceden Taşan Dertler - şiir
-
Yayla Türküsü - şiir
-
Ellerim Bomboş - şiir
-
Beyaz Selvi - roman
-
Git Bahar - şiir
Millî Edebiyat Döneminin Diğer Sanatçıları
-
İbnürrefik Ahmet Nuri Sekizinci
-
Neyzen Tevfik Kalaylı
Millî Edebiyat Dönemi Bağımsız Sanatçıları
Yahya Kemal Beyatlı (Ahmet Agâh)
• Şiirlerinde temel tema Osmanlı tarihi ve medeniyetidir.
• Parnasizm ve Nev-Yunanîlik akımlarından etkilenmiştir.
• Neo-klasik etkiler de şiirlerinde görülür.
• Dil ve üsluba büyük önem vermiştir.
• Toplumsal konulara yer vermemiştir.
• Şarkı, rubai, gazel gibi geleneksel nazım biçimlerinin yanı sıra Batılı nazım biçimlerini de kullanmıştır.
• Kendine özgü, özgün bir şiir anlayışı geliştirmiştir.
• Aruz ölçüsünü Türkçeye uyarlayarak "Türk aruzu"na dönüştürmüştür.
• Mehmet Akif ve Tevfik Fikret’in aksine nazmı nesirden uzaklaştırmıştır.
• Musikiye verdiği önemle Sembolizm’e yaklaşır.
• Divan şiirini çağdaş bir anlayışla yeniden yorumlamıştır.
• Eski şiir geleneğini modern biçimde yaşatmıştır.
• “Esersiz şair” olarak anılır; eserleri ölümünden sonra yayımlanmıştır.
• Şiiri “kelime işçiliği” olarak tanımlamıştır.
• Akıncılar ve Mohaç Türküsü gibi epik şiirler yazmıştır.
• Aşk, lirizm, ölüm kaygısı ve sonsuzluk arzusu gibi temaları işlemiştir.
• Biçim mükemmelliği şiir anlayışının temel ilkelerindendir.
Eserleri
-
Eski Şiirin Rüzgarlarıyla-şiir
-
Eğil Dağlar-deneme
-
Akıncılar-şiir
-
Rubailer-şiir
-
Kendi Gök Kubbemiz-şiir
-
Sessiz Gemi-şiir
-
Aziz İstanbul-deneme
-
Siyasi ve Edebi Hatıralarım-anı
-
Siyasi ve Edebi Portreler
-
Ok-şiir/Hece ölçüsüyle yazdığı tek şiiri.
Mehmet Akif Ersoy
• Millî şair olarak tanınır; sanat anlayışı İslamcılık ve toplumsal fayda temellidir.
• İstiklal Marşı’nı kahraman Türk ordusuna ithaf etmiştir.
• Gerçekçi, didaktik bir üslup benimsemiş; konuşma diliyle birlikte zaman zaman ağır bir dil de kullanmıştır.
• Sırat-ı Müstakim ve Sebilü’r-Reşad adlı dergileri çıkarmıştır.
• Batıcılık ve Türkçülük akımlarına karşıdır.
• Manzum hikâyeler kaleme almıştır.
• Arapça, Farsça ve Fransızcadan çeviriler yapmıştır.
• Cehalet, akılsızlık, taklitçilik, yoksulluk ve inançsızlık temel temalarındandır.
• Divan edebiyatı nazım biçimlerinden özellikle mesneviyi tercih etmiştir.
• Şiiri düzyazıya yaklaştıran bir anlatım geliştirmiştir.
Eserleri
-
Safahat-şiir
-
Süleymaniye Kürsüsünde-şiir
-
Fatih Kürsüsünde-şiir
-
Hakkın Sesleri-şiir
-
Hatıralarım-şiir
-
Küfe-şiir
-
Hasta-şiir
-
Asım-şiir
-
Çanakkale Şehitlerine-şiir
-
Gölgeler-şiir
-
Seyfi Baba-şiir
CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI
(Roman ve Hikâye)
Türk edebiyatında roman, ilk olarak XIX. yüzyılda, Tanzimat Dönemi’nde görülür ancak ilk Türk romancıları bu yeni türü hemen benimseyemez. İlk Türk romanlarında, halk anlatılarının, meddah öykülerinin tesiri belirgin biçimde hissedilir; sanatçılar ekseriyetle romantik duyuşun etkisi altında kalır ve sembol karakterler ile tesadüfler eserlerde ciddi rol oynar. Ancak zamanla tutum değişir ve bilhassa Recaizâde Mahmut Ekrem ve sonrası dönemde kalem oynatan pek çok sanatçı realist yöntemi benimser. Tanzimat Dönemi'nden Cumhuriyet Dönemi edebiyatına uzanan sürede çok sayıda realist roman yazılır. (Yamaç, D. (2026). Erken Cumhuriyet Dönemi Türk Romancılarının Eserlerinde Realist Yöntemin Yansımaları Üzerine Bir Deneme (1923-1950). Edebiyat ve Beşeri Bilimler Dergisi, 76, 25-34.)
Dönemin Genel Muhtevası
1908'den 1923'e, Cumhuriyetin ilanına kadar geçen döneme 2. Meşrutiyet Dönemi denmektedir. 15 yıllık kısa bir dönemi ifade etmesine rağmen Türk tarihi açısından en karışık dönemlerden biridir. Bu dönemde yaşan savaşlar, fikir mücadeleleri, göler, sosyal ve ekonomik krizler dönemin karmaşasının ana unsurlarıdır. 15 yıllık dönemde Osmanlı İmparatorluğu tasfiye olmuştur. Bu süreçte Çanakkale ve Kurtuluş Savaşları ise Türklerin kazandığı savaşlar olarak ulus- devlet kurma sürecinin dayanak noktaları olmuştur.
Cumhuriyetin ilk 15 yılı ciddi toplumsal, idari, kurumsal ve yasal değişiklikler dönemi olmuştur. Bu dönemin ana hedefi "Türk milletini muasır medeniyet seviyesine çıkarmaktır." Cumhuriyet döneminde dört ana fikir hareketi dikkat çeker. Bunlar Türkçülük, İslamcılık, Sosyalizm ve Kemalizmdir. Bu hareketlerin, sosyal hayatın her alanında bir izdüşümü olmuştur. Ayrıca bu hareketler arasında bağlantıların ve ilişkilerin kurulduğu toplumsal kesitler de oluşmuştur.
Millî Edebiyat Zevk ve Anlayışını Sürdürenler
Grubun Özellikleri
• Cumhuriyetin ilk yıllarında, Millî Edebiyat anlayışı doğrultusunda roman ve hikâye türlerinde eserler kaleme alınmıştır.
• Cumhuriyetle birlikte siyasal, ekonomik ve toplumsal alandaki dönüşümler, dönemin yazarları tarafından edebî eserlere yansıtılmıştır.
• Bu dönemde Millî Mücadele, edebiyatta önemli bir yer edinmiş; birçok eserde doğrudan ya da dolaylı olarak işlenmiştir.
• Eserlerde tarihî temalar, eski-yeni çatışması, Kurtuluş Savaşı’nın etkileri, köy ve kasaba hayatı arasındaki farklar, yanlış batılılaşma ve taşra insanının yaşadığı çelişkiler gibi konular ön plana çıkmıştır.
• Batıl inançlar ile doğruluğu kanıtlanmamış söylentiler eleştirel bir bakış açısıyla ele alınmıştır.
• Bu dönemde realizm (gerçekçilik) akımı edebî anlayış üzerinde belirleyici olmuştur.
• “Toplum için sanat” anlayışı, edebî üretimin temel ilkesi hâline gelmiştir.
Dönemin Temsilcileri
Mithat Cemal Kuntay
• Epik şiirlerin yanı sıra lirik türde eserler de kaleme alan sanatçı, şiirlerinde vatan, millet ve kahramanlık gibi temaları işlemiştir.
• Zaman zaman hiciv (eleştirel) nitelikli şiirler de yazmıştır.
• Millî Edebiyat anlayışına bağlı olmakla birlikte, aruz ölçüsünü kullanmayı da sürdürmüştür.
• Mehmet Akif Ersoy ile birlikte “Acem Şahına” adlı eseri kaleme almıştır.
• Şiir kitabı “Türk’ün Şehnamesi” adıyla yayımlanmıştır.
• Sanatçının eserlerinde Mehmet Akif Ersoy ve Yahya Kemal Beyatlı’nın etkisi açıkça hissedilmektedir.
• “Toplum için sanat” anlayışını benimseyen bir edebî tavır sergilemiştir.
Eserleri
-
Üç İstanbul - roman
Hüseyin Nihal Atsız
• Tarihî romanlar kaleme alan sanatçı, Türkçülük düşüncesini benimsemiş ve bu doğrultuda eserler vermiştir.
• Yaşayan, akıcı ve canlı bir Türkçe kullanarak eserlerini sade bir anlatımla oluşturmuştur.
• Şiir, roman, inceleme ve araştırma gibi çeşitli türlerde eserler kaleme alan sanatçı, yazılarında Atsız, Çiftçioğlu, H. Nihal, Selim Pusat, Sururi Etmeye gibi müstear adlar kullanmıştır.
• Romanlarını yazarken efsane, mitos ve destan geleneğinden yararlanmıştır.
• Göktürk dönemini yalın ve anlaşılır bir dille anlatmıştır.
• Şiirlerinde varsağı ve koşma nazım biçimlerinden faydalanmıştır.
• Atsız Mecmua, Orkun, Orhun ve Ötüken adlı dergileri yayıma hazırlamış ve çıkarmıştır.
Eserleri
• Ruh Adam-roman
• Deli Kurt-roman
• Dalkavuklar Gecesi-roman
• Bozkurtların Ölümü-roman
• Bozkurtlar Diriliyor-roman
• Yolların Sonu-roman
Aka Gündüz
• Gerçek adı Enis Avni olan sanatçı, kaleme aldığı eserlerinde mekân olarak İstanbul’u ve Anadolu’yu tercih etmiştir.
• Sade, akıcı ve içten bir anlatım dili benimsemiştir.
• Romantik ve realist özellikler taşıyan romanlarının yanı sıra popüler roman türünde de eserler vermiştir.
• Gözlem gücü ve gerçekçi yaklaşım, eserlerinde belirgin biçimde görülmektedir.
• Romanlarında karakterler genellikle keskin hatlarla ayrılır; iyiler daima en iyi, kötüler ise en kötü şekilde resmedilir.
• Eserlerinde konular gerçek yaşamdan, karakterler ise çoğunlukla kendi çevresinden seçilmiştir.
• Millî Mücadele, Atatürk, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet gibi tarihsel ve toplumsal temalar eserlerinde sıkça işlenmiştir.
• Sanatçının temel ideali, edebiyat aracılığıyla topluma ders vermek ve toplumsal bilinç oluşturmaktır.
• Romanlarının yanı sıra hikâye ve tiyatro türlerinde de eserler kaleme almıştır.
Eserleri
-
Dikmen Yıldızı-roman
-
Bir Şoförün Gizli Defteri-roman
-
Yayla Kızı-roman
-
Süngü Arasında-roman
-
Türk Kalbi-hikâye
-
Türkün Kitabı-hikâye
Toplumcu Gerçekçiler Dönemi Özellikleri
Genel Özellikleri
• 1940 sonrasında, roman ve hikâye türleri, “Sosyal Gerçekçilik” akımının etkisiyle yeni bir yönelim kazanmıştır. Bu anlayışa göre sanat, toplumsal dönüşümün bir aracı olarak görülmüş; olay ve durumlar çoğunlukla Marksist bir bakış açısıyla ele alınmıştır.
• Eserlerde sıklıkla; köy ve fabrika çevreleri, işçi ve ırgat yaşamı, yoksul ve sefil mahalleler ile buralarda yaşayan insanların hayatları konu edinilmiştir. Anlatılan olay ve durumların gerçekliğe uygunluğu ön planda tutulmuş; bu nedenle karakterler, ait oldukları sınıfın ve çevrenin diliyle konuşturulmuş, şive özellikleri olduğu gibi yansıtılmıştır.
• Sosyal gerçekçi ve köycü bakış açısıyla eser veren yazarlar arasında şunlar öne çıkar:
İlhan Tarus, Hasan İzzettin Dinamo, Kemal Tahir, Kemal Bilbaşar, Orhan Kemal, Rıfat Ilgaz, Aziz Nesin, Samim Kocagöz, Orhan Hançerlioğlu, Faik Baysal, Yaşar Kemal, Abbas Sayar, Talip Apaydın, Fakir Baykurt, Dursun Akçam, Tarık Dursun Kakınç, Bekir Yıldız, Ferit Edgü.
• Bu sanatçılar, dönemin en tanınan ve özellikle sınavlarda sıkça karşılaşılan isimleri arasında yer almaktadır.
Bu anlayışı benimseyen sanatçılar, eserlerinde halkın yaşadığı sorunlara ve toplumsal adaletsizliklere dikkat çekmişlerdir. Özellikle;
• Ağaların köylülere yönelik baskı ve haksızlıkları,
• Patronların işçileri düşük ücretlerle sömürmesi,
• Güçlünün güçsüzü ezdiği adaletsiz düzen
gibi temalar yoğun biçimde işlenmiştir.
Özetle:
• Patron, işçi sorunları.
• Ağa ve köylü sorunları.
• Konuşma dili genel olarak kullanılmıştır.
• Geçim sıkıntısı yine bu dönemin diğer bir konusudur.
• Köyden kente göçün yaşanması vb. konular eserlerde işlenmiştir.
• Bu dönemde sanat toplum içindir anlayışı egemendir.
Dönemin Temsilcileri
Yaşar Kemal
• Gerçek adı Kemal Sadık Gökçeli olan sanatçı, eserlerini destansı bir anlatımla ve son derece güçlü betimlemelerle kaleme almıştır.
• Çukurova bölgesini canlı, ayrıntılı ve etkileyici bir biçimde tasvir etmiştir.
• Zengin bir sözcük dağarcığına sahip olan sanatçının anlatımında genellikle kısa ve vurucu cümleler dikkat çeker.
• Eserlerinde; Toroslar, ağalık düzeni, Çukurova insanı, sömürü ilişkileri, toprak meselesi ve kan davaları başlıca temalar olarak işlenmiştir.
• Eserleri otuz dokuz dile çevrilerek uluslararası alanda geniş yankı uyandırmıştır.
• Anlatımında yerel sözcükler, deyimler ve atasözleri sıklıkla kullanılmıştır.
• Kendine özgü, şiirsel ve çarpıcı bir üsluba sahiptir.
• Köy romanı geleneğine yeni bir bakış açısı kazandırmıştır.
Roman dışında deneme, röportaj, fıkra ve derleme gibi farklı türlerde de eserler vermiştir.
• Doğa tasvirleri, özellikle tabiatın canlı anlatımı, sanatçının edebî dilinde önemli bir yer tutar.
• Eserlerinde zaman zaman röportaj tekniğinden faydalanmış; ayrıca fıkra ve röportaj yazarlığı da yapmıştır.
• Nehir roman türünde eserler kaleme almıştır. (Nehir roman, birkaç cilt hâlinde yayımlanan, olayların süreklilik gösterdiği geniş hacimli romanlardır.)
• Yazınsal üretiminde efsane, masal, destan, ağıt ve halk hikâyeleri gibi geleneksel anlatı unsurlarından yararlanmıştır.
• Dünya çapında tanınmasını sağlayan eseri İnce Memed’dir. Bu eserle Varlık Roman Ödülü ve Sedat Simavi Edebiyat Ödülü’nü kazanmıştır.
• Demirciler Çarşısı Cinayeti adlı romanıyla Madaralı Roman Ödülü’ne; Kale Kapısı adlı eseriyle ise Orhan Kemal Roman Armağanı’na layık görülmüştür.
• Edebiyat anlayışında “sanat toplum içindir” ilkesi belirleyici olmuştur.
Eserleri
• Yer Demir Gök Bakır-roman (Dağın Öte Yüzü serisi)
• Karıncanın Su İçtiği-roman
• Bir Ada Hikâyesi-roman
• Çıplak Deniz Çıplak Ada-roman
• İnce Memed-roman (I. 1955, II. 1969, III. 1984, IV. 1987)
• Ağrı Dağı Efsanesi-roman
• Kuşlar da Gitti-roman
• Yusufçuk Yusuf-roman
• Yılanı Öldürseler-roman
• Çakırcalı Efe-roman
• Ölmez Otu-roman (Dağın Öte Yüzü serisi)
• Demirciler Çarşısı Cinayeti-roman
• Orta Direk-roman (Dağın Öte Yüzü serisi)
• Sarı Sıcak-roman
• Binboğalar Efsanesi-roman
• Deniz Küstü-roman
• Teneke-roman
Orhan Kemal
• Gerçek adı Mehmet Reşit Öğütçü olan sanatçının eserlerinde hızlı ve akıcı bir olay örgüsü dikkat çeker.
• Eserlerinde yöresel söyleyişlere ve ağız özelliklerine sıkça yer verilmiştir.
• Anlatım tarzı, diyaloglara dayalı ve gözleme yaslanan bir yapıya sahiptir.
• Sanatçının dili canlı, yalın ve sadedir.
• Roman ve hikâyelerinde; göç eden yoksul insanlar, toprak ağaları, memurlar, sömürülen köylüler, mahkûmlar, işsizler ve kenar mahallelerin sosyal sorunları gibi karakterler ve temalar öne çıkar.
• Eserlerinde anlattığı olaylar ve karakterler, büyük ölçüde kendi gözlem ve yaşam deneyimlerine dayanmaktadır.
• Biçimden çok içerik ön plandadır; anlatmak istediği meseleleri yalın ama etkili bir üslupla aktarmayı tercih etmiştir.
• Kaleme aldığı birçok eser sinemaya uyarlanmıştır; bu tür uyarlamalarda Reşit Kemal takma adını kullanmıştır.
• Özellikle Maupassant tarzı (olay merkezli) öyküler ile edebiyat dünyasında tanınmıştır.
• Yazın hayatına şiirle başlamış; daha sonra Nazım Hikmet’in etkisiyle roman türüne yönelmiştir.
• Türk edebiyatında işçi sınıfını edebiyata kazandıran yazar olarak kabul edilmiştir.
• Onun adına düzenlenen Orhan Kemal Roman Ödülü, yazarın edebiyattaki yerini ve etkisini göstermektedir.
• Kardeş Payı adlı eseriyle Sait Faik Abasıyanık Hikâye Armağanı’na,
• Önce Ekmek adlı eseriyle ise Sait Faik Abasıyanık ve Türk Dil Kurumu Hikâye Ödülü’ne layık görülmüştür.
Eserleri
• 72.Koğuş-hikâye
• Grev-hikâye
• Ekmek Kavgası-hikâye
• Önce Ekmek-hikâye
• Çamaşırcının Kızı-hikâye
• Sarhoşlar-roman
• Cemile-roman
• Murtaza-roman
• Vukuat Var-roman
• Avare Yıllar-roman
• Gurbet Kuşları-roman
• Baba Evi-roman
• Bereketli Topraklar Üzerinde-roman
Kemal Tahir
• Bazı eserlerinde Cemalettin Mahir takma adını kullanan sanatçı, Aziz Nesin ile birlikte Düşün Yayınevi’ni kurmuştur.
• “Türk romanı, işçimizle köylümüzün gerçeklerinden çıkar.” sözü, sanatçının edebiyata bakış açısını yansıtan önemli bir ifadedir.
• Mizahi öyküler ve polisiye romanlar kaleme almıştır.
• Eserlerinde güçlü ve etkileyici betimlemelere yer vermiştir.
• Anlatımında canlı, rahat ve özgün bir biçem benimsemiştir.
• Yöresel ağız özelliklerinden faydalanarak halkın diliyle yazmayı tercih etmiştir.
• Törelere ve geleneksel normlara bağlı köy yaşamı ile bu yapının doğurduğu toplumsal sorunlar, eserlerinde sıkça işlenmiştir.
• Köy temalı romanlarında Çankırı ve Çorum bölgeleri mekân olarak öne çıkar.
• Romanlarında olayları ele alırken bilimsel yönteme başvurmuş; kurguya analitik bir bakış kazandırmıştır.
• Belgelerden yararlanarak tarihî romanlar da kaleme almış; böylece geçmişi kurgu aracılığıyla yeniden inşa etmiştir.
• “Yorgun Savaşçı” adlı romanıyla Yunus Nadi Roman Armağanı’na,
• “Devlet Ana” adlı romanıyla ise Türk Dil Kurumu Roman Ödülü’ne layık görülmüştür.
• Sanatçının edebî anlayışında “sanat toplum içindir” ilkesi temel bir yaklaşım olarak benimsenmiştir.
Eserleri
• Yedi Çınar Yaylası-roman
• Devlet Ana-roman
• Körduman-roman
• Yol Ayrımı-roman
• Sağırdere-roman
• Rahmet Yolları Kesti-roman
• Kurt Kanunu-roman
• Bozkırdaki Çekirdek-roman
• Kelleci Mehmet-roman
• Yorgun Savaşçı-roman
• Esir Şehrin İnsanları-roman (Esir Şehir üçlemesi) - 1962
• Esir Şehrin Mahpusu-roman (Esir Şehir üçlemesi)
• Hür Şehrin İnsanları-roman (Esir Şehir üçlemesi) - 1976
• Kurt Kanunu-roman
Dipnot: Esir Şehir Üçlemesi, "Esir Şehrin İnsanları", "Esir Şehrin Mahpusu" (1962) ve "Hür Şehrin İnsanları" (1976) adlı eserlerinden oluşur. Esas olarak toplumun yozlaşmasını ve çürümüşlüğünü anlatmak istese de Milli Mücadele ve Mütareke İstanbul'u seride geniş yer tutar. "Esir Şehrin İnsanları", bir paşazade olan Kamil Bey'in I. Dünya Savaşı bittikten sonra İstanbul'a dönünce olayların etkisiyle Millî Mücadele'ye yakınlık duyması ve Kuvayımilliye için çalışırken hapse atılmasını, "Esir Şehrin Mahpusu", Kamil Bey'in hapishanede geçirdiği günlerini konu alır. "Hür Şehrin İnsanları", Millî Mücadele'de görev alanların yeni yönetimden pay istemeleri sonucu yollarının ayrılmasını konu alan, biraz da kendi hayat hikâyesiyle benzeşen bir romandır.
Necati Cumalı
• Mizah ögesinden yararlanan sanatçının eserlerinin mekânı ağırlıklı olarak Ege Bölgesi’nde geçmektedir.
• Eserlerinde süssüz, mecazsız, duru ve yalın bir anlatım öne çıkar.
• Bazı roman ve hikâyeleri sinemaya uyarlanmıştır.
• Sanatçının anlatımı, iç ve dış gözlemlerine dayalıdır.
• Roman ve öykülerinde özellikle kırsal kesim insanının sorunlarına eğilmiştir.
• Eserlerinde toplumun aksayan yönlerine ve geleneksel yapılar içerisindeki yanlışlıklara eleştirel bir bakışla yaklaşmıştır.
• Şiirlerinde ölçü ve kafiye kullanılmamıştır; serbest nazım tercih edilmiştir.
• Şiir yazımının ilk dönemlerinde Birinci Yeni hareketinin etkisinde kalarak, yalın ve lirik nitelikte şiirler kaleme almıştır.
• Şiirlerinde sevgi, özlem, sevinç gibi bireysel temaların yanı sıra çağının toplumsal sorunlarını da işlemiştir.
• “Yağmurlu Deniz” adlı eseriyle Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü’ne,
• “Değişik Gözle” ve “Makedonya 1900” adlı eserleriyle Sait Faik Hikâye Armağanı’na,
• “Viran Dağlar” adlı eseriyle ise hem Yunus Nadi Roman Ödülü’ne hem de Orhan Kemal Roman Armağanı’na layık görülmüştür.
• Sanatçının edebî anlayışında “sanat toplum içindir” ilkesi temel bir yaklaşım olarak benimsenmiştir.
Eserleri
• Güzel Aydınlık-şiir
• Yağmurlu Deniz-şiir
• Kızılçullu Yolu-şiir
• Harbe Gidenin Şarkıları-şiir
• Viran Dağlar-roman
• Türün Zamanı-roman
• Değişik Gözle-hikâye
• Makedonya-hikâye
• Yalnız Kadın-hikâye
• Susuz Yaz-hikâye
Aziz Nesin
• Bazı yazıları nedeniyle eleştirilere maruz kalan sanatçı, eserlerinde mizahî unsurlardan etkin biçimde yararlanmıştır.
• Türk edebiyatının en önemli mizah yazarları arasında yer almaktadır.
• Kemal Tahir ile birlikte Düşün Yayınevi’ni kurmuştur.
• Yazın hayatına şiirle başlamış, zamanla mizah yönü ağır basan öykülere yönelmiştir.
• Eserlerinde sıklıkla, toplumsal aksaklıkları ve değerlerden yoksun karakterleri konu edinmiştir.
• Sanatçının yapıtları yüzeyde komik bir anlatıma sahip gibi görünse de, derinlemesine incelendiğinde trajik yönler barındırmaktadır.
• Eserlerinde oluşturduğu tiplemelerde yerel ağız özelliklerine yer vermiştir.
• Gözleme dayalı kaleme aldığı yapıtlarında toplum içindeki zıtlıkları ve siyasal çatışmaları etkili bir biçimde işlemiştir.
• Edebî anlayışında “sanat toplum içindir” ilkesi belirleyici olmuştur.
Eserleri
• Azizname-deneme
• Hadi Öldürsene Canikom-tiyatro
• Fil Hamdi-hikâye
• Hoptrinam-hikâye
• Hoşçakalın-şiir
• Çiçu-tiyatro
• Toros Canavarı-tiyatro
• Damda Deli Var-hikâye
• Zübük-roman
• Şimdiki Çocuklar Harika-roman
Sabahattin Ali
• Realizm ve Natüralizm akımlarından etkilenen sanatçı, etkileyici bir üslupla, sade ve kısa cümleler kullanarak eserler kaleme almıştır.
• Türk edebiyatında köy ve kasaba yaşamını konu edinen öykülerin öncülerindendir.
• Maupassant tarzı (olay hikâyesi) anlayışını benimseyerek öyküler yazmıştır.
• Hikâyeciliğinde toplumcu-gerçekçi bir yaklaşım öne çıkar.
• Sanat yaşamına halk şiiri geleneğini sürdüren ürünlerle başlamış, sonrasında ise öykü ve roman türlerinde eserler vermiştir.
• Yapıtlarında çevre tasvirlerine ve psikolojik çözümlemelere geniş yer vermiştir.
• Edebiyatımızda köy ve köylü temalı eserlere yoğun biçimde eğilen ilk sanatçı olarak kabul edilir.
• Markopaşa adlı önemli bir mizah dergisini yayımlamıştır.
• Kaleme aldığı birçok edebî eser, bestelenerek müzik dünyasında da etkili olmuştur. Bunlara örnek olarak “Aldırma Gönül” ve “Leylim Ley” adlı şiirleri verilebilir.
• Toplumcu-gerçekçi edebiyatın ilk başarılı örneklerinden biri olarak kabul edilen “Kuyucaklı Yusuf” adlı romanı yazmıştır.
• Sanat anlayışında, “sanat toplum içindir” görüşü belirleyici olmuştur.
Eserleri
• Kuyucaklı Yusuf-roman
• İçimizdeki Şeytan-roman
• Kürk Mantolu Madonna-roman
• Ses-hikâye
• Kamyon-hikâye
• Kağnı-hikâye
• Sırça Köşk-hikâye
• Yeni Dünya-hikâye
• Değirmen-hikâye
Muzaffer İzgü
• Mizah yazarı kimliğiyle öne çıkan sanatçı, eserlerini sade ve anlaşılır bir dille kaleme almıştır.
• Yapıtlarında edebî sanatlara ve dilin zengin anlatım imkânlarına yer vermiştir.
• Taşlama ve eleştiri unsurlarını barındıran hikâyeler kaleme almıştır.
• “Sevgi” teması, eserlerinde ön plana çıkan temel ögelerden biridir.
• Çocuk edebiyatı alanında da eserler vermiştir.
• Sanatçının mizahı kullanmaktaki temel amacı, yalnızca güldürmek değil; düşündürmek, toplumsal farkındalık oluşturmaktır.
• Zıkkımın Kökü ve Ekmek Parası adlı eserlerinde, kendi yaşam öyküsünü konu edinmiştir.
• Göç olgusunu merkeze alarak, köy ve kasabadan büyük şehirlere yapılan göçlerin beraberinde getirdiği toplumsal sorunlara dikkat çekmiştir.
• Mizah ögesini, toplumun aksayan yönlerini yansıtmak amacıyla işlevsel bir araç olarak kullanmıştır.
• Karakterlerini halkın gündelik konuşma diliyle konuşturmuştur.
• Eğitsel içeriklere eserlerinde yer vermeye özen göstermiştir.
• Sanat anlayışında “sanat toplum içindir” görüşü ön plandadır.
• Donumdaki Para adlı eseriyle Türk Dil Kurumu Hikâye Ödülü’ne layık görülmüştür.
Eserleri
• Dayak Birincisi-hikâye
• Bando Takımı-hikâye
• Deliye Her gün Bayram-hikâye
• Donumdaki Para-hikâye
• Reçetesi Peçete-tiyatro
• Zıkkımın Kökü-roman
• Gecekondu-roman
• Uçtu Uçtu Ali Uçtu
• Bandocu Çocuk
Rıfat Ilgaz
• Mizah yazarı kimliğiyle öne çıkan sanatçı, yalın dili ve doğal, yapmacıksız üslubuyla dikkat çekmiştir.
• Edebî çizgisi, 1940-1950 sonrası toplumcu şiir anlayışına paralel bir gelişim göstermiştir.
• Kaleme aldığı eserlerinde ince ironi ve nükteye dayalı anlatımlar ön plana çıkmaktadır.
• Eserlerinde "Stepne" takma adını kullanmıştır.
• Toplumcu gerçekçilik anlayışını hem köy hem de kent düzleminde işlemiştir.
• Bireysel ve edebî duruşunda toplumcu bir tavır benimsemiştir.
• Geniş kitlelerce, Hababam Sınıfı serisiyle tanınmıştır.
• Eserlerinde genellikle yoksul kesimin yaşam mücadelesini işlerken, mizahi ögelerden yoğun biçimde yararlanmıştır.
• Anı ve çocuk edebiyatı türlerinde de başarılı örnekler vermiştir.
• Sabahattin Ali ve Aziz Nesin ile birlikte Marko Paşa adlı mizah dergisini yayımlamıştır.
• Yıldız Karayel adlı romanıyla Madaralı Roman Ödülü’nü kazanmıştır.
• Sanat anlayışında "sanat toplum içindir" ilkesi belirleyici olmuştur.
Eserleri
• Karartma Geceleri-roman
• Hababam Sınıfı-roman
• Yıldız Karayel-roman
• Sarı Yazma-roman
• Karadenizin Kıyıcığında-roman
• Şevket Ustanın Kedisi-hikâye
• Radarın Anahtarı-hikâye
• Sınıf-şiir
• Yarenlik-şiir
• Yaşadıkça-şiir
• Soluk Soluğa-şiir
• Yokuş Yukarı-anı
• 40 Yıl Önce 40 Yıl Sonra-anı
• Üsküdarda Sabah Oldu-şiir
Sadri Ertem
• Yalın bir üslup benimseyen sanatçı, eserlerini kaleme alırken estetik kaygı gütmemiştir.
• Yazınsal üretiminde eleştirel gerçekçilik anlayışı belirleyici olmuştur.
• Atatürk ilke ve inkılapları ile toplumcu bir perspektif, sanatçının edebî dünyasına yön vermiştir.
• Eserlerinde ağa-tüccar sömürüsü, fabrika-işçi ilişkisi ve halk üzerinde kurulan baskı gibi toplumsal yapılar sorgulanmıştır.
• Türk edebiyatında toplumcu gerçekçi roman ve hikâyenin ilk temsilcilerinden biri olarak kabul edilir.
• Edebiyat anlayışını; işçiyi, köylüyü ve çalışan kesimi bilinçlendirme amacı üzerine kurmuştur.
• Sosyal olgulara yönelmiş, olaylara sosyolojik bir bakış açısıyla yaklaşmıştır.
• Duygusallık, yoğun betimlemeler ve psikolojik derinlik yerine toplumsal gerçeklik ön plandadır.
• Sanat anlayışı "sanat toplum içindir" ilkesiyle temellendirilmiştir.
Eserleri
• Yol Arkadaşları-roman
• Çıkrıklar Durumca-roman
• Düşkünler-roman
• Silindir Şapka Giyen Köylü-hikâye
• Bacayı İndir Bacayı Kaldır-hikâye
• Bay Virgül-hikâye
Fakir Baykurt
• Köy Enstitüsü kökenli bir yazar olarak, eserlerinde yerel ağızlara ve yöresel söyleyiş biçimlerine sıkça yer vermiştir.
• Betimlemelerinde yalınlık ve kolay anlaşılır bir anlatım tercih edilmiştir.
• Türk köylüsünü yer yer karikatürize eden bir üslup benimsemiştir.
• Abartılı ve mübalağalı anlatım unsurları, yazarın anlatı tarzının karakteristik öğelerindendir.
• Gerçekliği özgün bir bakış açısıyla kurgulayarak sunmuştur.
• Köy yaşamı, köylü bireyin bilinçaltındaki çatışmalar ve tepkiler ile göç olgusu, eserlerinde ele aldığı başlıca temalardandır.
• Köy edebiyatı hareketinin öncü temsilcileri arasında yer alır.
• Tırpan ve Kaplumbağalar adlı romanlarında imgesel anlatıma ağırlık vermiştir.
• Ağa-ırgat, halk-idare, zengin-yoksul gibi toplumsal karşıtlıklar ve sınıf çatışmaları sıkça işlediği konular arasındadır.
• Yılanların Öcü adlı eseriyle Yunus Nadi Roman Ödülü’nü kazanmıştır.
• Tırpan adlı eseriyle hem TRT hem de Yunus Nadi Roman Ödülü’ne layık görülmüştür.
• Yarım Ekmek adlı romanıyla Sedat Simavi Edebiyat Ödülü’nü almıştır.
• Kara Ahmet Destanı ile Orhan Kemal Roman Armağanı’nı kazanmıştır.
• Sanat anlayışında "sanat toplum içindir" ilkesi belirleyici olmuştur.
Eserleri
• Yarım Ekmek-roman
• Irazcanın Dirliği-roman
• 10.Köy-roman
• Amerikan Sargısı-roman
• Tırpan-roman
• Kaplumbağalar-roman
• Yılanların Öcü-roman
• Kara Ahmet Destanı-roman
• Sınırdaki Ölü-hikâye
• Can Parası-hikâye
Abbas Sayar
• Köy edebiyatı akımının önemli temsilcilerinden biri olan yazar, eserlerinde güçlü bir gözlem yeteneğinden yararlanmıştır.
• Şiirsel bir anlatım tarzıyla kaleme aldığı metinlerinde, yöresel ağız özelliklerinden de ustalıkla faydalanmıştır.
• Orta Anadolu’nun doğası, insanı ve yaşam biçimi ile Türk köylüsünün yaşam mücadelesi, yazarın eserlerinde merkezî temalar arasında yer almıştır.
• Halk dilinin zengin sözcük dağarcığı ve deyimsel ifadelerinden etkin biçimde yararlanmıştır.
• Yılkı Atı adlı romanıyla TRT Roman Başarı Ödülü’nü kazanmıştır.
• Çelo adlı eseriyle Türk Dil Kurumu Roman Ödülü’ne layık görülmüştür.
• Can Şenliği adlı yapıtıyla Madaralı Roman Ödülü’nü almıştır.
• Edebiyat anlayışında, "sanat toplum içindir" ilkesi belirleyici olmuştur.
Eserleri
• Yılkı Atı-roman
• Çelo-roman
• Can Şenliği-roman
• Dik Bayır-roman
• Yorganımı Sıkı Sar-hikâye
Samim Kocagöz
• Sanatçı, güçlü gözlem yeteneği, sade bir anlatım tarzı ve gerçekçi bir yaklaşım benimseyerek eserlerini kaleme almıştır.
• Yapıtlarında canlı ve etkileyici betimlemelere sıklıkla yer vermiştir.
• Toprak sorunları, sınıf çatışmaları ve siyasi çekişmeler, yazarın temel edebî temaları arasında yer alır.
• Köy romancılığı kimliğiyle tanınan sanatçı, özellikle kırsal kesimde yaşayan bireylerin yaşam mücadelelerini konu edinmiştir.
• Köy ve kasaba halkının gündelik yaşamdaki sorunları, sanatçının eserlerinde ayrıntılı biçimde ele alınmıştır.
Eserleri
• Doludizgin-roman
• Onbinlerin Dönüşü-roman
• Kalpaklılar-roman
• Bir Şehrin İki Kapısı-roman
• Bir Karış Toprak-roman
• Mor Ötesi-roman
• İkinci Dünya-roman
• Bir Çift Öküz-roman
• Yılan Hikâyesi-roman
• Telli Kavak-hikâye
• Sığınak-hikâye
• Yağmurdaki Kız-hikâye
Kemal Bilbaşar
• Destansı nitelikte romanlar kaleme alan sanatçı, eserlerinde hiciv yüklü ve sert bir anlatım tarzı benimsemiştir.
• Güçlü bir gözlem yetisine sahip olan yazar, halk yaşamını derinlemesine irdelemiştir.
• Folklorik ögelerden yararlanarak eserlerine yerel kültür öğelerini başarıyla yansıtmıştır.
• Masalsı bir anlatım dili kullanmış; şive taklitlerine ve yerel söyleyiş biçimlerine eserlerinde sıkça yer vermiştir.
• Anadolu kasabalarının sosyal yapısını ve yaşam tarzını yansıtan hikâyeler kaleme almıştır.
• Refik Halit Karay’ın öncüsü olduğu “Memleket Hikâyeciliği” geleneğini sürdüren önemli temsilcilerden biri olarak kabul edilir.
• Halkın içinden gelen bir yazar olarak, toplumcu duyarlılıkla ezilenlerin yanında yer almış; Anadolu halkının inanç ve geleneklerini temel konu edinmiştir.
• Eserlerinde başlıca mekân olarak Batı Anadolu kasabaları tercih edilmiştir.
• Doğa ve birey betimlemeleri, yazarın anlatımında belirgin bir yer tutar.
• Cemo adlı romanıyla Türk Dil Kurumu Roman Ödülü’nü; Yeşil Gölge adlı eseriyle ise May Yayınları Roman Ödülü’nü kazanmıştır.
Eserleri
• Cevizli Bahçe-hikâye
• Ay Tutulduğu Gece-roman
• Cemo Memo-roman
• Denizin Çağırışı-roman
• Yeşil Gölge-roman
• Irgatların Öfkesi-hikâye
• Anadolu'dan Hikâyeler-hikâye
Dursun Akçam
• Eserlerini etkileyici, yalın ve sade bir dille kaleme alan yazar, anlatımında sıklıkla mizahi ögelere yer vermiştir.
• Güçlü gözlemlerine dayalı yazıları ve röportajları da bulunmaktadır.
• Yapıtlarında mekân olarak ağırlıklı biçimde Kuzeydoğu Anadolu’nun köy ve kasaba yaşamını, özellikle Kars ve çevresini işlemiştir.
• Öykücülüğünde Anton Çehov’un etkisiyle biçimsel bütünlüğe ve insan psikolojisine odaklanan nitelikli eserler üretmiştir.
• Kanlı Dere’nin Kurtları adlı romanıyla Türk Dil Kurumu Roman Ödülü’nü;
• Haley adlı eseriyle ise Altın Portakal Film Festivali Sanat Ödülü’nü kazanmıştır.
Eserleri
• Dağların Sultanı-roman
• Kan Çiçekleri-roman
• Alman Ocağı-roman
• Analar ve Çocuklar-roman
• Kanlı Derenin Kurtları-roman
• Taş Çorbası-hikâye
• Haley-hikâye
• Köyden İndim Şehire-hikâye
• Maral-hikâye
• Ölü Ekmeği-hikâye
Talip Apaydın
• Doğa tasvirleri güçlü olan sanatçı, eserlerinde anı ve özlem temalarına da yer vermiştir.
• Köy Enstitüsü mezunudur.
• Köy edebiyatı akımının önde gelen temsilcilerindendir.
• Romanlarının başlıca mekânları Polatlı, Eskişehir ve Beypazarı çevresidir.
• Eserlerinde köy halkının temel sorunlarını işlemiş; özellikle su, toprak, eğitim ve ekonomik yoksunluk gibi meseleleri ön plana çıkarmıştır.
• Tütün Yorgunu adlı eseriyle Madaralı Roman Ödülü’nü almıştır.
• Köylüler adlı romanı ile Orhan Kemal Roman Ödülü’ne layık görülmüştür.
• Sanatsal anlayışında “sanat toplum içindir” ilkesi belirleyici olmuştur.
Eserleri
• Vatan Dediler-roman
• Yarbükü-roman
• Sarı Traktör-roman
• Toz Duman İçinde-roman
• Define-roman
• Köylüler-roman
• Tütün Yorgunu-roman
• Emmoğlu-roman
Toplumcu Gerçekçiler Dönemi'nde Diğer Sanatçılar
Faik Baysal
• Eserlerini akıcı, sade ve lirik bir dille kaleme alan sanatçının edebi çevirileri de bulunmaktadır.
• Yapıtlarında sefil ve serseri yaşamları, çocukluk yıllarının geçtiği Adapazarı’nı, köyleri ve İstanbul’un kenar mahallelerini konu edinmiştir.
• Sarduvan adlı romanıyla Orhan Kemal Roman Ödülü’nü kazanmıştır.
• Sancı Meydanı adlı eseriyle Sait Faik Hikâye Ödülü’ne layık görülmüştür.
• Sanat anlayışında "sanat toplum içindir" ilkesi belirleyici olmuştur.
Eserleri
• Voli-roman
• Sarduvan-roman
• Ateşi Yakanlar-roman
• Rezil Dünya-roman
• Drina'da Son Gün-hikâye
• Nuni-hikâye
• Elleri Sesinin Rengindeydi-hikâye
• Ilgaz Teyze Öldü-hikâye
• Sancı Meydanı-hikâye
• Tota-hikâye
• Perşembe Adası-hikâye
• Militan-hikâye
• Terlikler-hikâye
• Güller Kanıyordu-hikâye
Tarık Dursun Kakınç
• Şiirsel ve yoğun bir anlatım diliyle eserler kaleme alan yazar, özellikle roman ve hikâyeleriyle tanınmıştır.
• Bir dönem senaryo yazarlığı da yapmıştır.
• Çocuk edebiyatı alanında da eserler vermiştir.
• Yapıtlarında gençlik serüvenleri, alkol alışkanlıkları, esnaf yaşamı ve küçük memur tiplerini işlemiştir.
• Güzel Avrat Otu adlı eseriyle Türk Dil Kurumu (TDK) Ödülü’ne,
• Yabanın Adamları adlı eseriyle Sait Faik Hikâye Armağanı’na,
• Ağaçlar Gibi Ayakta adlı romanıyla ise Yunus Nadi Roman Ödülü’ne layık görülmüştür.
• Sanatsal yaklaşımında “sanat toplum içindir” anlayışı egemen olmuştur.
Eserleri
• Kurşun Ata Ata Biter-roman
• İnsan Kurdu-roman
• Ağaçlar Gibi Ayakta-roman
• Kopuk Takımı-roman
• Denizin Kanı-roman
• Vezir Düşü-hikâye
• Güzel Avrat Otu-hikâye
• İmbatla Dol Kalbim-hikâye
• Ona Sevdiğimi Söyle-hikâye
• Yabanın Adamları-hikâye
• Hepsi Hikâye-hikâye
• Bahriyeli Çocuk-hikâye
Erdal Öz
• Edebiyat yaşamına şiirle adım atan sanatçı, çocuk edebiyatı alanında da eserler kaleme almıştır.
• Yapıtlarını duygusal bir üslupla yazmış; özellikle bireyin baskıya karşı direnişi ve başkaldırısı gibi temaları işlemiştir.
• Yaralısın adlı romanıyla Orhan Kemal Roman Ödülü’ne,
• Cam Kırıkları adlı öykü kitabıyla ise Sedat Simavi Öykü Ödülü’ne layık görülmüştür.
• Sanat anlayışında “sanat toplum içindir” görüşü belirleyici olmuştur.
Eserleri
• Yaralısın-roman
• Odalarda-roman
• Havada Kar Sesi Var-hikâye
• Yorgunlar-hikâye
• Cam Kırıkları-hikâye
• Defterimde Kuş Sesleri-anı
• Gülünün Solduğu Akşam-anı
Orhan Hançerlioğlu
• Ben merkezli romanlar kaleme alan yazar, eserlerinde biçimsel yenilikler denemiştir.
• Yapıtlarında, büyük şehir insanının yaşadığı buhranlar ile Anadolu’nun toplumsal sorunları ön plana çıkmıştır.
• Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde öğretmenlik yapmış, bu deneyimlerini edebi eserlerine yansıtmıştır.
• Felsefe ve ekonomi alanlarında da yazılar kaleme almıştır.
• Sanat anlayışında “sanat toplum içindir” görüşü hâkimdir.
Eserleri
• Ali-roman
• Ekilmemiş Topraklar-roman
• Kutu Kutu İçinde-roman
• Başka Dünyalar-roman
• Büyük Balıklar-roman
• Oyun-roman
• İnsansız Şehir-hikâye
• Düşünce Tarihi-deneme
• Felsefe Sözlüğü-deneme
Bekir Yıldız
• Gözleme dayalı romanlar kaleme alan sanatçı, edebi faaliyetlerini Yeditepe ve Halkın Dostları adlı dergilerde yayımlamıştır.
• Eserlerinde, Güneydoğu Anadolu ile Almanya'da yaşayan Türklerin yaşamlarını konu edinmiştir.
• Kara Vagon adlı eseriyle May Edebiyat Ödülü’nü,
• Kaçakçı Şahan adlı yapıtıyla ise Sait Faik Hikâye Ödülü’nü kazanmıştır.
• Sanat anlayışı bağlamında, “sanat toplum içindir” ilkesini benimsemiştir.
Eserleri
• Aile Savaşları-roman
• Halkalı Köle-roman
• Türkler Almanya'da-roman
• Darbe-roman
• Evlilik Şirketi-hikâye
• Reşo Ağa-hikâye
• Dünyadan Bir Atlı Geçti-hikâye
• Alman Ekmeği-hikâye
• Bozkır Gelini-hikâye
• Sahipsizler-hikâye
• Kaçakçı Şahan-hikâye
• Beyaz Türkü-hikâye
• İnsan Pastası-hikâye
• Mahşerin İnsanları-hikâye
• Kara Kaçan-hikâye
• Demir Bebek-hikâye
İlhan Tarus
• Hikâye türünde eserler veren sanatçı, aynı zamanda eleştirel nitelikte yazılar da kaleme almıştır.
• Yapıtlarında memurlar, yoksullar ve miskin bireyler gibi toplumsal katmanlara yer vermiştir.
• Üslup ve biçimsel kaygılardan uzak bir anlayışla yazan sanatçı, eserlerini toplumsal duyarlılıkla şekillendirmiştir.
• Halkın yaşam tarzına, sosyal standartlarına ve gündelik yaşayışına hâkim bir gözlem gücüne sahiptir.
• Olaylara kendi bakış açısı ve değer yargıları çerçevesinde yaklaşarak eserlerine kişisel yorum katmıştır.
• Hikâye ve roman türlerinin yanı sıra fıkra yazarlığı da yapmıştır.
• “Sanat toplum içindir” görüşünü benimseyerek bu anlayışı eserlerine yansıtmıştır.
Eserleri
• Karınca Yuvası-hikâye
• Köle Hanı-hikâye
• Apartman-hikâye
• Ekin İti-hikâye
• Ahiler-roman
• Yeşilkaya Savcısı-roman
• Vatan Tutkusu-roman
• Hüket Meydanı-roman
• Doktor Moro'nun Mektubu-roman
• Saman Pazarı-roman
• Duru Göl-roman
• Ceza Hakimi-tiyatro
• Bir Gemi-tiyatro
Mehmet Seyda
• Eserlerinde realist yaklaşımlar ile psikolojik çözümlemelere yer veren sanatçı, aynı zamanda deneme ve şiir türünde de çalışmalar kaleme almıştır.
• 1923–1946 yılları arasında yaşanan toplumsal dönüşümün aile yapısı üzerindeki etkilerini ele almıştır.
• "Ne Ekersen" adlı romanıyla Yunus Nadi Roman Ödülü’ne,
• "Baş Göz Etme Zamanı" adlı hikâyesiyle Sait Faik Hikâye Armağanı’na,
• "Yanartaş" adlı romanıyla ise TRT Roman Başarı Ödülü’ne layık görülmüştür.
Eserleri
• Kör Şeytan-hikâye
• Beyaz Duvar-hikâye
• Baş Göz Etme Zamanı-hikâye
• Garnizon'da Bir Olay-hikâye
• Kapatma-hikâye
• Gerçek Dışı-roman
• Yaş Ağaç-roman
• Anahtarcı Salih-roman
• Ne Ekersen-roman
• Sultan Döşeği-roman
• Köroğlu-roman
• Bir Gün Büyüyeceksin-roman
• Yanartaş-roman
• İhtiyar Gençlik-roman
Bireyin İç Dünyasını Esas Alan Eserler
• İçsel dönüşüm ve ruhsal bunalımlar, bu dönemin edebî eserlerinde sıklıkla işlenen temel temalar arasında yer alır.
• Yalnızlık ve yaşamsal sıkıntılar, metinlerde ön plana çıkan başat konulardandır.
• Psikolojik çözümlemeler ile iç çatışmalar, anlatının derinlikli yapısını oluşturan önemli unsurlardır.
• Psikanalitik yaklaşımlar ve bilinçaltı çözümlemeleri, eserlerin temelini besleyen belirgin içerik katmanlarıdır.
• Bu döneme ait eserlerde, merak unsuru genellikle ikinci planda tutulmuş, bireyin iç dünyasına yönelim öncelikli hâle gelmiştir.
Dönemin Sanatçıları
Memduh Şevket Esendal
• “Edebiyatsız edebiyat” anlayışıyla öne çıkan sanatçı, eserlerinde konuşma dilini ön planda tutmuştur.
• Güçlü gözlem yeteneğiyle dikkat çeken yazar, anlatımında nesnelliğe ve objektifliğe önem vermiştir.
• Ön yargılardan uzak, sevecen ve gerçekçi bir bakış açısıyla metinlerini kaleme almıştır.
• Hikâyelerinde, gereksiz süslemelerden arındırılmış, yalın ve doğrudan bir anlatımı tercih etmiştir.
• Eserlerinde, sıradan bireylerin günlük yaşam içindeki tutum ve davranışlarını merkeze almıştır.
• Toplumsal aksaklıklar, insan psikolojisine dair çözümlemeler ve ruhsal durumlar, anlatılarında yoğun biçimde işlenen temalardır.
• Bireyin, günlük yaşamda dikkat çekmeyen yönlerine odaklanan öyküler kaleme almıştır.
• Eserlerindeki karakterler genellikle İstanbul’un Aksaray semtinde yaşayan orta sınıf bireyler arasından seçilmiştir.
• "Ayaşlı ve Kiracıları" adlı romanıyla CHP Roman Ödülü’ne layık görülmüştür.
• Sanatçı, özellikle Çehov tarzı hikâyeleriyle edebiyatımızda tanınmıştır.
Eserleri
• Ayaşlı ve Kiracıları-roman
• Vassaf Bey-roman
• Ev Ona Yakıştı-hikâye
• İhtiyar Çilingir-hikâye
• Temiz Sevgiler-hikâye
• Bir Kucak Çiçek-hikâye
• Mendil Altında-hikâye
• Otlakçı-hikâye
Halikarnas Balıkçısı
• Asıl adı Cevat Şakir Kabaağaçlı olan yazar, Türk edebiyatında deniz temalı öyküleriyle tanınmaktadır.
• Bodrum’a sürgün edilmesinin ardından burada geçirdiği yıllar, edebî üretiminin en verimli önemini oluşturmuştur.
• Eserlerinde sıklıkla denizcilik terimlerine, mitolojik unsurlara ve deniz yaşamına yer vermiştir.
• Kullandığı “Halikarnas” takma adı, Bodrum’un Antik Çağ’daki isminden gelmekte olup yazarın bu bölgeyle olan bağını vurgulamaktadır.
• Öykü ve romanlarında başlıca temalar, Ege ve Akdeniz kıyılarındaki deniz ve denizcilik yaşamı etrafında şekillenmiştir.
• Balıkçılar, dalgıçlar, denizciler ve gemi adamları, anlatılarında öne çıkan karakter gruplarını oluşturur.
• Ayrıca, deniz savaşlarını konu alan tarihî romanlar da kaleme almıştır.
• “Mavi Hümanizma” hareketinin öncüsüdür. Bu düşünce sistemi, Eski Yunan kültürünün Anadolu’nun doğal ve tarihsel bir parçası olarak benimsenmesi gerektiğini savunur ve bu anlayış, yazarın Ege kökenli kimliğiyle de örtüşür.
Eserleri
-
Ötelerin Çocuğu-roman
-
Deniz Gurbetçileri-roman
-
Aganta Butona Burinatta-roman
-
Turgut Reis-roman
-
Uluç Reis-roman
-
Merhaba Akdeniz-hikâye
-
Yaşasın Deniz-hikâye
-
Ege Kıyılarından-hikâye
-
Parmak Damgası-hikâye
-
Dalgıçlar-hikâye
-
Gülen Ada-hikâye
-
Mavi Sürgün-Anı
-
Hey Koca Yurt-deneme
-
Anadolu'nun Sesi-hikâye
Peyami Safa
• Eserlerinde güçlü ve etkileyici tasvirlere yer veren sanatçı, akıcı ve canlı anlatımıyla dikkat çeken, teknik açıdan başarılı romanlara imza atmıştır.
• Ansiklopedik bilgi birikimine sahip olan yazar, aynı zamanda mistik eğilimleriyle öne çıkmaktadır; madde karşısında ruhun üstünlüğünü savunur. Bu yaklaşımı, özellikle "Fatih Harbiye" adlı romanında belirginleşir; burada Doğu-Batı ikilemi üzerinden madde-ruh çatışması teması işlenmiştir.
• "Yirminci Asır" adlı gazeteyi bizzat yayımlayarak basın alanında da faaliyet göstermiştir.
• Eserlerinde sıklıkla ahlaki çöküş, varlığın ardındaki metafizik sırlar ve toplumsal gelişimin bireyde yarattığı bunalımlar gibi temalara yer vermiştir.
• Türk edebiyatında psikolojik roman türünün öncülerinden biri olarak kabul edilir.
• Romanda olay örgüsünden çok psikolojik tahlillere odaklanmış, bu yönüyle döneminin öne çıkan eğilimlerini yansıtmıştır.
• Karakterlerini; kültür, ahlak anlayışı, kişilik yapısı ve yaşam tarzları çerçevesinde detaylı biçimde konuşturmuştur.
• Zengin bir sözcük dağarcığına sahip olan sanatçı, Türkçeyi etkin ve başarılı biçimde kullanmıştır.
• "Kimdir Nedir" ve "Objektiflik" adlı dizilerle de tanınmakta olup, bu eserlerinde farklı alanlardaki bilgilerle okura yön göstermiştir.
• "Server Bedi" takma adını bazı eserlerinde kullanmış, "Cingöz Recai" karakteriyle ise polisiye türünün önemli örneklerine imza atmıştır.
Eserleri
-
Bir Akşamdı-roman
-
Şimşek-roman
-
Mahşer-roman
-
Sözde Kızlar-roman
-
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu-roman
-
Matmazel Noraliya'nın Koltuğu-roman
-
Biz İnsanlar-roman
-
Yalnızız-roman
-
Bir Tereddüdün Romanı-roman
-
Canan-roman
Abdülhak Şinasi Hisar
• Gözlem gücü ve kişisel anılarından yararlanan sanatçı, eserlerinde özellikle “Boğaziçi medeniyeti” kavramını sıklıkla işlemiştir.
• Anlatımında süslü, sanatlı ve uzun cümle yapıları tercih etmiş, bu üslup onun edebi kimliğinin ayırt edici unsurlarından biri olmuştur.
• Dergâh dergisinde, Kitaplar ve Muharrirler başlığı altında yayımladığı eleştiri yazılarıyla edebiyat kamuoyunda tanınmıştır.
• Sanatçı, Rumeli Hisarı, Büyükada ve Çamlıca üçgeninde yaşayan; varlıklı, kültürlü ve görece sorunsuz bireylerin yaşam tarzlarını eserlerinde işlemiştir.
• Bununla birlikte, romanlarında denge problemi yaşayan, içe dönük, garip ve hayatta başarısız olmuş birey tiplerine de yer vermiştir.
• Roman ve anı türündeki eserleriyle edebiyat tarihinde önemli bir yer edinmiştir.
• Abdülhak Şinasi Hisar’ın sanat anlayışı; anı, kültür, Boğaziçi yaşamı, gözlem ve betimleme gibi kavramlar çerçevesinde değerlendirildiğinde daha derinlemesine anlaşılabilir.
Eserleri
-
Fehim Bey ve Biz-roman
-
Çamlıcadaki Eniştemiz-roman
-
Ali Nizami Beyin Alafrangalığı ve Şeyhliği-roman
-
Boğaziçi Yalıları-anı
-
Boğaziçi Mehtapları-anı
-
Geçmiş Zaman Köşkleri-anı
-
Yahya Kemal'e Veda
Tarık Buğra
• Ayrıntıya fazla yer vermeyen gözlemleriyle dikkat çeken sanatçı, eserlerinde sıradan ve her yerde karşılaşılabilecek karakterleri nesnel bir anlatımla ve iç gerçekliğe odaklanarak işlemiştir.
• 1991 yılında kendisine “Devlet Sanatçısı” unvanı verilmiştir.
• Anlatılarında olayların ve nesnelerin dış yüzeyine yönelerek çözümleyici bir bakış açısı sergilemiştir.
• Kasaba yaşamı, orta sınıf bireyler, ev ve aile ortamları sanatçının sıklıkla işlediği toplumsal zeminlerdir.
• Roman, hikâye, tiyatro, fıkra ve gezi yazısı türlerinde eserler kaleme almış, çok yönlü bir edebi kimlik ortaya koymuştur.
• Aşk, yalnızlık ve bireysel uyumsuzluk gibi temalar sanatının ana eksenini oluşturmuştur.
• İbiş’in Rüyası adlı eseriyle TRT Sanat Ödülü’ne, Osmancık adlı romanıyla Millî Kültür Vakfı Edebiyat Armağanı’na, Yağmur Beklerken ile de Türkiye İş Bankası Büyük Ödülü’ne layık görülmüştür.
Eserleri
-
Küçük Ağa Ankara'da-roman
-
Gençliğim Eyvah-roman
-
Küçük Ağa-roman
-
Firavun İmanı-roman
-
Osmancık-roman
-
İnişin Rüyası-roman
-
Siyah Kehribar-roman
-
Yağmur Beklerken-roman
-
Dönemeçte-roman
-
Oğlumuz-hikâye
-
Yarın Diye Bir Şey Yoktur-hikâye
-
Ayakta Durmak İstiyorum-tiyatro
Sâmiha Ayverdi
• Eski İstanbul kültürünü merkezine alan yazar, eserlerinde sıklıkla geçmiş ile şimdi arasındaki çatışmayı konu edinmiştir.
• Batılılaşmanın yol açtığı medeniyet krizi ve bu dönüşümün toplumda sebep olduğu kültürel ve bireysel sorunlar, anlatılarında öne çıkan temalardandır.
• Tasavvufi mesajlar, tekke ve tarikat yaşamı ile cami gibi dini-manevi unsurlar, eserlerinde belirgin biçimde yer almıştır.
• Roman türündeki eserlerinin yanı sıra, edebiyat ve kültür alanında kaleme aldığı inceleme eserleriyle de dikkat çekmiştir.
• Tarihî ve geleneksel mimarî unsurlar olan konak, köşk ve yalılar, eserlerinde geçmişi temsil eden simgesel mekânlar olarak kullanılmıştır.
Eserleri
-
Batmayan Gün-roman
-
İbrahim Efendi Konağı-roman/en önemli romanı budur.
-
Mesih Paşa İmamı-roman
-
Mabette Bir Gece-roman
-
Ateş Ağacı-roman
-
Aşk Bu İmiş-roman
Modernizmi Esas Alan Eserler
• Birinci ve İkinci Dünya Savaşları'nın yıkıcı etkileri, bu edebî dönemin oluşumunda temel belirleyici olmuştur.
• Geleneğe karşı bir duruş sergilenmiş; edebî yapıtlarda yenilikçi ve aykırı söylemler öne çıkmıştır.
• Eserlerde sembolik, alegorik ve çağrışıma dayalı anlatım biçimleri sıkça kullanılmıştır.
• Bireysel ve toplumsal huzursuzluk, bu dönemin edebiyatında sık işlenen başat temalar arasında yer almıştır.
• Topluma sırt çevirme, sanatın odağını toplumdan bireye yöneltme anlayışı dikkat çekmektedir.
• Nedensellik ilkesi terk edilmiş; zaman algısı, klasik “dün–bugün–yarın” çizgisinden çıkarılarak parçalı ve kopuk hâle getirilmiştir.
• Anlatımda, sinema sanatından esinlenilerek geriye dönüş (flashback) tekniğine başvurulmuştur.
• Dönemin edebiyatı üzerinde Egzistansiyalizm (Varoluşçuluk) felsefesinin etkisi belirgin şekilde hissedilmiştir.
Postmodernizm
Fransa’da 1940’lardan itibaren eser vermeye başlayan ve 1950’lerde kendini kabul ettiren yazarların oluşturduğu “Yeni Roman” anlayışı, bir topluluk değil, ortak bir roman tarzıdır; çünkü bu romancılar gerçeküstücülük, varoluşçuluk, postmodernizm gibi farklı akım ve felsefelerden beslenmişlerdir. 1955’ten itibaren Türk edebiyatında da etkili olmaya başlayan bu anlayış, kurallaşmaya ve telkine karşıdır. Balzac romanı olarak nitelendirilen geleneksel romancılığa karşı çıkan bu tarzda romancı bir macera anlatıcısı değildir; bu nedenle olay, entrika gibi öğeler romandan çıkarılmıştır. Belirsiz zaman (kozmik zaman) ve çevre, sık sık yapılan zaman atlamaları, aynı metin içinde onlarca yıl öncesiyle şimdinin dağınık biçimde yan yana gelmesi bu romanların karakteristik özelliğidir. Kişi kadrosu genellikle bir ya da birkaç kişiyle sınırlıdır; bu kahramanlar topluma küsmüş, yalnız, bunalmış ve tedirgindir. Dış ve iç gerçeklik, toplumla ilişkiler, bu kahramanların bakış açısından bilinç akışı tekniğiyle aktarılır. Tematik olarak korku, bunalım, cinsellik, yalnızlık, bağımsızlık, değer yargılarından kopuş, töre ve kurallarla çatışma, yabancılaşma öne çıkar. Üslupta mecazlı ve simgesel bir dil, sözdizimsel sapmalar, yeni kelime kullanımları dikkat çeker; II. Yeni şairlerinin şiirde yaptığına benzer biçimde deneysel bir anlatım ortaya konur. Ayrıca parodileştirme, pastiş ve metinlerarasılık gibi yöntemler sıkça kullanılır. Türk edebiyatında Yusuf Atılgan, Oğuz Atay, Orhan Pamuk, Vüsat O. Bener, Bilge Karasu, Nezihe Meriç, Leyla Erbil, Sevim Burak, Orhan Duru, Demirtaş Ceyhun, Mübeccel İzmirli, Erdal Öz, Demir Özlü, Ferid Edgü, Tomris Uyar, Nazlı Eray, Erendiz Atasü, Nedim Gürsel, Latife Tekin ve Hasan Ali Toptaş bu tarzın en önemli temsilcileri arasında yer alır (Türkçe ÖABT Alan Eğitimi Alan Bilgisi, Pegem Akademi Yayınları, 2023).
• Eserlerde, metinlerarasılık, parodi, pastiş, leitmotiv, geriye dönüş, iç konuşma, iç çözümleme, bilinç akımı ve üstkurmaca gibi postmodern anlatı tekniklerine sıklıkla başvurulmuştur.
• Yapıtlarda kurmaca bütünlüğü gözetilmemiş, anlatı unsurları arasında geleneksel anlamda bir bağlantı kurulmamıştır; bu durum, dönemin karakteristiği olan anlatı kopukluğu ile açıklanabilir.
• Zıtlıklar, anlatının temelini oluşturan belirgin yapısal özellikler arasında yer almıştır.
• İmgesel anlatım, yazarların metinlerinde ön plana çıkan bir başka anlatım aracıdır.
• Bu dönemin eserlerinde klasik anlamda bir kahramana yer verilmemekte, bireyler çoğunlukla anonim ya da kimliksiz şekilde kurgulanmaktadır.
• Olayların işlenişinde mantıksal bir süreklilik gözetilmemiş, yerine anlamsal kırılmalar ve mantık dışı gelişmeler tercih edilmiştir.
Dönemin Sanatçıları
Sait Faik Abasıyanık
• Sanatçı, eserlerinde yaşama sevincini ön plana çıkarmıştır.
• Şiirsel bir anlatım tarzına sahiptir.
• Durum öyküsünün (Çehov tarzı) Türk edebiyatındaki öncülerindendir.
• Zaman zaman gerçeküstü (fantastik) ögelere de başvurmuştur.
• Eserlerini kaleme alırken belirgin bir sanatsal kaygı gütmemiştir.
• Burgazada ve diğer Prens Adaları'ndaki insanlar, eserlerinde sıkça işlenmiştir.
• Kenar mahalle sakinleri, balıkçılar, azınlık mensubu sıradan bireyler ve Adalar halkı, öykülerinin başlıca figürleridir.
• Roman, öykü ve röportaj türlerinde ürün vermiş; çok yönlü bir sanatçıdır.
• Anlatılarında, konu ya da olaydan çok görünüm ve hayatın kısa kesitlerine odaklanmıştır.
• Cumhuriyet dönemi klasik öykü anlayışını yıkarak yenilikçi bir çizgi benimsemiştir.
• Çehov tarzının Türk edebiyatında yaygınlaşmasına öncülük etmiştir.
• Sanatçının benimsediği temel insani ilke şu sözle özetlenebilir: “Bir insanı sevmekle başlar her şey.”
• Eserlerini sade, benzersiz, akıcı, sürükleyici ve etkileyici bir dille kaleme almıştır.
• Anısını yaşatmak amacıyla verilen Sait Faik Abasıyanık Öykü Ödülü, Türk edebiyatında saygın bir yere sahiptir.
Eserleri
-
Medar-ı Maişet Motoru-roman
-
Şahmerdan-hikâye
-
Alemdağ'da Var Bir Yılan-hikâye
-
Kumpanya-hikâye
-
Sarnıç-hikâye
-
Havuz Başı-hikâye
-
Az Şekerli-hikâye
-
Semaver-hikâye
-
Lüzumsuz Adam-hikâye
-
Son Kuşlar-hikâye
-
Havada Bulut-hikâye
-
Kayıp Aranıyor-roman
Adalet Ağaoğlu
• Eserlerini gerçekçi bir tutumla kaleme alan sanatçı; hikâye, oyun, deneme ve anı türlerinde de ürün vermiştir.
• İronik (alaycı) bir anlatım tarzına sahiptir.
• Seçtiği karakterler genellikle aydın kesimden bireylerdir.
• Anlatılarında bilinç akışı ve iç monolog gibi modern anlatım tekniklerini kullanmıştır.
• Bazı eserlerinde zaman ve mekân ögelerinde değişiklik yaparak anlatıyı biçimsel olarak zenginleştirmiştir.
• Sosyal ve düşünsel değişim, yanlış Batılılaşma, temelsiz modernleşme, ideolojik çatışmalar (sağ-sol), korku, ölüm, kadın-erkek ilişkileri, fedakârlık, gençlik, aşk, yaşlılık ve özgürlük gibi konular eserlerinde sıklıkla işlediği temalardandır.
• Tek anlatıcıya dayanmayan, çok sesli ve çok bakış açılı yeni anlatım olanaklarını denemiştir.
• "Fikrimin İnce Gülü" adlı eseri, "Sarı Mercedes" adıyla sinemaya uyarlanmıştır.
• "Yüksek Gerilim" adlı eseriyle Sait Faik Hikâye Ödülü’nü kazanmıştır.
• "Bir Düğün Gecesi" adlı eseriyle Sedat Simavi Edebiyat Ödülü ve Orhan Kemal Roman Armağanı’na layık görülmüştür.
Eserleri
-
Yüksek Gerilim-hikâye
-
Ölmeye Yatmak-roman
-
Ruh Üşümesi-roman
-
Fikrimin İnce Gülü-roman
-
Bir Düğün Gecesi-roman
-
Romantik Bir Viyana Yazı-roman
-
Kendini Yazan Şarkı-tiyatro
Yusuf Atılgan
• Eserlerinde yalnızlık ve psikolojik yabancılaşma temalarına yoğun biçimde yer vermiştir.
• Mevcut düzene karşı bireysel uyumsuzluk ve toplumsal çatışma konularını işlemiştir.
• Kaleme aldığı eserlerde, bireyin psikolojik bunalımları ayrıntılı bir biçimde ele alınmıştır.
• Öykülerinde, yerleşik yaşam tarzına duyulan bıkkınlık ve bireyin iç dünyasındaki sıkışmışlık temaları ön plandadır.
• Eserlerinde zaman zaman kırsal yaşamın geleneksel yapısından izlenimlere de yer vermiştir.
• "Aylak Adam" adlı eseriyle Yunus Nadi Roman Ödülü’nde ikincilik elde etmiştir.
• "Bodur Minareden Öte" adlı öykü kitabı ile Sait Faik Hikâye Ödülü’ne layık görülmüştür.
Eserleri
-
Anayurt Oteli-roman
-
Aylak Adam-roman
-
Canistan-roman
-
Bodur Minareden Öte-hikâye
Oğuz Atay
• Eserlerinde ince alay, dokundurma, eleştiri, mizah ve ironi gibi anlatım biçimlerine sıklıkla yer vermiştir.
• "Tutunamayanlar" adlı romanıyla postmodern edebiyatın öncülerinden biri olmuş; bu türün Türk edebiyatındaki gelişimine önemli katkı sağlamıştır.
• Romanlarında, toplum kurallarıyla çatışan aydın bireylerin iç dünyasını derinlemesine işlemiştir.
• Bilinç akışı, iç monolog ve alıntı gibi anlatım tekniklerini ustalıkla kullanmıştır.
• Eserlerinde sıklıkla iletişimsizlik, hayatın anlamsızlığı, yabancılaşma ve bireysel isyan gibi modern bireyin çıkmazlarına odaklanmıştır.
• "Tutunamayanlar", TRT Roman Başarı Ödülü’ne layık görülmüştür.
• Toplum ve aydın eleştirisi, yazarın eserlerinde sürekli olarak işlenen temel izleklerden biridir.
Eserleri
-
Tehlikeli Oyunlar-roman
-
Korkuyu Beklerken-roman
-
Tutunamayanlar-roman
-
Bir Bilim Adamının Romanı-roman
Bilge Karasu
• Kendine özgü bir cümle yapısına sahip olan sanatçı, eserlerinde imgesel ve yoğun bir dil kullanmıştır.
• Öz Türkçe kelimelere öncelik vererek dilde sadeleşme eğilimini benimsemiştir.
• Edebiyatın farklı türlerinde ürün veren yazar, radyo oyunu türünde de eserler kaleme almıştır.
• Eserlerinde; sevgi, dostluk, korku, ölüm, tutku, ezilen bireyler, inanç-baskı çatışması, isyan ve itaat gibi bireyin içsel ve toplumsal çelişkilerini işleyen temalara yer vermiştir.
• Bireyin yalnızlığı, iletişim kurma güçlüğü ve iç dünyasındaki yabancılaşma, yazarın sıklıkla işlediği diğer önemli temalardandır.
• Sanatçı, eserlerinin yorumunu okurun sezgisine ve yorum gücüne bırakmış; bu yönüyle modern anlatım biçimlerini benimsemiştir.
• “Gece” adlı romanıyla Pegasus Edebiyat Ödülü’nü, “Ne Kitapsız Ne Kedisiz” adlı yapıtıyla ise Sedat Simavi Edebiyat Ödülü’nü kazanmıştır.
Eserleri
-
Kılavuz-roman
-
Gece-roman
-
Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı-öykü
-
Ne Kitapsız Ne Kedisiz-düzyazı
-
Narla İncire Gazel-düzyazı
-
Göçmüş Kediler Bahçesi-masal
-
Troya'da Ölüm Vardı-öykü
Ferit Edgü
• Varoluşçuluk (Egzistansiyalizm) akımından etkilenen sanatçı, Türk edebiyatında bunalım edebiyatı olarak nitelendirilen anlayışın önemli temsilcilerindendir. Eserlerinde özellikle burjuva aydınının ruhsal bunalımlarına odaklanmıştır.
• Kaleme aldığı metinlerde alışılmadık bir dil ve anlatım tarzı benimseyerek anlatı biçiminde yeniliklere gitmiştir.
• Roman ve hikâyelerinde, aydın kesimin toplumla çatışan yalnızlığı ve uyumsuzluğunu merkezî tema olarak işlemiştir.
• "Kimse" ve "O" adlı eserleri, "Hakkâri’de Bir Mevsim" adıyla sinemaya uyarlanmıştır.
• Deneme türünde de önemli eserler kaleme alarak edebiyatın farklı alanlarına katkı sunmuştur.
• Eserlerinde, toplumsal ve bireysel gerçekliklerin yanı sıra psikolojik derinlik içeren temalara da yer vermiştir.
• "Eylül’ün Gölgesinde Bir Yazdı" adlı yapıtıyla Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü’ne,
• "Bir Gemide" adlı öyküsüyle ise Sait Faik Hikâye Ödülü’ne layık görülmüştür.
Eserleri
-
Hakkâri'de Bir Mevsim-roman
-
Eylül'ün Gölgesinde Bir Yazdı-roman
-
Kimse-roman
-
Bir Gemide-hikâye
-
Çığlık-hikâye
-
Kaçkınlar-hikâye
-
Bozgun-hikâye
-
O-roman
-
Ah Minel Aşk-şiir
-
Av-öykü
Orhan Pamuk
• Aydın kesimin bireysel ve toplumsal bunalımlarını ele alan sanatçı, anlatımı yoğun ve çözümlemesi güç romanlar kaleme almıştır.
• İç çözümleme, bilinç akışı ve iç konuşma gibi modern anlatım tekniklerini ustalıkla kullanmıştır.
• Romanın yanı sıra anı, deneme ve senaryo türlerinde de eserler vermiştir.
• Eserlerinde dikkat çeken en önemli biçimsel özelliklerden biri, uzun cümle yapıları ve katmanlı, ayrıntılı tasvirlerdir.
• Doğu-Batı sorununu felsefi ve kültürel bağlamda derinlemesine işleyerek bireyin bu ikilik karşısındaki konumunu sorgulamıştır.
• Edebiyat alanında Nobel Edebiyat Ödülü kazanan ilk ve tek Türk vatandaşı olma unvanına sahiptir.
• "Cevdet Bey ve Oğulları" adlı romanıyla Orhan Kemal Roman Ödülü’ne,
"Babamın Bavulu" adlı eseriyle ise Nobel Edebiyat Ödülü törenindeki konuşmalarıyla edebiyat kamuoyunda büyük yankı uyandırmıştır.
Eserleri
-
Kar-roman
-
Masumiyet Müzesi-roman
-
Kara Kitap-roman
-
Kafamda Bir Tuhaflık-roman
-
Kırmızı Saçlı Kadın-roman
-
Sessiz Ev-roman
-
Beyaz Kale-roman
-
Cevdet Bey ve Oğulları-roman
-
Yeni Hayat-roman
-
Öteki Renkler-deneme
-
Manzaradan Parçalar-deneme
-
İstanbul-anı
-
Babamın Bavulu
Oktay Akbal
• Edebiyatın birçok türünde eser veren sanatçı, roman, hikâye, deneme, anı ve eleştiri alanlarında kaleme aldığı yapıtlarla çok yönlü bir edebî kişilik ortaya koymuştur.
• Eserlerinde şiirsel bir anlatım benimseyerek, dili genellikle deneme üslubuna yakın bir şekilde kullanmıştır.
• Ben-merkezli anlatım tarzı, sanatçının metinlerinde baskın bir anlatım biçimidir.
• Yapıtlarında sıradan bireylerin yaşam dramları ile gelenek ve görenekler karşısındaki bireysel tutumları ön plana çıkarmıştır.
• "Garipler Sokağı" ve "Suçumuz İnsan Olmak" adlı eserleriyle Türk Dil Kurumu Roman Ödülü’ne,
• "Berber Aynası" adlı eseriyle ise Sait Faik Hikâye Ödülü’ne layık görülmüştür.
• Ayrıca tüm edebî üretimi, Orhan Kemal Roman Armağanı ile onurlandırılmıştır.
• Dergi ve gazetelerde yayımladığı yazılar ile sadece edebiyat alanında değil, toplumsal meselelerde de okuru aydınlatma gayesi gütmüştür.
Eserleri
-
Garipler Sokağı-roman
-
Suçumuz İnsan Olmak-roman
-
Önce Ekmek Bozuldu-hikâye
-
Tarzan Öldü-hikâye
-
Yalnızlık Bana Yasak-hikâye
-
Bizans Definesi-hikâye
-
Berber Aynası-hikâye
-
Aşksız İnsanlar-hikâye
-
Hiroşimalar Olmasın-anı
-
Şair Dostlarım-anı
Rasim Özdenören
• İslâmî bir dünya görüşüne sahip olan yazar, eserlerini güçlü betimlemelerle ve derinlikli anlatımlarla kaleme almıştır.
• Dili son derece sade, pürüzsüz ve akıcıdır; yalın anlatımıyla dikkat çeker.
• Yapıtlarında bireyin yalnızlığı, yabancılaşma hissi, kuşak çatışması ile modernlik-gelenek karşıtlığı gibi temaları işlemiştir.
• Kültürel yozlaşmaya karşı bir duruş sergileyerek, bu sorunun çözümü noktasında tasavvufu bir alternatif olarak önerip savunmuştur.
• Edebiyata ve kültür dünyasına yaptığı katkılardan ötürü Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görülmüştür.
Eserleri
-
Gül Yetiştiren Adam-roman
-
Yaşadığımız Günler-deneme
-
Yumurtayı Hangi Ucundan Kırmalı-deneme
-
Red Yazıları-deneme
-
Hastalar ve Işıklar-hikâye
-
Çok Sesli Bir Ölüm-hikâye
-
Çarpılmışlar-hikâye
-
Denize Açılan Kapı-hikâye
-
Çözülme-hikâye
-
Ruhun Malzemeleri-deneme
Vüs'at Orhan Bener
• Çehov tarzı öykücülüğün önemli temsilcilerinden biri olan sanatçı, soyut bir dünya inşa etme arzusuyla edebiyatına yön vermiştir.
• Kaleme aldığı öykülerde zaman zaman kendisine de yer vermiş, bu yönüyle otobiyografik izler taşımıştır.
• Hikâye tekniği ve dil anlayışında yenilikçi bir tutum benimseyerek, kendine özgü, orijinal bir anlatım tarzı oluşturmuştur.
• Eserlerinde, küçük şehirlerde yaşayan sıradan insanların gündelik ve sade yaşamlarını konu edinmiştir.
• Diyalog tekniğini etkileyici ve zarif bir biçimde kullanması, onun anlatım gücünü pekiştiren önemli bir unsurdur.
• "Ihlamur Ağacı" adlı tiyatro eseriyle, Türk Dil Kurumu Tiyatro Ödülü'ne layık görülmüştür.
Eserleri
-
Yaşamasız-hikâye
-
Mızıkalı Yürüyüş-hikâye
-
Dost-hikâye
-
Ihlamur Ağacı-tiyatro
-
Buzul Çağının Virüsü-roman
CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI'NDA ŞİİR
Sadece kendisi için var olan, her türlü ideolojik söylem ve sosyal kaygıdan uzak duran şiir, arındırılmış bir zeminde güzellik duygusunun oluşturulması için ortaya çıkacaktır. Türk edebiyatında saf şiir anlayışı özellikle Fransız edebiyatından Paul Valery, Stephan Mallarme, Paul Verlaine, Arthur Rimbaud gibi şairlerin ileri sürdüğü görüşler üzerine inşa edilmiştir (Kolcu, 2009a: 310). Şiirde şekil, mısra, kelime seçimindeki titizlik ve anlam gibi konularda ortaya konulan fikirlerin zamanla olgunlaşması saf şiiri şekillendirmiştir. Saf şiire göre, sanata yüklenen görev ve anlam, sanatın tabiatı dışına çıkmamalıdır. Toplumun yapısını şekillendirmeye yönelik bir söylem geliştirmek, şiiri kendi yapısına zıt bir tavra zorlar. İnsan doğası için düşündüğümüzde, "Sanat, yarar gözetmeyen bir uğraştır. O halde, sanattan yararlı hiçbir amaç beklememek gerekir." (Alkan, 2005: 111).
Platon, şiiri soysal işlev açısından faydasız bir uğraş olarak gördüğü için Devlet'ten kovmuştu. Oysa saf şiire göre, şiirden sosyal anlamda bir fayda beklemek şiirin tabiatına aykırıdır. Şiir, her şeyiyle kendine hizmet eden bir sanatsal üretimdir. Mallarme'nin tabiriyle şiirin görevi nesneyi anlatmak değil, "nesneyi esinlemek"tir. (Alkan, 2005: 123). İnsan ruhunun derinliklerine inerek farklı bir yaratıcılıkla nesneyi anlatmak, nesneyi insanın bakış açısına göre şekillendirmek ve betimlemek saf şiirde esastır. Yine Mallarme'ye ait olan şu ifadeler saf şiirin ne olduğu ile ilgili önemli ipuçları içermektedir: "Bir ruh halini göstermeliyiz ya da tersine, bir nesneyi seçip bir dizi çözümlerle bu ruh durumunu ortaya çıkarmak için nesneyi azar azar çağrıştırmalıyız." (Alkan, 2005: 124).
Saf şiirde anlam 'esinlenmeye' dayalı bir durumdur. Doğrudan bir şeyler anlatmak düz yazıya hastır. Şiirde esas, bir şeyler hissettirmektir. Bu nedenle 'duyum' hayati bir değere sahiptir. Esinlenmeden yola çıkarak bir şeyler hissettirmek şiirde anlamın 'buğulu' bir hale gelmesini mubah kılmaktadır. Saf şiirde, "şiir bir izah ediş değildir." (Kolcu, 2007: 214). Bu nedenle gerekirse yeni bir dil bile yaratılabilir. Şiir dili, herkesin genel düzeyde anlamlandırdığı, zihninde kolaylıkla canlandırdığı nesne ve eylemlerin göstergelerinden oluşan bir dil değildir.
Saf şiir anlayışını benimseyen şairler mısra yapısına ve kelime seçimine büyük önem vermişlerdir. Şiirde dil ve söyleyiş güzelliği her şeyin üstünde tutulmuştur. İyi ve güzel şiir, mükemmele yakın bir form içinde olmalıdır ve bunu başarmak için gerekirse bir şiir üzerinde yılları bulan ince emek ve çaba şiirin soylu bir sanat dalı olduğu görüşünden kaynaklanır. "Dili sözcükler dini haline getirerek saf güzelliği sunuş" (Kula, 2002: 143) kaygısı, yazma zorluğunu da beraberinde getirir. "Şiirin düşüncelerden çok sözcüklerle yazılması gerektiği" (Kula, 2002: 143) inancı hakimdir.
Saf şiir içerik olarak insanın iç alemine, ruhunun derinliklerine yönelmiştir. Esasen insanı en ince ayrıntısıyla ve bütün derinliğiyle anlatmak amaçtır. Bunun yanı sıra saf şiiri benimseyen şairlerin özellikle mitolojiyi, tarihi ve tabiatı konu olarak benimsedikleri görülmektedir.
Şiir sanatı; insanın tabiatı, eşyayı ve kendini algılama tarzına bağlı olarak değişiklik göstermektedir. İşlev açısından, şiirin sosyal hayata fayda sağlayacak bir araç gibi kullanılması yüzyıllar boyunca gerekli görülmüştür. 19. yüzyıl Fransız şairlerinin "Şiir kendisi için vardır." anlayışını geliştirmeleri, şiiri düz yazıdan ayrı bir zeminde, musiki ile iç içe değerlendirme imkanı sağlamıştır. Modern Türk şiiri Yahya Kemal ve Ahmet Haşim'le çekirdeğini oluştururken Fransız şiirinin de etkisiyle saf şiire bağlı bir koldan gelişir.
Modern Türk şiirinde saf şiir anlayışının mimarları Yahya Kemal Beyatlı ve Ahmet Haşim'dir. Bu iki şair, özellikle Fransız edebiyatının etkisiyle sadece saf şiirin değil, aynı zamanda modern Türk şiirinin de temelini inşa etmiştir. Saf şiir ile ilgili fikir beyan eden şairlerin özellikle bu iki şairden etkilendikleri görülür. Ancak unutulmamalıdır ki saf şiir Türk edebiyatında bir ekol ya da edebî hareket özelliği göstermemektedir. Ferî teşebbüsler ve ortaya atılan fikirler saf şiirin ne olduğu ile ilgili bazı yaklaşımları ortaya çıkarmış ve Türk edebiyatında saf şiire örnek teşkil edecek eserler doğmuştur. Konu ile ilgili Orhan Okay'ın yorumu önemlidir: "Herhangi bir nazım şekli gibi teknik ve somut bir tarzda belirmemesi, hatta bir edebi akımın göstergesi bile olmaması sebebiyle saf şiir teorisini açıkla makta birtakım güçlükler vardır." (Okay, 2007: 337) Saf şiir teorisinin açıklanmasında karşılaşılan güçlükler sadece Türk edebiyatında yaşanmamaktadır. Bu durum Fransız edebiyatında da saf şiirin bir ekol olarak belirmemesinden kaynaklanır. Ancak saf şiiri benimseyen şairlerin şiirin poetik meseleleriyle ilgili birbirine oldukça benzer şeyler söyledikleri görülmektedir.
Kaynakça: (Yılmaz, M., & Yılmaz, S. (2010). ŞİİRİN BENCİLLİĞİ: MODERN TÜRK ŞİİRİNDE SAF ŞİİR ANLAYIŞI ÜZERİNE BİR İNCELEME. Yeni Türk Edebiyatı Araştırmaları(4), 107-126.)
Öz Şiir (Saf Şiir) Anlayışını Sürdüren Şiirin Özellikleri
• Şiir dili, bu dönemin sanat anlayışında en temel öğe olarak öne çıkmaktadır.
• "Sanat için sanat" anlayışı edebi yaklaşımda belirleyici olmuştur.
• Dönemin şiir anlayışına göre, şiir yüce bir sanat kabul edilmiş; en değerli yapı unsuru olarak dize görülmüştür.
• Şiir üretiminin yoğun emek gerektirdiği düşüncesi benimsenmiştir.
• Şiir, yalnızca anlam değil, aynı zamanda bir biçim (form) meselesi olarak değerlendirilmiştir.
• Dilin, şiirde sade ve arı bir yapıda olması gerektiği savunulmuştur.
• Hece ölçüsü, bu dönemde ağırlıklı olarak tercih edilen vezin olmuştur.
• Dönemin şairleri, edebi çizgilerini oluştururken Ahmet Haşim ve Yahya Kemal Beyatlı'yı örnek almışlardır.
• Bu sanatçılardan ayrıldıkları temel nokta, aruz yerine hece ölçüsünü kullanmalarıdır.
• Şiir anlayışlarında, Fransız edebiyatının etkisi ve özellikle Sembolizm akımı önemli bir yer tutmuştur.
• Musiki ve ahenk, bu dönemin şiir anlayışında büyük değer taşımış; bu ahenk, kafiye, redif, aliterasyon gibi ses tekrarlarıyla sağlanmaya çalışılmıştır.
Yedi Meşaleciler
Edebiyatımızın ilk toplulukları olan Servetifünûn ve Fecr-i Âti'den sonra, Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında (1928-1933) Yedi Meşale topluluğu dikkati çekmektedir. Altı şair ve bir öykü yazarı gençten oluşan bu topluluk, kendisini, adını aldığı "Yedi Meşale" başlıklı kitapla tanıtmıştır. ( Muallim Ahmet Halit Kitaphanesi, Akşam Matbaası, İstanbul 1928.)
22 Mart 1928 tarihli Servetifünûn dergisinde, yeni bir kitabın yayımlanacağı haberi dikkati çeker: "Mecmuamızın hey'et-i tahririyesini teşkil eden gençlerden Sabri Esat, Cevdet Kudret, Yaşar Nabi, Vasfi Mahir, Muammer Lûtfi, Ziya Osman ve Kenan Hulusi Beyler müntehap yazılarını YEDİ MEŞALE isimli bir kitapta topladılar. Pek yakında intişar edecek bu olgun eseri karilerimize tavsiye ederiz." (ÖNERTOY, Olcay, Cumhuriyet Döneminin İlk Edebi Topluluğu: Yedi Meşaleciler)
Halit Fahri (Ozansoy)'nin dergiyi yönettiği sırada yazı kurulunu oluşturan, çoğu lise öğrencisi gençler, şiirlerini ve yazılarını bu dergide yayımlamaya başlamışlardır. Öte yandan, birbirlerinin evlerinde toplanarak ürünlerini tartışırlar. Bu toplantılar sırasında kitap çıkarma düşüncesinin nasıl doğduğunu ve topluluklarının adını nasıl bulduklarını Cevdet Kudret'ten öğreniyoruz: "Günün birinde, kim önerdi hatırlamıyorum, o güne dek yazdıklarımızdan seçmeleri bir araya getirip ortaklaşa bir kitap çıkarmayı düşündük. Yaşar Nabi'nin evinde o iş için özel toplantılar yapıp el birliğiyle şiirleri ve yazıları seçtik. Kitaba bir ad bulmak gerekiyordu. Yedi kişi idik. İlk akla gelen, Fransız edebiyatındaki Pleiade topluluğu oldu. O adın Türkçedeki karşılığı Süreyya uygun değildi; hem yabancı kökenli idi, hem ilk ağızda kişi adı hatıra getiriyordu, hem de yıldız kümesi adı olarak yaygınlığı yoktu; onun Türkçesi Ülker de yaygın değildi. Yedi Yıldız, Yediveren Gülü, Yedi Kollu Şamdan. . . gibi adlar düşünüldü. Sonunda Yedi Meşale adı üzerinde birleşildi." ("50. Yıldönümünde Yedi Meşale Üzerine Anılar", Varlık, Nisan 1978, S. 847, s. 3-4.)
• Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatında ortaya çıkan ilk edebî topluluk olarak kabul edilirler.
• Edebiyat sahnesine çıkış gerekçelerini, “Edebiyat tıkanmış, Beş Hececiler yüzeysel kalmış; biz, sanata olan aşkımızla edebiyata yenilik katmak için ortaya çıktık.” sözleriyle ifade etmişlerdir.
• Topluluğun edebî duruşu, canlılık, yenilik ve samimiyet kavramları etrafında şekillenmiştir.
• Ancak tüm bu iddialı söylemlere rağmen, Beş Hececiler’in şiir anlayışının ötesine geçmeyi başaramamışlardır.
Temsilciler
-
Vasfi Mahir Kocatürk
-
Kenan Hulusi Koray
-
Cevdet Kudret Solok
-
Sabri Esat Siyavuşgil
-
Ziya Osman Saba
-
Yaşar Nabi Nayır
-
Muammer Lütfi Bahşi
Ziya Osman Saba
Ziya Osman Saba 1910’da İstanbul’da doğmuş ve okumaya meraklı bir ailenin içinde büyümüştür. Bu sayede de çok küçük yaşlardan itibaren edebiyatla ilgilenmeye başlamıştır. Servet-i Fünun’un 1927 tarihli sayısında “Sönen Gözler” şiirinin yayımlanmasıyla edebiyat dünyasına ilk adımını atan Ziya Osman Saba, o sıralarda Servet-i Fünun’da çalışan Sabri Esat, Yaşar Nabi, Muammer Lütfi, Cevdet Kudret, Vasfi Mahir ve Kenan Hulusi ile tanışmıştır. 1928’de onlarla birlikte, Yedi Meşale isimli şiir kitabını çıkarmış, 1928’in Eylül’ünde yayınına başladıkları Meşale adlı dergide de yayın süresince kurucu-yazar olarak yer almıştır. Yedi Meşaleciler adıyla anılan bu grubun dağılmasının ardından Ziya Osman Saba, edebiyat dünyasında bireysel olarak varlığını sürdürmüş, ölümüne kadar da şiir yazmaya devam etmiştir. Bu süreç içinde -yazdığı hikâyelerin sayısı da az olmamasına rağmen- kendini özellikle şair olarak tanımlayan Ziya Osman Saba’nın, hayatının farklı evrelerini bünyesinde toplayan üç şiir kitabı yayımlanmıştır. Ziya Osman Saba’nın, Sebil ve Güvercinler, Geçen Zaman, Nefes Almak adlı üç ayrı şiir kitabı, bir de Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi-Değişen İstanbul adlı hikâye kitabı mevcuttur. “Bütün Şiirleri” başlığı altında birkaç farklı basım hâlinde yayınlanan bu şiir kitapları, çoğunlukla ilk basımları esas alınarak yapılmış olduğundan, kimi şiirleri dergilerde saklı kalmıştır. Bu çalışmanın amacı, dergilerde kalmış olan bu şiirleri gün ışığına çıkarmak ve bahsi geçen şiirlerin Ziya Osman Saba’nın sanat anlayışı içindeki yerini tespit edebilmektir. (Öztürk, D. (2022). Ziya Osman Saba’nın Geçen Zaman Şiir Kitabında Günün Vakitleri ve Mevsimler. Edebi Eleştiri Dergisi, 6(2), 210-223. https://doi.org/10.31465/eeder.1165806)
• Anılara bağlılık, çocukluk özlemi ve aile sevgisi gibi temalar; bunun yanı sıra yoksul yaşam biçimlerine karşı duyulan merhamet gibi insani duygular, sanatçının eserlerinde sıkça işlenen konular arasında yer alır.
• Gözlemci bir bakış açısına sahip olan sanatçı, aynı zamanda dışavurumcu bir tavırla bireysel ve toplumsal gerçeklikleri dile getirmiştir.
• Kaleme aldığı hikâyelerde anı (hatıra) özelliği taşıyan bir anlatım biçimi dikkat çeker.
• Şiir anlayışında Fransız şiirinden etkilenmiş, özellikle Batılı izlekleri örnek almıştır.
• İnsancıl duruşu nedeniyle kimi çevreler tarafından kendisine “Mevlana ve Yunus Emre’nin modern çağdaki sesi” nitelendirmesi yapılmıştır.
• Edebî anlayışında sanat için sanat görüşü baskındır.
• Dil kullanımında ise yalın, açık ve duruluk ön plandadır.
Eserleri
-
Geçen Zaman-şiir
-
Sebil ve Güvercinler-şiir
-
Nefes Almak-şiir
-
Değişen İstanbul-öykü
-
Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi-öykü
Yaşar Nabi Nayır
• Türkçenin yaygınlaşması ve gelişimi adına önemli çabalar göstermiştir.
• Şiir, roman, öykü, tiyatro ve deneme gibi edebiyatın farklı türlerinde eserler kaleme almıştır.
• Yalnızca çağdaş edebiyata odaklanan bir cep dergisi yayımlamış; bu yönüyle dönemine özgü nitelikli bir yayıncılık örneği sunmuştur.
• Asıl mesleği yayıncılıktır; edebiyat dünyasında daha çok bu yönüyle tanınmaktadır.
• 1979 yılında Kültür Bakanlığı Büyük Ödülü’ne layık görülmüştür.
• “Muzaffer Reşit” takma adıyla çeşitli antoloji ve tanıtım kitapları derlemiş, edebî alanın arşivsel yönüne de katkı sunmuştur.
Eserleri
-
Adem ile Havva - roman
-
Varlık - dergi
-
Kahramanlar - şiir
-
Onar Mısra - şiir
-
Sevi Çıkmazı - deneme
-
Mete - tiyatro
Vasfi Mahir Kocatürk
• Edebiyat araştırmalarıyla tanınan bir edebiyatçıdır.
• Epik nitelikli şiirleriyle ün kazanmıştır.
• Manzum tiyatro türünde eserler kaleme almıştır.
• Şiirlerinde hece ölçüsünü tercih etmiş, biçimsel olarak halk şiiri geleneğinin özelliklerinden yararlanmıştır.
• Eserlerinde başlıca olarak; millet sevgisi, vatan duygusu, ulusal bilinç, kahramanlık ve fedakârlık temalarını işlemiştir.
Eserleri
-
Ergenekon - şiir
-
Dağların Derdi - şiir
-
Tunç Sesleri - şiir
-
Geçmiş Geceler - şiir
-
Bizim Türküler - şiir
-
Hayat Şarkıları - şiir
-
Saz Şiiri Antolojisi
-
Divan Şiiri Antolojisi
-
Tekke Şiiri Antolojisi
Sabri Esat Siyavuşgil
• Kendisi psikoloji profesörüdür.
• Psikoloji, eğitim ve halk bilimi (folklor) alanlarında çeşitli bilimsel ve edebi çalışmalar gerçekleştirmiştir.
• Şiirlerinde, empresyonist bir ressam duyarlılığıyla canlı ve etkileyici dizeler kaleme almıştır.
• Renkli, özgün ve güçlü bir imge dünyasına sahiptir.
• Özellikle Karagöz geleneği üzerine yaptığı psiko-sosyolojik incelemeler, alana önemli katkılar sunmuştur.
• 1944 yılında yazdığı “Kahramanlık ve Sevda Romanları” başlıklı deneme tarzındaki yazısında âşık tarzı halk hikâyelerinden “sevda romanları” biçiminde bahsetmiş ama bu terimin kapsamı hakkında ayrıntılı bilgi vermemiştir (Siyavuşgil, 1944).
Eserleri
-
Odalar ve Sofalar- şiir
Kenan Hulusi Koray
• Türk edebiyatında korku temalı hikâyeler kaleme alan ilk yazar olarak kabul edilmektedir.
• Psikolojik çözümlemelere dayalı eserleri de bulunmaktadır.
• Yazın hayatının başlangıcında ahenkli ve şiirsel bir anlatımı tercih etmiş, zamanla gerçekçi üsluba yönelmiştir.
• Kısa hikâye türünde yetkin eserler ortaya koymuştur.
• Yedi Meşaleciler topluluğunun hikâye türünde eser veren tek üyesidir.
Eserleri
-
Bahar Hikâyeleri
-
Bir Otelde Yedi Kişi
-
Osmanoflar - roman
-
Bir Yudum Su
Öz Şiir Anlayışını Sürdüren Diğer Şairler
Necip Fazıl Kısakürek
Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının en kudretli kalemlerinden şair, yazar ve fikir insanı Necip Fazıl Kısakürek (1904-1983)’in ilk dönem şiirlerinde korku, tiksinti, dışlanma, şüphe, melankoli, yalnızlık, ölüm, tabiat ve kadın gibi ferdî temalar ağırlıktadır. 1934’te Abdülhakîm Arvâsî ile tanışmalarından sonra şairin sanata bakışı ve politik fikirleri büyük ölçüde değişir. Bu tanışmadan sonra şairin inanç ve düşünce dünyası insan, toplum ve tasavvuf ekseninde yapılanmaya başlar. Şairin ikinci döneme ait şiirleri de işte bu temel üzerine şekillenir. Modern Türk şiirinin mistik şairi Necip Fazıl, mistisizmi İslâmî değerlere bağlar ve eserlerinde toplumsal bir kavga sanatını oluşturur. Şair, içtimai meselelerde ihtiyaç duyduğu aydınlanmayı görev ve sorumluluk bilincine dönüştürerek kendi çilesini oluşturan toplumsal bir dava inşa eder. Onun f ikir sancılarına kaynaklık eden problemlerin başında toplumsal değişimin kaynağı modernleşme, kültürel yozlaşma, yabancılaşma ve neticede modern kent olgusuyla birlikte gündeme gelen aile kurumundaki ahlâkî çöküş yer alır. Şiirleri, modern kentlerde Avrupaî her türlü eşya ve mefruşat ile birlikte inşa edilen modern mekânlara, buralarda tarihsel ve kültürel köklerinden kopmuş aile bireylerinin millî ve manevî değer yargılarından yoksun ilişkilerine ışık tutar. Sorun, Batılı çizgide gelişen modernleşmenin Müslüman Türk toplum hayatında doğurduğu tarihsel, kültürel kopuş ve bunun aile kurumunda yarattığı örfe, dinî değerlere ve ahlaka dair dejenerasyondur. (Erol, K. (2018). NECİP FAZIL’IN ŞİİRİNDE TOPLUMSAL VE KÜLTÜREL DEJENERASYON. Adam Academy Journal of Social Sciences, 8(1), 57-80. https://doi.org/10.31679/adamakademi.391208)
Özetle:
• "Kaldırımlar Şairi" ve "Sultanu'ş-Şuara" (Şairlerin Sultanı) unvanlarıyla anılmıştır.
• Mistik duyarlılığa sahip bir şairdir; hece ölçüsüyle şiirler kaleme almıştır.
• Temiz, duru ve berrak bir Türkçeye sahip olmasıyla birlikte etkileyici ve güçlü bir anlatım sergilemiştir.
• "Poetika" adlı yazısında, şiire dair kuramsal görüşlerini ifade etmiştir.
• "Sanat için sanat" anlayışını benimsemiştir.
• Halk şiiri geleneğinden beslenmiş, bu geleneği modern bir anlayışla yorumlamıştır.
• Şiirlerinde biçim kusursuzluğu göze çarpmaktadır.
• Dini duyarlılığı ve tasavvufi temaları yansıtan şiirleriyle tanınmaktadır.
Şiirinde İki Dönem
-
Dönem [1925-30]: Daha çok yalnızlık gibi bireysel konular.
-
Dönem [1934 ve sonrası]: Tasavvufi konular.
Eserleri
-
Reis Bey - tiyatro
-
Tohum - tiyatro
-
Bir Adam Yaratmak - tiyatro
-
Para - tiyatro
-
Sabır Taşı - tiyatro
-
Ben ve Ötesi - şiir
-
Çile - şiir
-
Kaldırımlar - şiir
-
Örümcek Ağı - şiir
-
Sonsuzluk Kervanı - şiir
-
Bâbıâli - anı
-
Yılanlı Kuyudan - anı
-
Aynadaki Yalan
-
Büyük Doğu - dergi
Cahit Sıtkı Tarancı
• "Ölüm şairi" olarak anılmaktadır.
• Şiirlerinde başlangıçta Fransız şiirinin, özellikle Baudelaire ve Verlaine'in etkisi, daha sonraları ise Türk halk şiiri geleneğinin izleri görülür.
• Sembolizm akımından etkilenmiş; hece ölçüsünü ve konuşma dilini başarıyla kullanmıştır.
• Ölüm ve yaşama sevinci, şiirlerinde öne çıkan temel temalardır.
• İnsanı sanatın merkezine almış, “İnsanoğlu dünyanın en zengin hazinesidir” sözüyle sanat anlayışını özetlemiştir.
• "Otuz Beş Yaş" adlı şiiriyle, Cumhuriyet Halk Partisi'nin düzenlediği şiir yarışmasında birincilik ödülüne layık görülmüştür.
• Redif, kafiye ve ahenk unsurlarına önem veren bir sanatçıdır.
• Yalın, akıcı ve ahenkli bir dil kullanmıştır.
• Şiirlerinde deyimlere ve tekerlemelere de yer vererek halk söyleyişini estetikle harmanlamıştır.
Eserleri
-
35 Yaş - şiir
-
Sonrası - şiir
-
Ömrümde Sükût - şiir
-
Düşten Güzel - şiir
-
Ziyaya Mektuplar - anı
Ahmet Hamdi Tanpınar
• Doğu ve Batı kültürlerini başarılı bir şekilde sentezleyen bir sanatçıdır.
• Zengin mecaz örgüsü ve soyut sözcüklerle kurulu cümle yapısı, üslubunun belirgin özellikleri arasındadır.
• Romanlarında ana tema, çoğunlukla geçmişe özlemdir.
• Roman, hikâye, deneme ve şiir türlerinde eserler kaleme alarak çok yönlü bir edebî kişilik sergilemiştir.
• Ahmet Haşim ve Yahya Kemal Beyatlı'yı örnek almış; şiir anlayışını bu iki önemli şairin çizgisinde geliştirmiştir.
• Şiirlerinde başlangıçta hece ölçüsünü, sonraları ise serbest ölçüyü tercih etmiştir.
• “Şiirde sustuğum şeyleri, roman ve hikâyede anlatırım.” sözü, sanat anlayışını yansıtan meşhur ifadelerindendir.
• Sembolizm akımının etkisinde kalmış; bu doğrultuda sade fakat derinlikli bir dil kullanmıştır.
• Şiirlerinde ahenk unsurlarına, özellikle musikiye ve ritme, büyük önem vermiştir.
• Şiir ve düzyazı dili arasında biçimsel ve içeriksel olarak büyük bir yakınlık kurmuştur.
• Şiirlerinde derin bir müzikalite hâkimdir.
• Baudelaire, Verlaine, Mallarmé ve Valéry gibi Fransız şairlerin etkisi açıkça hissedilir.
• Şair, profesör, romancı ve milletvekili kimlikleriyle çok yönlü bir entelektüel olarak edebiyatımızda yer edinmiştir.
• Sanatında geçmişe özlem, rüya, zaman, musiki ve ahenk gibi temalar öne çıkan anahtar kavramlardır.
Eserleri
-
Mahur Beste - roman
-
Saatleri ayarlama enstitüsü - roman
-
Sahnenin Dışındakiler - roman
-
Huzur - roman
-
Yaz Yağmuru - öykü
-
Abdullah Efendi'nin Rüyaları - öykü
-
Bursa'da Zaman - şiir
-
Edebiyat Üzerine Makaleler
-
19. Asır Türk Edebiyatı
Ahmet Muhip Dıranas
• Özgün imgeler kurma becerisi ve rahat, akıcı bir söyleyiş üslubunun belirleyici unsurları arasındadır.
• Sembolizm akımından etkilenmiş; şiirlerinde destansı bir anlatım tarzı geliştirmiştir.
• Umutsuzluk ve hüzün, sanatçının işlediği temalar arasında öne çıkmaktadır.
• Halk şiiri geleneğinden ustalıkla yararlanarak yerli bir duyarlılık oluşturmuştur.
• Hece ölçüsünü yumuşatarak, serbest şiir anlayışına geçişin zeminini hazırlamıştır.
• Halk şiiriyle Fransız şiir geleneğini başarılı bir şekilde sentezlemiştir.
• Şiirlerinde ses, söyleyiş, ölçü ve uyak unsurlarına büyük önem vererek ahenki ön planda tutmuştur.
• Aşk, doğa sevgisi ve yurt güzellikleri, şiirlerinde işlediği başlıca temalar arasındadır.
• Tiyatro türünde eserler kaleme alarak edebî çeşitliliğini ortaya koymuştur.
• Tevfik Fikret’in "Rübâb-ı Şikeste" adlı eserini sadeleştirerek geniş kitlelere ulaştırmıştır.
• Ses ve şekil mükemmelliği taşıyan şiirler kaleme alarak Türk şiirine estetik katkılar sunmuştur.
Eserleri
-
Olvido - şiir
-
Ağrı - şiir
-
Şiirler - şiir
-
Kar - şiir
-
Fahriye Abla - şiir
-
Serenat - şiir
-
O Böyle - tiyatro
-
İstemezdi - tiyatro
-
Gölgeler - tiyatro
Asaf Halet Çelebi
• Sezgiye dayalı şiir anlayışıyla tanınır; edebiyat literatüründe "sezgi şairi" olarak anılır.
• Mevlevilik üzerine çalışmaları ve bu gelenekten beslenen eserleri bulunmaktadır.
• Şiirlerinde içsel bir musiki hâkimdir; dizeleri ritmik ve ahenkli bir yapıya sahiptir.
• Dinî motifler, masalsı unsurlar, rüya imgeleri ve hayal dünyasına ait semboller, şiirlerinin temel kaynaklarını oluşturur.
• Şiirlerinin anlam katmanlarına ulaşmak için kullandığı sözcüklerin çağrışımsal anlam zenginliğini dikkate almak gerekir.
Şiirde Üç Dönem
-
Dönem: Divan edebiyatı tarzında gazaller.
-
Dönem: Garip Akımı etkisi.
-
Dönem: İslam tasavvufu ve Hint mistisizmi.
Eserleri
-
On Mani Padme Hum - şiir
-
He - şiir
-
Lamelif - şiir
Serbest Nazım ve Toplumcu Şiir Özellikleri
• Şiirlerinde hitabet (söylev) üslubu dikkat çeker; okuyucuyu doğrudan muhatap alır.
• Toplumsal sorunlara duyarlılık esastır; bireysel meselelerden ziyade toplumcu bir anlayış benimsenmiştir.
• Eserlerinde, kitleleri bilinçlendirme ve harekete geçirme amacı açıkça hissedilir.
• Dil, şiirlerde işlevsel olarak harekete geçirici bir araç olarak kullanılır.
• Şiirler, tezli bir yapıya sahiptir; her şiirde savunulan belirli bir düşünce yahut dünya görüşü öne çıkar.
• Marksist ve materyalist düşünce sistemlerinden etkilenmiş; bu doğrultuda şiirlerinde ideolojik bir temellendirme de yer almaktadır.
Sanatçıları
Nazım Hikmet Ran
• Etkileyici bir anlatım tarzına sahip olmakla birlikte, hitabete yaslanan (söylevsel) şiir örnekleri de kaleme almıştır.
• Eserlerinde Fütürizm (gelecekçilik) akımının ve makineleşme özleminin etkileri açıkça hissedilir.
• Kapsamlı, uzun soluklu şiirler yazmıştır; bu şiirlerde yapı ve tema arasında tutarlı bir derinlik görülür.
• Canlı, akıcı ve dinamik bir dil kullanımı dikkat çeker.
• Özgün ve yenilikçi dize kuruluşlarıyla geleneksel şiir kalıplarının dışına çıkmıştır.
• Büyük ve küçük harf kullanımındaki biçimsel oynamalar, şiirlerinde dikkat çeken bir görsel estetik unsurudur.
• Şiirlerinde satır uzunlukları arasında ritmik dalgalanmalar yer alır; bu durum hem görsel hem de işitsel bir ahenk oluşturur.
• Bazı harflerin art arda ve sıkça tekrarlanması, ses etkisini artırmaya yönelik bilinçli bir tekniktir.
• Genel olarak, sanat anlayışında “sanat toplum içindir” ilkesi belirgin biçimde hâkimdir.
Eserleri
-
Saat 21, 22 Şiirleri - şiir
-
Sesini Kaybeden Şehir - şiir
-
Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedrettin - şiir
-
Kurtuluş Savaşı Destanı - şiir
-
Benerci Kendini Niçin Öldürdü - şiir
-
Taranta Babuya Mektuplar - şiir
-
Jakond ile Siyau - şiir
-
835 Satır-şiir
-
Memleketimden İnsan Manzaraları-şiir
-
Gece Gelen Telgraf-şiir
-
Kafatası-tiyatro
-
Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim-roman
-
Kan Konuşmaz-roman
Ahmet Arif
• Kaleme aldığı şiirlerde ritim duygusu ve zengin imge dünyası ön plandadır.
• Marksist dünya görüşü, şiirlerinin temel düşünsel zeminini oluşturur.
• Halk edebiyatı, ağıt geleneği, türkü formu ve anonim masallar, şiirlerini besleyen başlıca kaynaklar arasındadır.
• Eserlerinde Anadolu insanının yaşamı, duyguları ve gerçekliği derinlemesine işlenmiştir.
• Leyla Erbil’e yazdığı mektuplar, daha sonra "Leylim Ley" adıyla yayımlanarak edebiyat kamuoyuna sunulmuştur.
Eserleri
-
Hasretinden Prangalar Eskittim - şiir
Ceyhun Atuf Kansu
• 1941’de ortaya çıkan Garip Hareketi ve toplumsal gerçekçilerin hâkim olduğu bir ortamda Ceyhun Atuf Kansu, kendine has bir tarzda şiir yazar. Çocukluğu, Kurtuluş Savaşı yıllarının Ankara’sında geçen Kansu’nun sanatının temeli burada şekillenir. Ulusçu kimliği ise İstanbul’da okuduğu Tıp Fakültesi yıllarına rastlar. Kansu’nun halktan ve onun sorunlarından sıkça bahsetmesi, Atatürk’ün “Halkçılık” ilkesine sıkı sıkıya bağlı oluşundandır.
• Kansu’nun fikir dünyasında başta Yunus Emre olmak üzere Anadolu’nun kültür ve manevi hayatında etkili olan isimlerin tesiri olduğu görülür. Pir Sultan, Hacı Bektaş-ı Veli ve Köroğlu gibi haksızlığa başkaldırının isimleri, onun şiirlerinde fazlasıyla yer bulur.
• Mütareke dönemi ve Kurtuluş Savaşı yıllarından itibaren süregelen memleket edebiyatı 1941’de ortaya çıkan Garip Hareketi’nden (Birinci Yeni) sonra da varlığını devam ettirir; ancak bu hareket, şiir geleneğini sarsmaya başlar. Bunun dışında toplumcu gerçekçiler de memleket edebiyatını, köy edebiyatı hâline getirirler. Böyle bir ortamda ortaya çıkan Ceyhun Atuf Kansu, edebiyat topluluklarının dışında kendine has bir çizgide şiir yazar. O günlerin egemen şiir tekniklerine yakınlık gösterir; ancak belli bir akımın ya da şairin yörüngesine girmez (Doğan, 1998, s. 21).
• Asıl mesleği çocuk hekimliğidir.
• Doğrudan çocuklar için yazılmış birçok şiiri bulunan şairin, geleceğin büyükleri olarak gördüğü çocuklar konusundaki duyarlılığı büyüktür.
• Kansu’nun insana bakışı evrenseldir. Adı, kimliği, dini ne olursa olsun haksızlığa uğrayanların yanındadır.
• Dünya kardeşliğinden hareket ederek Latin Amerika ülkeleri, Vietnam gibi mağdur olmuş insanlara ve özellikle de ezilen çocuklara tahammülü yoktur.
• Eserlerinde, Anadolu’nun yerel dokusu, toplumsal sıkıntıları, hasta çocukların dramı ve mutsuz bireylerin iç dünyası ön plana çıkar.
• Şiir yolculuğu, başlangıçta Halk şiiri geleneği etkisinde başlasa da zamanla serbest şiir anlayışına yönelmiştir.
• Hem düzyazı hem de şiir alanında birçok eser veren Kansu’nun daha çok şiirleriyle ön plâna çıktığı görülür. Bir Çocuk Bahçesinde (1941) adını taşıyan ilk şiir kitabında, çocukluğa özlem, anne ve vatan sevgisi gibi temalar yer alır.
• Şiirlerinin beslendiği temel değerler arasında hoşgörü, insan sevgisi, ulusal bağımsızlık ideali ve doğa duyarlılığı yer alır.
• Halkı tanıyamamış birtakım aydınların kendini halkçı olarak göstermesi, Kansu’yu halkla iç içe yaşamaya sevk eder. Zira halkı tanımak; ancak onu anlamakla ve oradan beslenmekle mümkündür (Kansu, 1972, s. 3-4).
• "Bağımsızlık Gülü" adlı eseriyle Yeditepe Şiir Armağanı’na layık görülmüştür.
• Türk edebiyatında çocukların acıları, onun şiirleriyle sembolik bir nitelik kazanmıştır.
Eserleri
-
Çocuklar Gemisi
-
Bağımsızlık Gülü
-
Bağbozumu Sofrası
-
Yurdumdan
-
Bir Çocuk Bahçesinde
-
Sakarya Meydan Muharebesi
-
Buğday Kadın Gül ve Gökyüzü
Arif Damar
• Şiirlerinde biçim kaygısı ön plandadır; bu doğrultuda imge kullanımına özel bir önem vermiştir.
• Dil ve üslup konusunda son derece titiz ve özenlidir.
• Toplumcu gerçekçi bir anlayışa sahip olmakla birlikte, bireysel duygulara da eserlerinde yer vermeyi ihmal etmemiştir.
• “İstanbul Bulutu” adlı eseriyle 1958 Yeditepe Şiir Ödülü’nü kazanmıştır.
Eserleri
-
İstanbul Bulutu
-
Kedi Aklı
-
Alıcı Kuş
-
Saat 8'i Geç vurdu
-
Ay Ayakta Değildi
-
Seslerin Ayak Sesleri
Ercüment Behzat Lav
• Fütürizm ve Dadaizm başta olmak üzere, öncü ve deneysel şiir anlayışlarıyla şekillenen bir şairdir.
• Şiirde deneysel yaklaşımları benimsemiş; farklı sanat ve edebiyat akımlarını (örneğin sürrealizm, fütürizm ve kübizm) denemekten çekinmemiştir.
• Ölçü ve uyağa dayalı geleneksel şiir biçimlerine karşı çıkarak, özgür ve bireysel bir şiir anlayışını savunmuştur.
• Türk şiirine ironiyi kazandıran ilk isim olarak değerlendirilir.
Eserleri
-
S,O,S
-
Üç Anadolu
-
Açıl Kilidin Açıl
Gülten Akın
• Destan, ağıt, türkü ve ilahi gibi geleneksel nazım ve söyleyiş biçimlerinden etkili bir biçimde yararlanmıştır.
• Kısa tiyatro metinleri de kaleme alarak sahne edebiyatına katkı sunmuştur.
• Sanatının ilk dönemlerinde bireysel temalar öne çıkarken, 1979 sonrası şiirlerinde toplumsal yönelim belirginleşmiştir.
• Halk şiiri geleneğini çağdaş bir bakışla sürdürmüş; Nazım Hikmet’in şiirsel çizgisini takip etmiştir.
Eserleri
-
İlahiler
-
Deli Kızın Türküsü
-
Kestim Kara Saçlarımı
-
Seyran Destanı
-
Rüzgar Saati
-
Sığda
-
Kırmızı Karanfil
-
Uzak Bir Kıyıda
-
Ağıtlar ve Türküler
Kemal Özer
• Varlık dergisinin yayın yönetmenliğini üstlenerek Türk edebiyatının gelişiminde etkin bir rol oynamıştır.
• “Bir Adı Gurbet” adlı eseriyle Ferit Oğuz Bayır Düşün ve Sanat Ödülü’ne layık görülmüştür.
• Şiir Sanatı ve Yeni A dergilerinin kurucuları arasında yer alarak edebî düşünceye kurumsal katkılar sunmuştur.
• Sanat yaşamının ilk dönemlerinde İkinci Yeni etkisi görülürken, zamanla toplumsal sorunlara yönelen bir anlayış benimsemiştir.
Eserleri
-
Kavganın Yüreği
-
Ölü Bir Yaz
-
Yaşadığımız günlerin şiiri
-
Tutsak Kan
-
Sınırlamıyor Sevda Beni
-
Bir Adı Gurbet
-
Gül Yordamı
Hasan Hüseyin Korkmazgil
• “Kavel” adlı eseriyle Yeditepe Şiir Ödülü’nü kazanmıştır.
• "Kızıl Kuğu" adlı yapıtıyla TRT Başarı Ödülü’ne layık görülmüştür.
• Şiirlerinde yaşam sevgisi, doğa tutkusu, barışçıl ve özgür bir yaşam arzusu ile bağımsızlık temalarına sıklıkla yer vermektedir.
• Marksist şiir anlayışını benimsemiştir.
• Toplumcu gerçekçi bir şair olarak tanınmaktadır.
• Aynı zamanda mizahi öyküler kaleme almıştır.
Eserleri
-
Ağlasın Ay Şafağı
-
Temmuz Bildirisi
-
Acıyı Bal Eyledik
-
Oğlak
-
Kızıl Kuğu
-
Kızıl Irmak
-
Kavel
Şükran Yurdakul
• Hem şairlik hem de edebiyat tarihçiliği yapmıştır.
• Sanat yaşamının ilk dönemlerinde bireysel temalara yer verirken, ilerleyen süreçte toplumsal konulara yönelmiştir.
• Eserlerinde ulusal kurtuluş ve sömürü karşıtı temalar dikkat çeker.
• Kalabalıklara hitap eden bir söyleyiş ve güçlü bir retorik yapısı göze çarpar.
• "Bir Yürekten Bir Yaşamdan" adlı yapıtıyla Nevzat Üstün Şiir Ödülü’nü kazanmıştır.
Eserleri
-
Tomurcuk
-
Giderayak
-
Bir Yürekten Bir Yaşamdan
-
Acılar Dönemi
-
Nice Kaygılardan Sonra
-
Ökselerin Yöresi
Hasan İzzettin Dinamo
• Şiir hayatının başlangıcında hece ölçüsü ile eserler vermiş, daha sonraki dönemlerde ise serbest ölçü ile yazmaya yönelmiştir.
• İlk dönem şiirlerinde Faruk Nafiz Çamlıbel’in, sonraki eserlerinde ise Nazım Hikmet’in etkisi belirgin şekilde hissedilmektedir.
• Marksist dünya görüşü doğrultusunda şiirler kaleme almıştır.
• Kutsal Barış adlı romanıyla Orhan Kemal Roman Ödülü’nü kazanmıştır.
Eserleri
-
Özgürlük Türküsü
-
Karacaahmet Senfonisi
-
Kavga Şiirleri
-
Sürgün Şiirleri
-
Deniz Feneri
-
Nazımdan Meltemler
-
Adsız Kitap
-
Kutsal İsyan
-
Kutsal Barış
Hisarcılar
Hisar Akımı Genel Özellikleri
• Hem aruz hem de hece ölçüsünü ustalıkla kullanmışlardır.
• Sanatçının bağımsız bir duruş sergilemesi gerektiğini savunmuşlardır.
• Eserlerinde yaşayan, halkın konuştuğu güncel Türkçeyi tercih etmişlerdir.
• Garip akımına karşı çıkmaları, sanat anlayışlarının temelini oluşturur.
• Yurt güzellikleri ve memleket sevgisi, işledikleri başlıca temalardandır.
• Batı taklitçiliğine karşı mesafeli bir tutum benimsemişlerdir.
• Hisar ve Çınaraltı dergileri, bu anlayışın temsil edildiği başlıca yayın organları olmuştur.
• “Sanat toplum içindir” anlayışını benimseyerek halkla bağ kurmayı amaçlamışlardır.
Sanatçıları
Mehmet Çınarlı
• Hem hece ölçüsünü hem de aruz ölçüsünü başarıyla kullanmıştır.
• Geleneksel şiir anlayışını benimsemiş; eserlerinde yalın, duru ve anlaşılır bir Türkçe kullanmıştır.
• İlgili edebî derginin ve bu doğrultudaki sanat anlayışının kurucularından biri olmuştur.
• Şiirlerinde hem içerik hem de biçim yönünden yüksek bir sanat disiplini görülür.
• İşlediği temalar arasında bireysel duyarlılıklar kadar millî meseleler de yer alır.
• “Yeni Bir Dünya Kurmuşum” adlı eseriyle 1976 yılında Türkiye Vakfı Şiir Ödülü’ne layık görülmüştür.
• “Sanat toplum içindir” ilkesine bağlı kalarak eserlerinde toplumsal faydayı ön planda tutmuştur.
Eserleri
-
Bir Yeni Dünya Kurmuşum - Şiir
-
Sanatçı Dostlarım - Deneme
-
Güneş Rengi Kadehlere - Şiir
-
Gerçek Hayali Aştı - Şiir
-
Halkımız ve Sanatımız - Deneme
-
Mısralarda Gezinti - Deneme
Yavuz Bülent Bakiler
• Eserlerinde rahat, içten ve aydınlık bir üslup hâkimdir.
• Uzun yıllar çeşitli gazetelerde köşe yazarlığı yaparak edebiyatın yanı sıra basın hayatında da etkin bir rol üstlenmiştir.
• Millî kültür, örf ve âdetler, vatan, millet ve bayrak gibi temalar şiir ve yazılarının temel konuları arasında yer alır.
• Sanat yaşamının ilk dönemlerinde Cahit Sıtkı Tarancı ve Necip Fazıl Kısakürek’in üslubundan etkilenmiş, ilerleyen yıllarda ise kendine özgü bir şiir dili ve anlatım tarzı geliştirmiştir.
• Eserlerinde millî ve manevî değerlere bağlılık ön plandadır.
Eserleri
-
Duvak - şiir
-
Yalnızlık - şiir
-
Seninle - şiir
-
Üsküp'ten Kosova'ya – gezi yazısı
-
Türkistan Türkistan - gezi yazısı
İlhan Geçer
• Duygulara yaslanan ve içtenlikli bir anlatımla kaleme alınmış şiirlerinde güçlü bir lirik atmosfer hissedilir.
• Şiirlerinde çoğu zaman karamsar bir dünya görüşü hâkimdir.
• Hisar dergisinin kurulmasına öncülük etmiş; bir dönem derginin yazı işleri müdürlüğünü yürütmüştür.
• Şiirlerinin yanı sıra çeşitli eleştiri yazıları da kaleme alarak edebiyat dünyasına çok yönlü katkılarda bulunmuştur.
• Sanat anlayışında “sanat toplum içindir” görüşü ön plandadır.
Eserleri
-
Büyüyen Eller
-
Bir Bulut Geçti
-
Özlem Rıhtımı
-
Yeşil Çağ
Sevinç Çokum
• Her ne kadar romancı ve hikâyeci kimliğiyle öne çıksa da, şiir toplulukları içerisinde de değerlendirilmektedir.
• Sosyal içerikli romanlar kaleme almış; toplumun çeşitli kesimlerinin sorunlarını edebiyatına taşımıştır.
• Şiirsel bir anlatım ve etkileyici bir üslup, eserlerinin öne çıkan dil özellikleri arasında yer alır.
• Yeni değerlere ayak uyduramayan bireylerin yaşadığı yalnızlık ve yabancılaşma, eserlerinde sıkça ele aldığı temalardandır.
• Türk Edebiyatı dergisinde yazı işleri müdürlüğü görevinde bulunmuştur.
• Kadın karakterlerin iç dünyalarını, derin psikolojik tahlillerle yansıtarak edebiyatımızda dikkat çeken tipler oluşturmuştur.
• İstanbul’un yoksul ve orta sınıf ailelerinin yaşamları ile tarihsel arka planlar, eserlerinde sıkça işlenen diğer önemli konulardandır.
• Sanat anlayışı, “sanat toplum içindir” ilkesiyle örtüşmektedir.
Eserleri
-
Gece Rüzgarları
-
Karanlığa Direnen Yıldız
-
Hilal Görününce
-
Gül Yüzlüm
-
Deli Zamanlar
-
Zor
-
Eğik Ağaçlar
-
Çırpıntılar
-
Evlerinin Önü
-
Rozalya Ana
-
Beyaz Bir Kıyı
-
Derin Yara
Millî Edebiyat Zevk ve Anlayışını Sürdüren Diğer Şairler
Arif Nihat Asya
• Edebiyat dünyasında “Bayrak Şairi” unvanıyla anılmaktadır.
• Şiirlerinde aruz, hece ve serbest ölçü olmak üzere çeşitli nazım biçimlerini ustalıkla kullanmıştır.
• Vatan, millet, bayrak, kahramanlık, din, aşk ve tabiat güzellikleri gibi temalar başlıca konularıdır.
• Her ne kadar bazı şiirlerinde ölçü ve uyak kullanılmasa da, güçlü bir iç ahenk yakalamayı başarmıştır.
• Cumhuriyet Dönemi’nin en önemli rubai şairleri arasında yer almaktadır.
• Halk şiiri, divan edebiyatı ve modern şiir biçimlerinden beslendiği görülmektedir.
• Şiirlerinde millî kültür, tarih ve geleneksel değerleri başarıyla harmanlamıştır.
Eserleri
-
Köprü
-
Kökler ve Dallar
-
Dualar ve Aminler
-
Fetih Marşı
-
Rubaiyat-ı Arif
-
Kubbe-i Hadra
-
Basamaklar
-
Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor
Ahmet Kutsi Tecer
• İlk dönem şiirlerinde bireysel temalar (aşk, ölüm, ıstırap) öne çıkarken, sonraki dönemlerinde toplumsal duyarlılık taşıyan memleket şiirlerine yönelmiştir.
• Halk şiiri geleneğinden güçlü biçimde yararlanmış, bu kaynağı çağdaş şiir anlayışıyla harmanlamıştır.
• Köroğlu, Karacaoğlan, Yunus Emre gibi halk ozanları üzerine inceleme ve araştırmalar yapmış; bu alanda tiyatro ve akademik metinler üretmiştir.
• Âşık Veysel’i edebiyat dünyasına kazandıran isim olarak tanınır.
• Tiyatro eserlerinde yer yer geleneksel orta oyunu unsurlarına başvurmuştur.
• Didaktik yönü belirgin şiirler kaleme almasına rağmen asıl şöhretini lirik şiirleriyle elde etmiştir.
• Ziya Gökalp’in “Halka Doğru” ilkesinden etkilenmiştir.
• Ülkü dergisinde yayımlanan yazılarında halk kültürüne ve millî değerlere olan bağlılığı açıkça görülmektedir.
• Millî ruhun yeniden inşasında edebi katkılar sunmuş, kültürel uyanışa öncülük etmiştir.
Eserleri
-
Şiirler
-
Koçyiğit
-
Köroğlu
-
Satılık Ev
-
Köşebaşı
-
Halay
Ömer Bedrettin Uşaklı
• Şiirlerinde hece ölçüsünü tutarlı biçimde kullanmıştır.
• Memleket edebiyatı anlayışının güçlü temsilcilerindendir.
• Tüm şiirlerinde halk edebiyatı geleneğinin izleri ve biçimsel özellikleri belirgindir.
• Anadolu’nun doğal güzellikleri, Mehmetçik, Atatürk, gurbet duygusu, yalnızlık ve deniz özlemi gibi temaları işlemiştir.
Eserleri
-
Yıldızların Altında
-
Yayla Dumanı
-
Deniz Sarhoşları
-
Sarıkız Mermerleri
-
Anadolu Şiiri
Kemalettin Kamu
• Edebiyat çevrelerinde “Gurbet Şairi” unvanıyla anılmıştır.
• Şiir serüvenine aruz ölçüsüyle başlamış, daha sonra hece ölçüsüne yönelmiştir.
• Dil ve üslubu sade, sağlam ve durudur.
• Lirik nitelikli şiirleriyle tanınmıştır.
• “Ben gurbette değilim, gurbet benim içimde” dizesiyle hafızalara kazınmıştır.
• Memleket edebiyatı anlayışının öncü temsilcilerinden biridir.
• Aşk, savaş, vatan sevgisi ve Mehmetçik temalı şiirler kaleme almıştır.
• Halk şiiri geleneğinden biçimsel ve tematik düzeyde yararlanmıştır.
Eserleri
-
Gurbet
-
Bingöl Çobanları
Orhan Şaik Gökyay
• Şiirlerinde başlangıçta aruz ölçüsünü tercih etmiş, sonrasında hece ölçüsüne yönelmiştir.
• Eserlerinde destanımsı bir anlatım dikkati çeker.
• Duru ve sade bir Türkçe kullanmıştır.
• Halk edebiyatının nazım biçimlerinden ve türlerinden faydalanmıştır.
• Koçaklama, güzelleme ve kahramanlık temalı şiirleriyle öne çıkmıştır.
• “Bu Vatan Kimin?” ve “Yas” adlı şiirleriyle tanınmıştır.
• Eleştiri ve edebiyat araştırmaları da kaleme almıştır.
• Saz ve Tekke edebiyatı şiirlerini özümseyerek kendine özgü bir üslup geliştirmiştir.
• Dede Korkut üzerine yaptığı araştırmalar, edebiyat tarihçiliği açısından önem arz eder.
Eserleri
-
Bu Vatan Kimin
-
Yas
-
Destursuz Bağa Girenler
Zeki Ömer Defne
• Eserlerinde hece ölçüsünü tercih etmiştir.
• Son dönem şiirlerini serbest ölçüyle yazmıştır.
• Sade ve ince bir halk dili kullanımı dikkat çeker.
• Anadolu, işlediği başlıca temalardan biridir.
• Halk şiiri geleneğinden beslenmiştir.
• Sözcüklere sembolik anlamlar yükleme eğiliminde olmuştur.
• İlhamını çoğunlukla nesne ve olaylardan aldı.
• Sanat anlayışında, “sanat toplum içindir” görüşü hâkimdir.
Eserleri
-
Denizden Çalınmış Ülke
-
Kardelenler
-
Ilgaz
-
Ziller Çalacak
-
Sessiz Nehir
-
Yurt Güzellemeleri
Behçet Kemal Çağlar
• Şiirlerinde hece ölçüsünü kullanmıştır.
• Atatürkçülük temasını işleyen şiirler kaleme almıştır.
• Edebî yaşamında “Ankaralı Âşık Ömer” mahlasını kullanmıştır.
• Faruk Nafiz Çamlıbel ile birlikte Onuncu Yıl Marşını yazmıştır.
• Halk şiiri geleneğinden beslenmiş, yurt güzellemelerine yer vermiştir.
• Şadırvan adlı edebî dergiyi yayımlamıştır.
• Millî duyguları merkeze alan tiyatro eserleri yazmıştır.
• Sanat anlayışında “sanat toplum içindir” görüşü ön plandadır.
Eserleri
-
Atilla
-
Benden İçeri
-
Çoban
-
Çalar
-
Burada Bir Kalp Çarpıyor
-
Atatürk Denizinden Damlalar
-
Erciyes'ten Kopan Çığ
-
Dolmabahçe'den Anıtkabir'e
-
Battal Gazi Destanı
Necmettin Halil Onan
• Eserlerinde önce aruz, ardından hece ölçüsünü kullanmıştır.
• "Bir Yolcuya (Dur Yolcu)" adlı şiiri, hamaset edebiyatının en etkileyici örneklerindendir.
• Şiirlerinde bireysel duygular ile millî hisleri birlikte işlemiştir.
• Yurt sevgisi, aşk, doğa ve kahramanlık, sıkça ele aldığı başlıca temalardandır.
Eserleri
-
Çakıl Taşları
-
Dur Yolcu
-
Bir Yudum Daha
Şükufe Nihal Başar
• Eserlerinde önce aruz, ardından hece ölçüsünü kullanmıştır.
• Şiirlerinde romantik duygulara yer vermiştir.
• Romanlarında toplumsal sorunları ve özellikle kadın meselelerini ele almıştır.
• Millî uyanış hareketi içinde aktif rol almıştır.
• Türkiye’de Darülfünun’dan mezun olan ilk kadın olma özelliğine sahiptir.
Eserleri
-
Yalnız Dönüyorum
-
Çölde Sabah Oluyor
-
Çöl Güneşi
-
Yakut Kayalar
-
Yerden Göğe
-
Yıldızlar ve Gölgeler
-
Şile Yolları
-
Sabah Kuşları
-
Gayya
-
Finlandiya
-
Şu
-
Domaniç Dağlarının Yolcusu
Birinci Yeniciler - Garipçiler
Garip Hareketi, Cumhuriyet döneminde ortaya çıkmış önemli edebî topluluklardan biridir. İlk şiirlerini 1937 yılında Varlık dergisinde yayınlayan Orhan Veli Kanık, Melih Cevdet Anday ve Oktay Rıfat Horozcu daha sonra bir araya gelerek 1941 yılında “Garip” adlı ortak bir kitap çıkartmıştır. Bu ortak kitap aynı zamanda topluluğa adını da vermiştir. Garip Hareketi ilerleyen dönemlerde edebiyat tarihlerinde I. Yeni Hareketi olarak da adlandırılmıştır. Garip’in ön sözü, hareketin poetik metni niteliğinde hazırlanmıştır. Orhan Veli tarafından hazırlanan bu ön söz, Türk şiirinde daha önce görülmemiş fikirleri içerisinde barındırmakta ve şiire farklı bir pencere açmaktadır.
Garip şiirleri, Türk şiirinin alışılmış kalıplarını ortadan kaldırdığı için toplum tarafından garipsenmiştir. Bu nedenle kitabın kapağında “Bu kitap, sizi alışılmış şeylerden şüpheye davet edecektir” (Kanık, 1941) uyarısı yapılmıştır. Varlık dergisinde yayımlanan şiirleriyle dikkatleri çeken bu üç genç şair “ortak kitap öncesi dönemde, getirdikleri yeni tarzın uç örneklerini vermeye özen göstermişlerdir. Sanki, harekete ad olacak ‘garip’ nitelemesinin şiirlerine yakıştırılmasını ister gibidirler (Mutlu Ay, 2009). Varlık’tan sonra ortak hareket etmek amacıyla 1949’da Yaprak adlı dergiyi çıkarmaya başlamışlardır. Şairlerin ortak hareket etmelerindeki amaç, okuyuculara yapmaya çalıştıkları yenilikler konusunda birlik olduklarını gösterebilmektir.
Garip Hareketi öncesinde de ortaya çıkmış farklı edebî anlayışlar, zaman zaman geçmişin üstüne yeni bir şeyler koyarak zaman zaman ise mevcut anlayışı reddederek ortaya çıkmıştır. Geleneği tamamen reddeden şiir anlayışlarından biri de Garip Hareketi olarak değerlendirilmektedir. Bu reddedişin ilk olup olmadığı hususunda çeşitli tartışmalar ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak ortaya çıkan bu farklı görüşler, Garip Hareketi’ne yeni bir tartışma alanının açılmasını sağlamıştır. Onların bu reddedişinde fütürist sanatçıların yıkıcılığının etkisi görülmektedir.
Garip Hareketi, yıllarca kabul görmüş şiir geleneğini reddeden şiir anlayışı ile bu geleneğin yıkıcısı olmuştur. Orhan Veli, eskiyi niçin yıkmak gerektiğini şöyle açıklar: “Yapıyı temelinden değiştirmek lazımdır. Biz, senelerden beri zevkimize, seviyemize, irademize hükmetmiş; onları tayin etmiş, onlara şekil vermiş olan edebiyatların sıkıcı, bunaltıcı tesirinden kurtulabilmek için o edebiyatların bize öğretmiş olduğu her şeyi atmak mecburiyetindeyiz. O ruhu atmak, o seviyeyi kaybetmek, o zevki unutmak mecburiyetindeyiz. Sade güzel telakkimiz değil, bütün telakkilerimiz değişmeli. Yeni unsurlar, yeni malzemeler, yeni söyleyiş tarzları bulmalıyız" (Ova, 2016)
Eskiyi reddetme hususunda Garip Hareketi’ni inceleyen farklı değerlendirmeler bulunmaktadır. Bu değerlendirmelerden biri de Cemal Süreya’ya aittir. O, Garip Hareketi’nin eskiyi reddetmesi üzerine şu tespitte bulunmuştur: “Orhan Veli büyük atılımını yaparken şiirden değil, şiir olmayandan çıkıyordu. Amacı, sanki, yeni bir tür şiir yazmak değil, eski şiiri yıkmak, onu itibarsızlaştırmaktı… Bu bakımdan eski şiirde ne varsa Orhan Veli ve arkadaşlarının şiirinde o yoktu. " (Süreya, 2002). Ancak onun bu tespitindeki “şiir olmayandan yola çıkma” ifadesinin yanlış olduğunu düşünen ve bu hususta eleştirenler de olmuştur.
Kaynakça: (K. Fatih, GARİP ŞİİRİNİN DİL ÖZELLİKLERİ ÜZERİNE GENEL BİR DEĞERLENDİRME, DergiPark, 2021)
Akımın Genel Özellikleri
• Bu edebi hareket, Birinci Yeni olarak da adlandırılır.
• Kendilerinden önceki tüm edebi anlayış ve geleneklere karşı bir duruş sergilemişlerdir.
• Söz sanatlarına, süslü anlatıma, geleneksel kurallara, ölçü ve uyağa karşı çıkmışlardır.
• Günlük konuşma dilini şiire taşıyarak şiir dilini sadeleştirmeyi amaçlamışlardır.
• Şiirde ahenk unsurlarından olan kafiye ve ölçüye bilinçli bir biçimde karşı durmuşlardır.
• Eserlerinde ironi ve mizah öğeleri belirgin bir yer tutar.
• Basitlik, sadelik ve sıradanlık (aleladelik) bu akımın temel ilkeleri arasında yer alır.
• “Her şey şiire konu olabilir” düşüncesini savunmuşlardır.
• Şiirde anlam ve akıl ön plandadır; kapalılıktan uzak durulmuştur.
• Yaşama sevinci ve gündelik yaşamın ayrıntıları şiirlerde açıkça hissedilir.
• Akımın öncü isimleri Orhan Veli Kanık, Melih Cevdet Anday ve Oktay Rifat Horozcu’dur.
Akımın Temsilcileri
Orhan Veli Kanık
• Eserlerinde günlük konuşma dilini ustalıkla kullanmıştır.
• İroni, espri ve nükte gibi mizahi öğelere sıkça yer vermiştir.
• Ölçüsüz, serbest tarzda kaleme aldığı şiirlerle tanınır.
• Bazı yazılarında Mehmet Ali Sel mahlasını kullanmıştır.
• Modern şiirin ifade imkânlarını genişleterek, yenilikçi bir şiir anlayışının öncülerinden olmuştur.
• Şiirde bireyciliğe karşı çıkarak, toplumcu duyarlılığı ön planda tutmuştur.
• "Şiir ihtilalcisi" olarak nitelendirilmiş; şiiri sokağa, gündelik yaşama taşımıştır.
• Edebiyatımıza damga vuran şiirlerinden bazıları şunlardır: "Anlatamıyorum", "İstanbul Türküsü", "İstanbul'u Dinliyorum", "Kitabe-i Seng-i Mezar", "Galata Köprüsü", "Delikli Şiir", "Pireli Şiir."
Eserleri
-
Yenisi
-
Destan Gibi
-
Vazgeçemediğim
-
Nasrettin Hoca Hikâyeleri
-
Karşı
-
La Fonteine Masalları
-
Garip (Bu eser Orhan Veli, Melih Cevdet ve Oktay Rifat'ın ortak olarak yazdığı bir eserdir.)
Melih Cevdet Anday
• Eserlerini yalın, sade ve kolay anlaşılır bir Türkçeyle kaleme almıştır.
• Şiirlerinde güçlü imgelere ve çok katmanlı simgelere yer vermiştir.
• Düşünce temelli, akla ve felsefi sorgulamalara dayanan bir şiir anlayışını benimsemiştir.
• Şiir dışında oyun, roman, deneme, anı ve gezi yazısı gibi pek çok farklı türde eserler üretmiştir.
• Yunan mitolojisinden sıkça yararlanarak evrensel temaları işlemiştir.
• Sanatını bireysel ve romantik duyarlılıklardan arındırarak toplumsal gerçekliğe ve sosyal meselelere dayandırmıştır.
Eserleri
-
Kolları Bağlı Odysseus
-
Rahatı Kaçan Ağaç
-
Telgrafhane
-
Göçebe Denizin Üstünde
-
Teknenin Ölümü
Oktay Rifat Horozcu
• Şiirlerinde lirizm ve yaşama sevinci belirgin temalardır; özellikle yaşama sevinci, sanatının temel izleği olmuştur.
• Başarılı yergi ve eleştirileriyle dikkat çekmiş; toplumsal meseleleri ironik bir dille ele almıştır.
• Şiirin yanı sıra tiyatro ve roman türlerinde de eserler kaleme almıştır.
• Sanatını sürekli yenileyen, dönüştüren ve kendini çağın ruhuna göre onaran bir anlayış benimsemiştir.
• Edebi serüveni Garip Akımı'yla başlamış, zamanla İkinci Yeni'nin etkisine girmiş, sonrasında ise toplumcu şiir anlayışına yönelmiştir.
• Deyimler, tekerlemeler ve halk söyleyişleri onun şiir dilinin ayrılmaz unsurlarıdır.
• Kent yaşamı, özellikle şehirde yaşayan bireyin gündelik deneyimleri, eserlerinin başlıca konularındandır.
• Dilsiz ve Çıplak adlı eseriyle Behçet Necatigil Şiir Ödülü’nü kazanarak edebi başarısını taçlandırmıştır.
Eserleri
-
Aşk ve Avarelik Üzerine Şiirler-şiir
-
Yaşayıp Ölmek-şiir
-
Aşık Merdiveni-şiir
-
Denize Doğru Konuşma-şiir
-
Güzelleme-şiir
-
Elleri Var Özgürlüğün-şiir
-
Dilsiz ve Çıplak-şiir
-
Kadınlar Arasında-tiyatro
-
Bir Takım İnsanlar-tiyatro
-
Perçemli Sokak
Maviciler - Mavi Akımı
Genel Özellikleri
• Garip akımına bir tepki olarak edebiyat sahnesine çıkmışlardır.
• Topluluğun düşünsel ve estetik temelleri, Birinci Yeni anlayışı ile Orhan Veli Kanık'ın şiir anlayışına dayanır.
• Maviciler, şiirin tüm yönleriyle açık ve yalın olması gerektiği görüşünü kesin bir biçimde reddetmişlerdir.
• Onlara göre, şiirin anlam bakımından kapalılığı onun özgün doğasının bir gereğidir ve bu yönüyle şiir, düzyazıdan ayrışır.
• Şiirde lirizm, ahenk ve estetik söyleyişe büyük önem veren Maviciler, sanatsal ve edebi ifade biçimlerinin şiirde mutlaka yer alması gerektiğini savunmuşlardır.
Attila İlhan
• Mavi akımının kurucusu ve öncüsü olarak kabul edilen sanatçı, edebi kimliğini bu doğrultuda inşa etmiştir.
• Geniş bir imge evrenine sahip olan şair, noktalama işaretleri ve büyük harf kullanımını bilinçli olarak dışladığı, tamamen kendine özgü bir üslup geliştirerek şiirinde bireysel bir estetik ortaya koymuştur.
• Coşkulu anlatım, özgün ses örgüsü ve duyarlılıkla örülmüş söylem, onun şiir anlayışının temel belirleyicileri arasındadır.
• Hem geleneksel (klasik) Türk şiirini hem de Batı şiirini derinlemesine bilen sanatçı, bu iki kaynağı harmanlayarak özgün bir şiir dili oluşturmuştur.
• Şiir dili, gündelik konuşma diliyle birlikte halk deyimleri, argo, günlük dilde nadiren kullanılan sözcükler, ayrıca Fransızca ve Almanca kökenli terimler gibi çeşitli unsurları içerecek biçimde çeşitlilik göstermektedir.
• Toplum için sanat anlayışı, sanatçının genel yaratım felsefesinde belirgin şekilde ön plandadır.
• Modern bireyin varoluşsal bunalımları, aşk, özgürlük, eşitlik, bağımsızlık, barışçıl yaşam ideali ve halkçılık gibi temalar, onun şiirsel ve düzyazı metinlerinde sıklıkla işlediği konulardır.
• Nazım Hikmet’in biçimsel ve düşünsel etkisi, özellikle sanatçının toplumcu gerçekçi şiirlerinde hissedilmektedir.
• "Duvar" adlı şiiri, onun toplumcu gerçekçilik döneminde kaleme aldığı önemli eserlerinden biridir.
• İkinci Yeni ve Garip akımı anlayışına eleştirel bir duruş sergilemiş, bu akımlara karşı poetikasını net bir biçimde konumlandırmıştır.
• "Ali Kaptanoğlu" takma adıyla senaryo metinleri kaleme almış, sinema alanında da üretimde bulunmuştur.
• Romanlarında toplumsal ve siyasal olaylara odaklanmış, bu eserlerde sıklıkla sinema tekniklerinden yararlanmıştır.
• Pek çok romanı senaryolaştırılarak beyaz perdeye uyarlanmıştır, bu da onun edebi üretiminin çok yönlülüğünü ortaya koymaktadır.
Şiirinde Üç Dönem Görülür:
-
Dönem: Toplumsal gerçekçilik dönemi. Nazım Hikmet etkisinde toplumcu anlayışı vardır.
-
Dönem: Bireysel, yalnız kalan ve varlığı tehdit altında olan insanın şiiri gibi konuları işlemiştir.
-
Dönem: Neo-Klasik, Halk ve Divan şiirinin modern yorumunu yapmıştır.
• Sanatçının edebi başarıları, çeşitli prestijli ödüllerle taçlandırılmıştır. "Cebbaroğlu Mehemmet" adlı şiiriyle, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Şiir Yarışması'nda birincilik ödülüne layık görülerek şiir alanındaki başarısını erken dönemlerde ortaya koymuştur. "Sırtlan Payı" adlı romanıyla, Yunus Nadi Roman Ödülü'nü kazanarak düz yazı türünde de edebi gücünü kanıtlamıştır. Ayrıca, "Tutuklunun Günlüğü" adlı yapıtı, Türk Dil Kurumu (TDK) Şiir Ödülü ile onurlandırılmış, sanatçının şiirsel anlatımındaki derinlik ve özgünlük bir kez daha tescillenmiştir.
Eserleri
-
Tutuklunun Günlüğü-şiir
-
Bela Çiçeği-şiir
-
Sisler Bulvarı-şiir
-
Yağmur Kaçağı-şiir
-
Ben Sana Mecburum-şiir
-
Korkunun Krallığı-şiir
-
Böyle Bir Sevmek-şiir
-
Ayrılık da Sevdaya Dahil-şiir
-
Elde Var Hüzün-şiir
-
Duvar-şiir
-
Bıçağın Ucu-roman
-
Sokaktaki Adam-roman
-
Zenciler Birbirine Benzemez-roman
-
Kurtlar Sofrası-roman
-
Dersaadette Sabah Ezanları-roman
-
Fena Halde Leman-roman
-
Sırtlan Payı-roman
Ahmet Oktay
• Sanatçı, toplumcu sanat anlayışını benimsemiştir.
• Ahmet Arif’in şiirsel söyleminden etkilenmiş; zaman zaman İkinci Yeni akımının biçimsel özelliklerine de yönelmiştir.
• Şiirlerinde yalın bir teknik ve destansı bir anlatım öne çıkar.
• Zengin bir sözcük dağarcığına sahiptir; dili etkili ve özgün biçimde kullanır.
• Şiirleri Gerçek ve Güney gibi edebiyat dergilerinde yayımlanmıştır.
• "Her Yüz Bir Öykü Yazar" adlı eseriyle Yeditepe Şiir Armağanı’nı kazanmıştır.
• "Yol Üstündeki Semender" adlı eseriyle Behçet Necatigil Şiir Ödülü’ne layık görülmüştür.
• "Ağıtlar ve Övgüler" adlı yapıtıyla Türkiye Yazarlar Birliği Yılın Şairi Ödülü’nü almıştır.
• Sanatçının şiir anlayışı, bireysel duyarlılığı toplumsal meselelerle bütünleştiren bir çizgide ilerlemektedir.
Eserleri
-
Az Kaldı Kışa-şiir
-
Sürgün-şiir
-
Kara Bir Zamana Alınlık-şiir
-
Söz Acıda Sınandı-şiir
-
Yol Üstündeki Semender-şiir
-
Toplu Şiirler-şiir
-
Gözüm Seğirdi Vakitten-şiir
-
Dr. Kaligari'nin Dönüşü-şiir
-
Hayalet Övgü-şiir
-
Gölgeleri Kullanmak-şiir
-
Her Yüz Bir Öykü Yazar-şiir
-
Ağıtlar ve Övgüler-şiir
-
Az Kaldı Kışa-şiir
Garip Dışında Kalan Diğer Şairler
Cahit Külebi
• Memleketçi şiir anlayışına yeni bir soluk kazandırmış; halkçı duyarlılığı bireysel lirik anlatımla harmanlamıştır.
• Şiirlerinde yoksulluk, Anadolu insanı, yurt güzellikleri, çocukluk izlenimleri ve anı gibi temalar öne çıkar.
• Biçimsel olarak serbest nazımı tercih etmiş; hece ölçüsünü ise sınırlı biçimde kullanmıştır.
• Kafiye ve uyakları, şiirsel ahengi güçlendirmek amacıyla araçsal bir işlevle değerlendirmiştir.
• Lirik anlatım ön plandadır; duygu yüklü, romantik bir şiir dili benimsemiştir.
• Eserlerinde millî sanat unsurlarını; türkü, deyiş, saz şairi geleneği gibi kaynakları şiirin dokusuna ustalıkla işlemiştir.
• Halkın diliyle konuşan, içtenlikli bir üslup geliştirerek millî romantizm çizgisinde ürünler vermiştir.
• En bilinen şiirlerinden biri “Sivas Yollarında”dır.
• “Yeşeren Otlar” adlı eseriyle Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü’ne,
• “Yorgun” adlı şiiriyle ise Yeditepe Şiir Ödülü’ne layık görülmüştür.
Eserleri
-
Adamın Biri
-
Rüzgarda
-
Yeşeren Otlar
-
Yangın
-
Türk Mavisi
-
Süt
-
Atatürk Kurtuluş Savaşında
Fazıl Hüsnü Dağlarca
• Şiir dışında herhangi bir edebî türde ürün vermemiş, yalnızca şiirle edebiyat sahasında varlık göstermiştir.
• Şiir onda, şükrün ifası gibidir:
“Şükrolsun Allaha ki otlar çıkar topraklarda
Doğar yıldızlar, gece inmeden
Gemiler kalbe verir enginleri,
Bir uyku içindedir karanlıklarda beden” (Dağlarca, 2011, s.264).
• Sanat hayatına hece ölçüsüyle başlamış, zamanla serbest nazma yönelmiştir.
• Kendine özgü, bireysel üslubunu yansıtan, şahsına münhasır bir şiir dili geliştirmiştir.
• Hiçbir edebî akıma bağlı kalmamış; bağımsız, özgün bir şiir anlayışı benimsemiştir.
• İnsanın gündelik sıkıntıları, evrensel yalnızlık duygusu ve varoluşsal acılar eserlerinde sıkça işlediği temalardandır.
• “Çocuk ve Allah” adlı eseriyle tanınmış; soyut, metafizik ve içsel konuları özgün bir yaklaşımla işlemiştir.
• Biçim, tür ve içerik açısından daima yenilik arayışında olmuş; şiirine çağdaş bir boyut kazandırmıştır.
• Klasik ile çağdaş şiir unsurlarını aynı potada eriterek estetik bir sentez oluşturmuştur.
• 1960 sonrası şiirlerinde anlatım dili daha soyut ve karmaşık bir hâl almıştır.
• Türkçeye olan bağlılığını “Türkçem benim ses bayrağım” ifadesiyle dile getirmiştir.
• Yapma destan türünün usta temsilcilerindendir.
• Şiir anlayışı zaman içinde bireyselden toplumsala, ulusal değerlerden evrensel temalara doğru genişlemiştir.
• Dağlarca’nın hemen her şiirinde “Rab”, “Allah”, “Tanrı” lafzı geçer. Kimisinde O’na bir sır açar, kimisinde bir sesleniş, kimisinde bir yakarış içinde bulunur. Böyle durumlarda şiir, Tanrı ile şair arasındaki diyaloğa, bir varoluşsal bağlanmaya dönüşür. Dağlarca, her şiirinde Tanrı’nın evren ve varoluş üzerindeki elini hisseder, hissettirir. Bu durum, inancı, bir kuram, bir bilgi değil, yaşayan ve yaşanan bir varoluş hâline getirir. Tanrı, bir düşünce, bir fikir, bir bilgi değildir. Kendisine inanılarak yaşanan, hayatın anlamı, sevincin ve umudun kaynağıdır. Hissedilen bir varoluştur. Aşkın bağlanış, sadece kaygıda değil, umutta, sevinçte ve neşede de hissedilir. Dağlarca iyiliği, güzelliği “gören adam”dır. Sevinci, mutluluğu ve umudu da “gören adam”dır. Şükür duygusu dinsel tecrübenin yaşandığı anlardan biridir. Bu da her an kendini tazeleyen yaratılıştaki ihtişama, güzelliğe eşlik eden bir vecd ve hayranlık duygusu şeklinde ortaya çıkar. Yaratılışta öncelikle ortaya çıkan şey, iyiliktir; bunun böyle de olması gerekir; zira yaratılış yok olmaktan kurtarır, varlığa getirir (Taşdelen, V. (2017). Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın Çocuk ve Allah İsimli Eserinde Metafizik Unsurlar. Çocuk ve Medeniyet, 2(4), 179–194).
Eserleri
-
Havaya Çizilen Dünya
-
Çocuk ve Allah
-
Üç Şehitler Destanı
-
İstanbul Fetih Destanı
-
Çakır'ın Destanı
-
19 Mayıs Destanı
-
Çanakkale Destanı
-
Yedi Memetler
-
Türk Olmak
-
Açıl Susam Açıl - şiir
-
Kuş Ayak - şiir
-
Yeryüzü Çocukları - şiir
-
Şeker Yiyen Resimler - şiir
-
Bitkiler Okulu - şiir
-
Balina ile Mandalina - roman
Behçet Necatigil
• “Evler şairi” unvanıyla tanınmış ve bu yönüyle edebiyat sahasında özgün bir yer edinmiştir.
• Şiirlerinde ölçü ve uyağa bağlı kalmaksızın, yalın ve sade bir dille anlatımı tercih etmiştir.
• Cinaslı ve tevriyeli söyleyiş, mitolojik göndermeler, bireysel, psikolojik ve metafizik temalar, şiirsel evreninde önemli bir yer tutar.
• Bazı şiirleri, bilmeceyi andıran kapalı bir yapıya sahiptir; okuyucunun anlamı yakalayabilmesi için çok yönlü düşünmesini gerektirir.
• Zengin kelime dağarcığı ve özgün söyleyiş tarzı, şairin sanatsal kimliğini belirginleştirmiştir.
• Şairin edebî üretimi yalnızca şiirle sınırlı kalmamış; çok sayıda radyo oyunu kaleme almış, aynı zamanda çeviri faaliyetleriyle de kültürel etkileşime katkı sunmuştur.
• Sıradan bireyin gündelik yaşamı, anı ve hatıralar, ev ve aile ilişkileri, gerçeklik ve düş ikilemi, şiirlerinde sıkça işlediği tema ve izleklere örnektir.
• Şiir anlayışı, halk kültürü, Batı şiiri ve son dönemlerinde Divan edebiyatı izlekleriyle beslenmiştir.
• Genel olarak, anlamca kapalı ve çağrışıma dayalı bir şiir dili benimsemiştir.
• “Eski Toprak” adlı eseriyle Yeditepe Şiir Ödülü’ne, “Yaz Dönümü” ile TDK Şiir Ödülü’ne layık görülmüştür.
• Edebiyat dünyasında kalıcı bir iz bırakmış; adına düzenlenen “Behçet Necatigil Şiir Ödülü” ile anısı yaşatılmaktadır.
Eserleri
-
Kapalı Çarşı
-
Eski Toprak
-
İki Başına Yürümek
-
Divançe
-
Bile/Yazdı
-
Arada
-
Evler
-
Solgun Bir Gül Oluyor Dokununca.
Özdemir Asaf
• Kendi döneminin şiir anlayışından ayrışarak, bağımsız ve özgün bir söylem ile biçimsel sınırları zorlayan eserler kaleme almıştır.
• Şiirlerinde mısra sayısını bilinçli bir biçimde minimize ederek, dilin yoğunluk ve etkisini artırmayı amaçlamıştır; bu yönüyle mikro şiirin öncülerinden sayılır.
• İroni, alay ve taşlama, şiirsel evreninin temel estetik yapı taşlarını oluşturur; yer yer anlamsızlığa varan bir mizah diliyle karşılaşılır.
• Sevgi, ölüm, ayrılık ve umutsuzluk, şiirlerinde başat izlekler olarak öne çıkar; ancak bu temalar, geleneksel duyarlılıklardan çok farklı bir soyut düzlemde ele alınır.
• Anlamı kırarak yeniden kuran kısa metinler, onun şiir anlayışının temelini oluşturur.
• Dış dünyadaki somut gerçeklikleri soyut bir süzgeçten geçirerek, okuyucuda çok katmanlı çağrışımlar uyandıran bir anlatı kurmuştur.
• Şiirlerinde zaman zaman “Sen” ve “Ben” ikilemi üzerinden bireyler arası mesafe, içsel çatışma ve öznel yalnızlık gibi temaları da işlemiştir.
Eserleri
-
Çiçekleri Yemeyin
-
Çiçek Senfonisi
-
Dünya Kaçtı Gözüme
-
Ben Değildim
-
Bir Kapı önünde
-
Yalnızlık Paylaşılmaz
-
Lavinia
-
Yuvarlağın Köşeleri
Sabahattin Kudret Aksal
• Kaleme aldığı şiirlerin merkezinde yaşama sevinci, bireysel mutluluk ve çocukluk anılarının neşeli yansımaları yer almaktadır.
• Dilde ustalığı ve incelikli bir söyleyiş biçimi onun şiirsel kimliğinin temel özelliklerinden biridir.
• Çocukluk ve gençlik yıllarının izleri, eserlerinde nostaljik bir duyarlılıkla yeniden kurgulanmış; basmakalıp ifadelerden uzak, canlı ve samimi bir anlatımla sunulmuştur.
• Şiir serüveninde önce Garip akımının etkileri görülmekte; ancak 1960 sonrasında düşünsel yönü ağır basan, daha yoğun ve kapalı şiirler kaleme almıştır.
• İlk dönemlerinde açık, halk söyleyişine yakın, nükteli şiirler kaleme almış; zamanla imgesel derinliği yüksek, kapalılığa yakın bir şiir anlayışına yönelmiştir.
• Hikâye, roman ve tiyatro gibi farklı edebi türlerde eserler vererek çok yönlü bir edebi kimlik ortaya koymuştur.
• Özellikle hikâyelerinde psikolojik çözümlemelere ve bireyin iç dünyasına yönelik derinlikli gözlemlere yer vermiştir.
• "Yaralı Hayvan" adlı eseriyle Türk Dil Kurumu Öykü Ödülü’ne, "Gazoz Ağacı" adlı eseriyle ise Sait Faik Hikâye Armağanı’na layık görülmüştür.
Eserleri
-
Evin Üzerindeki Bulut-tiyatro
-
Tersine Dönen Şemsiye-tiyatro
-
Kahvede Şenlik Var-tiyatro
-
Gazoz Ağacı-öykü
-
Yaralı Hayvan-öykü
-
Eşik-şiir
-
Çizgi-şiir
-
Sarıklı Kahve-şiir
-
Duru Gök-şiir
-
Gün Işığı-şiir
Bedri Rahmi Eyüboğlu
• Eserlerini doğal ve akıcı bir üslupla kaleme almıştır.
• Şiirlerinde gözlem teması belirgin biçimde yer almaktadır.
• Sanatçı, eserlerinde biçim, ölçü ve uyak kaygısından uzak, özgür bir anlatım tercih etmiştir.
• Şiirlerinde, ressam kimliğinden kaynaklanan renkler ve görsel imgelerle adeta birer tablo oluşturma eğilimi hâkimdir.
• Kendisi, D Grubu ressamları arasında yer almaktadır.
• Şiirlerinde ayrıca toplumsal ve sosyal içeriklere de yer vermiştir.
• Halk kültüründen esinlenen öğeler, şiirlerinin özgün yapısını zenginleştirmiştir.
• Masal, şiir ve deyiş türleri, sanatçının ürün yelpazesinde yer alan ve şiirlerine yansıyan türlerdir.
Eserleri
-
Yaşadım
-
Karadut
-
Tuz
-
Türküler
-
Yaradan'a Mektuplar
-
Canım Anadolu
-
Tezek
-
Dol Karabakır Dol
İkinci Yeniciler - Soyutçular
Türk şiirinde 1954’ten sonra görülmeye başlayan “İkinci Yeni” şiir hareketi, ortaya koyduğu iddialar ve toplu çıkışlarıyla dilde değişimin bir halkası olmuştur. Bu topluluğun göze çarpan en önemli özelliği Türkçeyi kullanış biçimlerindeki farklılıktır. İkinci Yenicilerin kabul görmüş kuralların dışına çıkması, bugünkü söyleyişle dil sapmalarına başvurmaları, topluluğun genetiğini ortaya koymuştur. Türkçenin yazım, ses, kelime, anlatım, dil bilgisi, anlamsal kurallarını değiştirme örnekleri özellikle 1950’den itibaren görülmeye başlanmıştır. Bu dönemden itibaren, özellikle İkinci Yenicilerin, var olan dil ve edebiyat anlayışına karşı çıktıkları dikkati çeker. Şiirin dili, biçimi farklılaştırılmaya çalışılmış, yeni kullanımlar denenerek anlama farklı yollar getirilmeye çalışılmıştır. Bir bildirgelerinin olmamasına rağmen çok ilginçtir ki topluluk üyeleri belli ilkeler doğrultusunda bir araya gelerek dil anlayışlarında aykırılıklar meydana getirmişlerdir. Topluluk sanatçıları şiirde kelimenin anlamıyla oynamakla kalmamış, şiirin biçim özelliklerini de kendilerine göre yapılandırmaya çalışmışlardır. Bu durum edebiyatçılar arasında dilin imkânlarını genişletmek ya da dilin mevcut kurallarını ihlal etmek olarak yorumlanmıştır. Kaynakça: (Kara, Ö. T. TÜRKÇENİN KURALLARI DIŞINA ÇIKAN BİR TOPLULUK: İKİNCİ YENİCİLER, DergiPark, 2013)
Türk şiirinde 1950’li yıllara gelindiğinde Garip çizgisinde devam eden şiir anlayışında bir tıkanma meydana gelir. Bu tıkanışla birlikte Ece Ayhan, Edip Cansever, Cemal Süreya, Turgut Uyar, Sezai Karakoç, İlhan Berk gibi genç şairlerin kaleminden çıkan farklı şiirler dikkat çeker. Bu şiirlerin ortak özelliği imgeye dayalı soyut şiir olmalarıdır. Temelde Garip anlayışına tepki olarak doğan ve ortak bir bildirisi olmayan akımın çıkış öyküsünü Süreya, şöyle aktarmaktadır: “II. Yeni bir akım olarak doğmadı. Bir programı, ortak bildirisi olmadı. Şairlerin çoğu birbirini tanımıyordu bile. Yazışmıyorlardı da. Sözgelimi ben Edip Cansever’le 1956’da, Turgut Uyar’la çok daha sonra tanıştım. İlhan Berk’le çok çok daha sonra. Sanırım metinlerin tanışması oldu. Bugünden geriye alırsak bir akım oluşmamış diyemeyiz. Ama işte öyle bir akım.” (2002: 99). Nitekim Asım Bezirci de “İkinci Yeni’yi bir akım değil, ortak bir hareket saymanın daha doğru olduğunu” vurgular (1996: 42). Ona göre bu topluluk, imgeye kapılarını sonuna kadar açıp edebî sanatlara da özgürlük tanıyarak konuşma diline ve ortak dile sırt çevirmiştir. Ayrıca duyguya ve çağrışıma dayanarak yoksul çoğunluğun yerine, aydın bir azınlığa seslenmeyi seçmiştir (1996: 9).
İkinci Yeni şairleri, şiirde öncelikli olarak basitlik, sadelik ve aleladeliği esas alan Garip akımından ayrı bir duruş ortaya koyma amacındadırlar. İkinci Yeni şiirinin soyut, anlamsız ya da kapalı olma, imge ve çağrışımlara dayanma, özde ve biçimde deformasyona yöneliş, bireycilik, biçimcilik, okurdan kopma, toluma sırtını dönme, usdışına çıkma, bilinçdışının olanaklarından yararlanma, Garip akımının yalınlığına karşı çıkma gibi pek çok belirgin özelliği vardır. Şiirdeki bütün mevcut kalıpları yıkmayı ilke edinerek anlaşılmak için okurun çabasını zorunlu kılan bir tavır sergileyen İkinci Yeni şiirinde, aslında toplumdan kopuk bir şiir anlayışı değil, mevcut toplumsal düzene bir başkaldırı vardır. Daha özgür bir toplum arzusunda olan İkinci Yeni şairleri, bu arzularını şiirlerinde dile getirirler (İnce, 1977: 309).
Akımın ya da Topluluğun Genel Özellikleri
• Garip akımına, diğer adıyla Birinci Yeniciler’e karşı ortaya çıkmışlardır.
• Şiirde çağrışım, imge ve sanatsal ifadelerin kullanılması gerektiğini savunurken, Garip akımı bu özellikleri reddetmiştir.
• Eserleriyle halktan ziyade aydın, eğitimli ve entelektüel kesime seslenmişlerdir.
• Toplumsal temalar yerine bireyin iç dünyasını ve varoluşunu ön planda tutmuşlardır.
• Şiirde akıl ve anlamdan çok, duygusal yoğunluk ve sezgiye önem vermişlerdir.
• Şiirlerinde daha önce duyulmamış ya da alışılmadık sözcükleri kullanmaktan çekinmemişlerdir; örnekler arasında cehennet, aparthan, üvercinka gibi kelimeler yer alır.
• Kapalı ve çok katmanlı bir anlatım biçimi benimsemişlerdir.
• Şiirleri, ilk okunduğunda düşünülmeden, alelade yazılmış izlenimi yaratabilir; bu, bilinçli bir sanat tekniğinin sonucudur.
• “İkinci Yeni” ismini, edebiyatçı Muzaffer Erdost vermiş olup, bu nedenle akımın isim babası olarak kabul edilir.
• Şiirlerinde ses ve ritim unsurlarına ayrıcalıklı bir önem atfetmişlerdir.
Dönemin Temsilcileri
İlhan Berk
• Sembolizm akımından etkilenmiş ve şiirin yalnızca anlam ile sınırlı kalamayacağı görüşünü savunmuştur.
• Şiirlerinde folklorik unsurlara sıkça yer vermiştir.
• Edebiyat dünyasında Ahmet Haşim’in etkisi belirgindir.
• En önemli şiir teması olarak aşk üzerine yoğunlaşmıştır.
• Soyut şiiri en uç noktalarına taşıyan şair olarak kabul edilir.
• Eserlerinde sürekli değişim ve yeniliği ilke edinmiştir.
• Sanat sanat içindir anlayışı eserlerinde hakimdir.
• Şiirlerinin başlıca temaları; geçmiş, mitoloji, zengin çağrışımlar, anlamsız ifadeler ve yoğun telmihlerdir.
• Aynı zamanda toplumcu anlayışla da eserler vermiş; kırsal yaşam, özgürlük, işçi sınıfı ve eşitlik konularını işlemiştir.
• Şiirlerinde başlangıçta hece ölçüsü ve kafiye kullanırken, sonrasında serbest, kapalı ve çağrışımsal bir üsluba yönelmiştir.
• Gündelik yaşam sahnelerinin betimlemeleriyle düzyazıya yaklaşan özgün bir anlatım tarzı da geliştirmiştir.
• “Sen Antoine’nin Güvercinleri” adlı eseriyle İkinci Yeni akımına dahil olmuştur.
• “Deniz Eskisi” adlı eseriyle Yeditepe Şiir Ödülü’nü kazanmıştır.
• “İstanbul” adlı eseriyle Behçet Necatigil Şiir Ödülü’nü almıştır.
• “Güzel Irmak” adlı eseriyle Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü’ne layık görülmüştür.
• “Kül” adlı eseriyle Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü’nü kazanmıştır.
Eserleri
-
Aşk Tahtı-şiir
-
Eşik-şiir
-
Pera-şiir
-
Galata-şiir
-
Şifalı Otlar Kitabı-şiir
-
Şeyler Kitabı-şiir
-
Deniz Eskisi-şiir
-
Galile Denizi-şiir
-
Çivi Yazısı-şiir
-
Güzel Irmak-şiir
-
Kül-şiir
-
Güneşi Yakanların Selamı-şiir
-
İstanbul-şiir
-
Delta ve Çocuk
Ece Ayhan
• Sanatçı, Sürrealizm akımından etkilenmiş ve şiiri bir hayal sanatı olarak tanımlamıştır.
• Eserlerinde alışılmışın dışında, özgün ve sıra dışı bir imge dünyası yaratmıştır.
• Dilsel sınırları ve olanakları zorlayarak, söz diziminde radikal değişiklikler yapmıştır.
• Kendisini ifade etmek için özgün bir sözlük ve cümle yapısı geliştirmiştir.
• Şiirlerinde, aklın sınırlarını zorlayan kurgusal yapılar kullanmıştır.
• İkinci Yeni akımının en orijinal ve özgün şairlerinden biri olarak kabul edilir.
• Geleneksel “İkinci Yeni” tanımı yerine, şiir anlayışı için “Sivil Şiir” kavramını önermiştir.
• Sanat hayatında sıkılık, etik ve marjinallik temaları önemli yer tutar.
• Kelimelerin yer değiştirmesi nedeniyle, kimi eserlerinin adları bile beklenmedik ve alışılmadık bulunmuştur.
• Şiirlerinde, karanlık ve alışılmışın dışında bağdaştırmalarla özgün bir bakış açısı sergilemiştir.
• Ölüm ile arzunun birlikteliğinden doğan lirizm, eserlerinin temel özelliklerinden biridir.
• Sanat anlayışı olarak, sanat sanat içindir ilkesini benimsemiştir.
Eserleri
-
Devlet ve Tabiat-şiir
-
Zambaklı Padişah-şiir
-
Yort Savul-şiir
-
Ortodoksluklar-şiir
-
Sivil Şiirler-şiir
-
Kınar Hanım'ın Denizleri-şiir
-
Bakışsız Bir Kedi Kara-şiir
Cemal Süreya
• 1950’li yılların başında Garip şiirine bir tepki olarak doğan bir oluşumun içinde yer alan Cemal Süreya’nın şiir anlayışı soyutlama ve imgeye dayanmaktadır. <<Anlamsızlık, soyutluk, kapalılık, toplumdan kopuş, biçimcilik, deformasyon>> İkinci Yeni ve Cemal Süreya şiiri için yöneltilen eleştirilerdendir. Ancak Enis Batur’a göre Cemal Süreya, İkinci Yeni şairleri içinde imge (imaj) duyarlılığıyla farklı bir yere sahiptir. O, ferdî bilinçaltından gelen duygulanmaları şuurlu biçimde mısranın dünyasına taşımıştır (1993: 84).
• Erdost’a göre ise, Cemal Süreya anlamsızlığı kendilerine ilke edinen genç şairlerden ayrı bir çizgide değerlendirilmelidir. Bir akımın katı kuralları içine hapsolmayı reddeden Süreya, konuşma dilini savunması, okuru önemsemesi ve salt soyut şiire karşı çıkmasıyla İkinci Yeni şairlerinden ayrılır (Erdost, 1994: 11).
• Kendi şiirinin en belirgin özelliğini "erotizm" olarak belirten Süreya (2002: 46), etkilendiği şairleri şiirlerinde ve yazılarında sürekli olarak vurgular: “Gördüğüm her güzel şiir bana dokunur. Kendimde etkilerini en çok seçebildiğim şairler, Melih Cevdet’le Oktay Rifat. Mısra kurmasını, dile yaslanmasını onlardan öğrendim, diyebilirim. Onların yanı sıra İlhan Berk, Turgut Uyar, Sezai Karakoç’u da sayacağım…” (2002: 23). Adı geçen şairler, Cemal Süreya’nın çocuklar tarafından da bilinmesini istediği isimlerdir.
• “Alışılagelen şiir dilinden bir sapma” (Karaca, 2005: 204) gösteren İkinci Yeni şiiri, “şuursuz bir sayıklama” (Özcan, 2003: 115) olarak nitelendirilmiştir. Şiirde anlam yerine imgeyi ön plana çıkaran İkinci Yeni şairleri, şiir diline farklı bir yapı kazandırarak anlaşılmazlığı seçmişlerdir. Bu nitelikler de Cemal Süreya’nın eserlerini çocuklar için anlaşılması zor bir tür hâline getirmekle beraber imge çeşitliliği bakımından hayal gücünün sınırlarını zorlamasıyla da zengin bir malzeme sunmaktadır.
• "Folklor Şiire Düşman" başlıklı yazısıyla edebiyat dünyasında bir çığır açan Süreya’nın şiiri, zengin bir çağrışım dünyasına sahiptir. Onun eserlerinde modern şiirin bütün anlam oyunları, klasik şiirin imgeleri, halk şiirinin yalınlığı ve Batı şiirinin izleri hep bir aradadır (Gökalp, 2009: 438). Cemal Süreya, şiirlerinde sanıldığı gibi kapalı bir dil kullanmamıştır. Şiirlerinde bolca yer verdiği imgeyi, “basit bir söz oyunu değil, çağrışım gücüyle birlikte gerçek hayatta karşılığı bulunan bir unsur” (2002: 193) olarak tanımlamıştır. Çağdaş şiirin imgeye dayandığını düşünen Cemal Süreya, “Aslında şiir, şiir içinde bir dildir; ancak kuşdili değildir.” (2002: 193) sözleriyle dilin anlaşılmazlığını eleştirir.
• Sanatçı, özgün ve zengin bir imge dünyasına sahip olup, şiirlerinde mizah ve ironiyi ustaca kullanmıştır.
• Geleneksel şiir anlayışının sınırlandırıcı etkilerine karşı mesafeli durmuştur.
• Folklor ve şiiri birbirinden farklı iki ayrı kutup olarak değerlendirmiştir.
• Eserlerinde, kendine özgü, şahsına münhasır orijinal sözcükler ve cümle yapıları kullanmıştır.
• Ona göre şiirin ayırt edici unsurları dil ve hayaldir.
• Toplumsal değerlere tamamen yabancı olmayan, toplumla ilişkili bir şiir anlayışı benimsemiştir.
• Kendisinin ifadesiyle “Şiir anayasaya aykırıdır.”
• Şiirlerinde yaşayan insanın tüm yönlerini yansıtarak, modern şiirin adeta bir ressamı olmuştur.
• İkinci Yeni akımına ilişkin olarak “Güvercin Curnatası” kavramını ortaya atmıştır.
• Şiir dışında deneme ve eleştiri türlerinde de eserler vermiştir.
• Pazar Postası gazetesinde, Osman Mazlum takma adıyla yazılar ve eleştiriler kaleme almıştır.
• İlk şiiri “Şarkısın Beyaz” (1933) olarak yayımlanmıştır.
• “Üvercinka” adlı eseriyle Yeditepe Şiir Ödülü kazanmıştır.
• “Göçebe” adlı eseriyle Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü’ne layık görülmüştür.
• “Güz Bittiği” adlı eseriyle Behçet Necatigil Şiir Ödülü kazanmıştır.
• Sanat anlayışı olarak “Sanat sanat içindir” görüşünü benimsemiştir.
• Papirüs adlı edebiyat dergisini çıkarmıştır.
• Şiirlerinde belirgin biçimde lirizm ve erotizm unsurları görülür.
Eserleri
-
Göçebe-şiir
-
Sevda Sözleri-şiir
-
Beni Sonra Doğur Beni-şiir
-
Sıcak Nal-şiir
-
Üvercinka-şiir
-
Güz Bitiği-şiir
-
Şapkan Dolu Çiçekle-deneme
-
Uzat Saçlarını Firigya-deneme
-
Folklor Şiire Düşman-deneme
-
99 Yüz-deneme
-
Güvercin Curnatası-deneme
Sezai Karakoç
• Eserlerinde öncelikle hece ölçüsünü kullanmış, daha sonra aruz ölçüsüne yönelmiştir.
• Şiirlerinde sembollerle zenginleştirilmiş kapalı bir anlatım tercih etmiştir.
• Diriliş ekolünün kurucusu olarak kabul edilmektedir.
• Anne, sevgi ve çocuk temalarını eserlerinde işleyerek ön plana çıkmıştır.
• Kendini İkinci Yeni şairi olarak tanımlamamıştır.
• Sanatçının ün kazanmasını sağlayan ilk şiiri **“Monna Rosa”**dır.
• Fransız şiiri etkileri eserlerinde belirgindir; Cemal Süreya tarafından kendilerine “Kırık Bir Verlaine” benzetmesi yapılmıştır.
• Şiirinin kaynağı olarak İslami düşünce ile modern şiirin gerçeküstücülüğü öne çıkar.
• Mistisizm, evliya ve peygamber kıssalarından yararlanmıştır.
• Daha önce benzeri görülmemiş, etkileyici teşbihlerle yeni sentezler oluşturmuştur.
• Çok sayıda makale, deneme ve inceleme yazısı kaleme almıştır.
• 2006 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülünü kazanmıştır.
• 2011 yılında Cumhurbaşkanlığı tarafından Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’nü Edebiyat dalında almıştır.
• Sanat anlayışı olarak “Sanat sanat içindir” ilkesini benimsemiştir.
• Anahtar kavramlar: Metafizik, İslâm, modern şiir, mistisizm ve karanlık imge dünyası.
Eserleri
-
Şahdamar-şiir
-
Taha’nın Kitabı-şiir
-
Çeşmeler-şiir
-
Hızırla 40 Saat-şiir
-
Leyla ile Mecnun-şiir
-
Ayinler-şiir
-
Mona Rosa-şiir
-
Sesler-şiir
-
Zamana Adanmış Sözler-şiir
-
Körfez-şiir
Ülkü Tamer
• Sanatçının sade ve süssüz bir anlatım tarzı vardır; kendine özgü, şahsına münhasır zengin bir imge dünyası oluşturmuştur.
• Eserlerinde kapalı ve sembolist bir şiir anlayışı belirgindir.
• Kendi özgün çağrışımlarını yaratmıştır.
• Neşeli ve esprili şiirler kaleme alarak farklı duyguları yansıtmıştır.
• Şiirlerinde belirgin bir çocuk duyarlılığı gözlemlenir.
• Son dönem eserlerinde halk şiiri etkileri açıkça görülmektedir.
• 1970 sonrası döneminde toplumsal duyarlılıkla yazdığı eserler ön plana çıkmıştır.
• Şiirlerinde işlediği başlıca temalar; ölüm, çocukluk anıları, yaşadığı yöreye ait yerel renkler ve özgün imgelerdir.
• “Bir Adın Yolculuktu” adlı eseriyle Melih Cevdet Anday Şiir Ödülünü kazanmıştır.
• “İçime Çektiğim Hava Değil Gökyüzüdür” adlı eseriyle Yeditepe Şiir Ödülü’ne layık görülmüştür.
• Sanat anlayışı olarak sanat için sanat ilkesini benimsemiştir.
Eserleri
-
Yanardağın Üstündeki Kuş-şiir
-
Virgülün Başından Geçenler-şiir
-
Soğuk Otların Altında-şiir
-
Bir Adın Yolculuktu-şiir
-
Gök Onları Yanıltmaz-şiir
-
İçime Çektiğim Hava Değil Gökyüzüdür-şiir
Turgut Uyar
• Sanatçı, yoğun hayal gücüyle şekillenen kapalı şiirler kaleme almıştır.
• Eserlerinde hem simgeci bir söyleyiş hem de şaşırtıcı tamlamalar yer almaktadır.
• Şiirlerinin temelinde soyutluk ve kapalılık kavramları bulunmaktadır.
• Başlıca temaları arasında aşk, ayrılık ve ölüm yer alır.
• İlk dönem şiirleri ölçülü ve kafiyeli olarak kaleme alınmıştır.
• Sanatçının şiiri, farklı evrelerden geçerek gelişim göstermiştir.
• Eserlerinde biçimsel açıdan çeşitli denemeler yapmış, Divan edebiyatı türleri olan gazel, kaside ve rubai gibi biçimleri de kullanmıştır.
• Farklı takma adlarla, özellikle Ahmet Turgut, A. Tangar, A. Turgut ve T. U. imzalarıyla eserler vermiştir.
• 1950 sonrası dönemde, sanat-toplum ve gelenekle çatışan bireyin yalnızlığını işlemiş; 1967’den sonra ise İkinci Yeni topluluğundan ayrılarak daha anlaşılır, sade ve yalın bir dil kullanmıştır.
• Şiirde nazım ile nesir arasındaki geleneksel ayrımı ortadan kaldırmıştır.
• İlk şiirlerinde Hayyam, Yahya Kemal, Tevfik Fikret ve Ahmet Haşim gibi şairlerin etkisi hissedilmektedir.
• “Büyük Saat” adlı eseriyle Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü’nü kazanmıştır.
• “Kayayı Delen İncir” adlı eseriyle Behçet Necatigil Şiir Ödülü’ne layık görülmüştür.
• “Tütünler Islak” adlı eseriyle Yeditepe Şiir Ödülü kazanmıştır.
• Sanat anlayışı olarak “Sanat için sanat” ilkesini benimsemiştir.
Eserleri
-
Kayayı Delen İncir-şiir
-
Büyük Saat-şiir
-
Dünya'nın En Güzel Arabistan'ı-şiir
-
Türkiye'm-şiir
-
Arz-ı Hal-şiir
-
Divan-şiir
-
Her Pazartesi-şiir
-
Toplandılar-şiir
-
Tütünler Islak-şiir
-
Göğe Bakma Durağı-şiir
Edip Cansever
• Sanatçı, dize mantığını kırarak uzun şiirler kaleme almıştır.
• Eserlerinde düşünce ağırlıklı şiirler de yer almaktadır.
• Divan şiirinden etkilenme sanatının önemli bir özelliğidir.
• Uzun şiirlerinde öyküleme, betimleme ve diyalog unsurlarını kullanmıştır.
• Resim sanatından ilham alarak eserlerine yansıtmıştır.
• Şiirlerinde Yunan mitolojisinden imgeler yer almaktadır.
• Tiyatro alanında da eserler vermiş; başlıca eserleri arasında “Çağırılmayan Yakup”, “Tragedyalar” ve “Nerede Antigone” bulunmaktadır.
• İlk şiirlerinde şehir hayatının başıboşluklarını işlemiştir.
• 1945 sonrasında ise soyut, kapalı ve imgesel şiirler üretmiştir.
• Siyasetten uzak, bağımsız bir duruş sergilemiştir.
• Tematik olarak kendi çağı, yabancılaşma bunalımları ve insanın iç dünyası ön plandadır.
• “Nokta” adlı dergiyi yayımlamıştır.
• “Ben Ruhi Bey Nasılım” adlı eseriyle Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü’nü kazanmıştır.
• “Yerçekimli Karanfil” adlı eseriyle Yeditepe Şiir Ödülü’ne layık görülmüştür.
• Sanat anlayışı olarak “Sanat için sanat” anlayışını benimsemiştir.
• Eserlerinde varoluşçuluk, yabancılaşma ve uzun şiirler anahtar kavramlarıdır.
Eserleri
-
Yerçekimli Karanfil-şiir
-
Tragedyalar-şiir
-
Oteller Kenti-şiir
-
Nerede Antigon-şiir
-
Sonrası Kalır-şiir
-
Umutsuzlar Parkı-şiir
-
Çağırılmayan Yakup-şiir
-
Ben Ruhi Bey Nasılım-şiir
İkinci Yeni Sonrası Toplumcu Şiir
Genel Özellikleri
• Bu dönemin temsilcileri, eserlerinde açık bir anlatım ve sloganvari bir üslup benimsemişlerdir.
• Şiirlerinde isyan ve direniş temaları ön plandadır.
• Temsilciler, eserlerinde yarına ve geleceğe dair güçlü bir inanç taşımaktadırlar.
• İşçi sınıfının toplumsal sorunları, sanatın temel gündemlerinden biri olmuştur.
• Dönemin egemen düşünce yapısı, Marksist anlayış çerçevesinde şekillenmiştir.
• Sanat anlayışı, sanatın toplum için var olduğu perspektifi üzerine kuruludur.
Dönemin Temsilcileri
İsmet Özel
• Sanatçının ilk şiirleri İkinci Yeni etkisi taşırken, sonraki eserlerinde toplumcu ve Marksist bir duruş ön plana çıkar.
• Eserlerinde kelime oyunlarına da yer vermiştir.
• Şiirlerinde yoğun imgelerle, kapalı ve isyancı bir üslup benimsemiştir.
• Üslubu her zaman sert, şiirlerinin tonu ise yüksek enerjilidir.
• Şiirlerinin imge yapısı ve tınısı, özgünlük ve çeşitlilik arz eder.
• 1974 sonrası dönemde, Amentü şiirleriyle İslâmî anlayış ve mistisizm temalarını işlemiştir.
• İlk dönem eserleri, sembollerle zenginleştirilmiş ve şekillendirilmiş şiirlerdir.
• Ataol Behramoğlu ile birlikte “Halkın Dostları” adlı dergiyi yayımlamıştır.
• Şiire yaklaşımı “Devrimci Romantizm” olarak tanımlanır; “Evet İsyan” adlı eseri bu devrimci ruhu yansıtır.
• “Geceleyin Bir Koşu” adlı eseri, İkinci Yeni tarzı bir örnektir.
• “Evet İsyan” şiiri, toplumcu-gerçekçi anlayışla kaleme alınmıştır.
• “Celladıma Gülümserken” adlı eseri, dinsel duyarlılıkla yazılmış şiirlerdendir.
• “Bir Yusuf Masalı” ve “Of Not Being A Jew” adlı eserler, sanatçının son dönem şiirleri arasında yer alır.
• Sanat anlayışı olarak “toplum için sanat” perspektifi egemendir.
Eserleri
-
Celladıma Gülümserken
-
Amentü
-
Erbain
-
Bir Yusuf Masalı
-
Geceleyin Bir Koşu
-
Üç Mesele
-
Şiir Okuma Kılavuzu
-
Zor Zamanda Konuşmak
-
Evet İsyan
-
Taşları Yemek Yasak
Ataol Behramoğlu
• İlk şiirleri İkinci Yeni akımı etkisinde kaleme alınmış olup, 1960 sonrası dönemde ise toplumcu-gerçekçi çizgide, biçim kaygısı taşımayan serbest üslupta şiirler yazmıştır.
• İlk şiirlerinde Ataol Gürus takma adını kullanmıştır.
• Bazı şiirlerinde sloganvari bir söyleyiş benimsemiştir.
• Şiirlerinin temel ilham kaynağı, yaşanılan deneyimler ve kişisel hayat tecrübesidir.
• Şiir, çeviri, antoloji, eleştiri ve mektup gibi farklı türlerde eserler vererek çok yönlü bir edebi kişilik sergilemiştir.
• “Bir Gün Mutlaka” adlı eseri, toplumcu-gerçekçi bir bildiri niteliğindedir.
• İsmet Özel ile birlikte “Halkın Dostları” adlı dergiyi yayımlamıştır.
• Nihat Behram ile “Kadeşi” ve “Militan” adlı dergilerde ortak çalışmalar yapmıştır.
• Sanat anlayışı olarak “toplum için sanat” perspektifi hakimdir.
Eserleri
-
Türkiye Üzgün Yurdum Güzel Yurdum
-
Aşk İki Kişiliktir
-
Ne Yağmur Ne Şiirler
-
Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var
-
Bir Gün Mutlaka
Süreyya Berfe
• Asıl adı Hikmet Süreyya Kapınak olan sanatçı,
• Toplumcu ve halkçı şiir anlayışıyla eserler vermiş; şiirlerinde nükteli ve kısa cümlelerin hâkim olduğu bir üslup benimsemiştir.
• Aynı zamanda çocuk edebiyatı alanında da eserler kaleme almıştır.
• İlk şiirlerinde halk kültürü, türkü ve deyimlerden yoğun şekilde yararlanmış ve bu türlerle örülü eserler üretmiştir.
• Daha sonraki dönem şiirlerinde, düzyazı ve şiir arasında bir denge arayışı göze çarpar.
• Şiirlerinde çok sayıda edebi unsuru bir arada harmanlama eğilimi göstermiştir.
• Edebiyat çevrelerinde ve yazın dünyasında özellikle Kasaba şiirleriyle tanınmıştır.
• “Nâbiga” adlı eseriyle Behçet Necatigil Şiir Ödülü’nü kazanmıştır.
Eserleri
-
Seçme Şiirler
-
Hayat ile Şiir
-
Çıkrık
-
Kalfa
-
Seni Seviyorum
-
Foklar Söyledi Ben Yazdım
-
Ufkun Dışında
-
Ruhumun
-
Savrulan
-
Gün Ola
-
Nâbiga
Nihat Behram
• Sanatçının eserlerinde Marksist ve toplumcu dünya görüşü açıkça belirgindir.
• Geniş bir sözcük dağarcığına sahip olan sanatçı, biçimsel kaygılardan uzak, serbest şiir anlayışıyla eserler vermiştir.
• Şiir ve diğer eserlerinde yaşama sevinci, doğa ve aşk, ayrıca toplumsal ve bireysel yaşamı yansıtan duygular tematik olarak ön plandadır.
• Eserleri, döneminin psikolojik ve sosyokültürel dinamiklerini yansıtma niteliği taşımaktadır.
• Sanatçı, Halkın Dostları, Militan (kardeşi Ataol Behram ile birlikte çıkarmıştır) ve Güney gibi dergilerin yayımlanmasına öncülük etmiştir.
• 1986 yılında vatandaşlıktan çıkarılmış, 1996 yılında ise yeniden vatandaşlığa kabul edilmiştir.
Eserleri
-
Hayatı Tutuşturan Acılar
-
Irmak Boylarında Turaç Seslerinde
-
Hayatımız Üstüne Şiirler
-
Dövüşe dövüşe yürünecek
-
Ay Işığı Yana Yana
-
Savrulmuş Bir Ömrün Günlerinden
-
Fırtınayla Birayla Denenmiş Arkadaşlıklar
-
Darağacında Üç Fidan
Refik Durbaş
• Sanatçı eserlerinde Marksist ideolojinin toplumsal mücadele boyutunu yansıtmıştır.
• Yazınsal üretiminde, anlamın yanı sıra biçim ve üslup unsurlarına da özen göstermiştir.
• Eserlerinde halk dili ile klasik şiir geleneğinden gelen unsurlar harmanlanmıştır.
• İlk dönem eserlerinde İkinci Yeni akımının etkileri görülürken, sonraki dönemde toplumcu bir perspektif benimsenmiştir.
• Eserlerinde, özellikle kenar mahalle insanının duygu ve düşünce dünyasına yer verilmiştir.
• Günlük konuşma diliyle iç içe geçmiş, eski kökenli sözcük kullanımları dikkat çekmektedir.
Eserleri
-
Kuş Tufanı
-
Nereye Uçar Gökyüzü
-
Kırmızı Kanatlı Kartal
-
İkinci Baskı
-
Menzil
-
Hücremde Ay Işığı
-
Çırak Aranıyor
-
Çaylar şirketten
-
Denizler Sincabı
Can Yücel
• Sanatçı, Hasan Ali Yücel'in oğludur.
• İlk dönem şiirlerinde uyak kullanımına yer verirken, sonraki dönemlerde serbest vezinle eserler kaleme almıştır.
• Şiirlerinde kelime oyunları, halk türküsü ve deyişleri ile günlük konuşma diline ait unsurları kullanmıştır.
• Eserlerinde politik temalar ve siyasi şiirlere de rastlanmaktadır.
• Çok sayıda özgün çeviri çalışmasına imza atmıştır.
• Mizah ve hiciv alanındaki yetkinliğiyle de tanınmaktadır.
• Sanat anlayışında "sanat toplum içindir" anlayışı hakimdir.
Eserleri
-
Kısa Devre
-
Sevgi Duvarı
-
Kuzgunun Yavrusu
-
Seke Seke
-
Alavara
-
Şiir Alayı
-
Maaile
-
Güle Güle Seslerin Sessizliği
-
Çok Bi Çocuk
-
Gezintiler
-
Gece Vardiyası
-
Can Feda
-
Ölüm ve Oğlum
-
Mekânım Datça Olsun
Cumhuriyet Dönemi Halk Şairleri
Dönemin Genel Özellikleri
• Bu dönemde halk şairleri, geleneksel usta–çırak ilişkisi içerisinde yetişmiş, edebi birikimlerini sözlü kültür aracılığıyla kuşaktan kuşağa aktarmışlardır.
• Genel anlamda saz eşliğinde şiir söyleme geleneğini sürdürmüşler; sözlü şiir icrası halkla doğrudan iletişim kurma biçimi olarak öne çıkmıştır.
• Bununla birlikte, saz çalmadan yalnızca şiir yazan halk şairleri de bu dönemde edebi üretimde bulunmuşlardır.
• Dönemin şairleri, geleneksel temaların yanı sıra sosyal, siyasal ve bireysel güncel konuları da eserlerine yansıtarak halkın gündemini dile getirmişlerdir.
• Divan edebiyatının biçim ve içerik yönündeki etkisi bu dönemde oldukça sınırlı kalmış; şiir dilinde Farsça ve Arapça kelimelerin kullanımı önemli ölçüde azalmış, daha yalın ve doğal bir Türkçe tercih edilmiştir.
Dönemin Temsilcileri
Şeref Taşlıova
• Sanatçı, Kars yöresinden yetişmiş güçlü bir âşıktır ve âşıklık geleneğinin temel unsurlarına derinlemesine hâkimdir.
• Âşık karşılaşmalarındaki ustalığı ve doğaçlama yeteneğiyle ön plana çıkar; iki yüzden fazla âşık makamını bilmesi, onun bu gelenekteki yetkinliğini ortaya koymaktadır.
• Şiirlerinde aşk, tabiat, gurbet, hasret ve sosyal meseleler gibi temaları işlemiştir.
• Saz üzerindeki hâkimiyeti ve güçlü irticali (doğaçlama) yeteneği, sanatsal kimliğinin önemli özelliklerindendir.
• UNESCO tarafından “Yaşayan İnsan Hazineleri” listesine dahil edilmiştir. Aynı zamanda Türk Dünyası Yazarlar ve Sanatçılar Vakfı (TÜRKSAV) tarafından Türk Dünyası Hizmet Ödülü ile onurlandırılmıştır.
• Binlerce şiirin yanı sıra çeşitli halk hikâyeleri de derleyip anlatmış; böylece hem şair hem de halk hikâyesi anlatıcısı olarak âşıklık geleneğine katkı sunmuştur.
• Televizyon programlarında ve farklı mecralarda âşıklık geleneğine dair gerçekleştirdiği söyleşilerle geniş kitlelere ulaşmıştır.
• Tüm şiirlerini “Gönül Bahçesi” adlı eserinde toplamıştır.
Eserleri
-
Ben Bir Şeyda Bülbül
-
Güzel Görünür
-
Gel
-
Gönül Bahçesi
Neşet Ertaş
• Halk müziği ve sözlü gelenek içerisinde "Bozkırın Tezenesi" unvanıyla anılan sanatçı, Türkiye halk edebiyatı ve müzik kültüründe önemli bir yer edinmiştir.
• Âşık Veysel'in şiirsel üslubundan ve düşünce dünyasından etkilenmiş; sözlü halk şiiri geleneğini özgün tarzıyla devam ettirmiştir.
• Hem saz icracılığı hem de güfte yazarlığı bakımından üstün bir yetkinlik sergileyerek, Anadolu müziğinin belleğinde kalıcı izler bırakmıştır.
• Eserlerinde özellikle sevgiliye duyulan aşk, ayrılık ve özlem gibi bireysel temalar ön plana çıkar.
• Abdallık geleneğinin (tasavvufi halk şiiri anlayışı) son temsilcileri arasında kabul edilir.
• Babası Muharrem Ertaş’ın icra ettiği müzikal geleneği yaşatmış ve onun tarzını günümüze taşımıştır.
• Bozlak formunun modern dönemdeki en önemli temsilcilerinden biridir.
• Bazı şiirlerinde “Garip” mahlasını kullanmıştır.
• Kültür ve sanat alanında kendisine sunulan “Devlet Sanatçısı” unvanını kabul etmeyerek, mütevazı ve halktan yana duruşunu korumuştur.
Eserleri
-
Kesik Çayır
-
Kendim Ettim Kendim Buldum
-
Yalan Dünya
-
Tatlı Dile Güler Yüze
-
Zahidem
-
Neredesin Sen
-
Gönül Dağı
Abdurrahim Karakoç
• Sanatçının eserlerinde politik taşlama önemli bir yer tutar; sosyal ve siyasal eleştirileri, halk şiirine özgü biçim ve imgelerle ustalıkla yansıtır.
• Serbest vezinli şiir örnekleri sınırlı sayıda olup, genel itibariyle halk şiiri geleneğine bağlı kalarak şiirlerini hece ölçüsüyle kaleme almıştır.
• Şiirlerinde millî değerler ve vatan sevgisi ön planda yer almakta olup, sanat yaşamının ilerleyen dönemlerinde İslâmî dünya görüşü belirgin bir söylem hâline gelmiştir.
• Yer yer mahallî ağız özelliklerini ve yerel deyimleri kullanarak hem halkla güçlü bir bağ kurmuş hem de şiirine özgünlük katmıştır.
• Eserlerinde işlenen başlıca temalar; âşık tipolojisi, vatan sevgisi ve toplumsal çözülme/sorunlar olarak öne çıkmaktadır.
Eserleri
-
Vur Emri
-
Eli Kulakta
-
Unutursun
-
Kan Yazısı
-
Hasan'a Mektuplar
-
Gök Çekimi
-
Haber Bülteni
-
Dosta Doğru
Murat Çobanoğlu
• Sanatçı, âşık edebiyatı geleneği içerisinde özellikle atışma (karşılıklı şiir söyleme) alanında üstün yeteneğiyle tanınan bir ustadır.
• Bugüne dek üç bine yakın şiir kaleme alarak oldukça verimli bir edebi üretim gerçekleştirmiştir.
• Türkülü hikâye anlatıcılığı, sanatçının anlatım biçimi açısından önemli bir yer tutar; bu yönüyle hem halk hikâyeciliğini hem de müziği ustaca harmanlamıştır.
• Eserlerinin tematik yapısında; sosyal eleştiri, toplumsal hiciv, nasihat, doğa sevgisi, toplumsal meseleler ve vatan sevgisi ön plandadır.
• Sazı, sözü ve sesiyle geniş halk kitlelerine ulaşmayı başarmış ve bu yönüyle çağdaş halk ozanlığına önemli katkılar sunmuştur.
• Sanat yaşamını sürdürdüğü Kars ilinde (bu il doğumlu) bir âşık kahvesi işleterek geleneğin yaşatılmasına katkı sağlamıştır.
• "Kiziroğlu" türküsünün Türkiye genelinde tanınıp sevilmesinde büyük rol oynamıştır.
• Kendi memleketinde adına düzenlenen bayramlar ve anma etkinlikleri, sanatçının toplumsal hafızadaki güçlü yerini ortaya koymaktadır.
Eserleri
-
Öğretmen
-
Cumhuriyet Destanı
-
Yaradan
-
Dertli Bülbül
Feymani
• Sanatçı, kaleme aldığı şiirlerinde “Çoban Osman” mahlasını kullanmıştır.
• Şiirlerinde özellikle Karacaoğlan’ın izleri görülmekte olup, halk edebiyatı geleneğini yaşatma noktasında önemli bir temsilcidir.
• Rüyasında gördüğü koyu yeşil elbiseli bir zatın ona "Feymani" diye seslenmesi sonucunda bu ismi mahlas olarak kullanır.
• Âşık atışmaları alanında sergilediği yüksek performans, onun sözlü gelenekteki yerini pekiştirmiştir.
• Eserlerini “Ahu Gözlüm” adlı kitapta toplu olarak yayımlayarak edebi mirasını yazılı kültüre aktarmıştır.
• Halk arasında “Çukurova yöresini anlatan şair” olarak anılan sanatçı, bölgeyi şiirsel betimlemelerle edebiyatımıza taşımıştır. Ayrıca Çukurova'da şiirleri bestelenen ilk âşık olma niteliğine de sahiptir.
• Şiirlerinde zaman zaman tasavvufi deyiş ve kavramlara da yer vermiştir. Aynı zamanda taşlamaları da meşhurdur.
• Usta bir halk ozanı olarak, hemen her konuda şiir yazma yetkinliğine sahiptir. Ama tabiat ve ormanın şiirlerinde ayrı bir yeri olmuştur.
• Koşma, semai ve varsağı gibi halk edebiyatı nazım biçimlerinde büyük başarı göstermiştir.
Eserleri
-
Mevlana
-
Ahu Gözlüm
-
Bugün Bayramdır
-
Anadolu
-
Elveda
-
Barışmam
Âşık Mahzuni Şerif
• Sanatçı, siyasi içerikli şiirler kaleme almış ve bu şiirleri saz eşliğinde icra etme geleneğini sürdürmüştür.
• Eserlerinde hümanist (insancıl) bir yaklaşım belirgin şekilde öne çıkar; sevgi, hoşgörü ve doğruluk gibi evrensel değerleri işlemiştir.
• Son derece üretken bir sanatçı olarak, yaklaşık dört yüz plak, elliyi aşkın kaset ve dokuz kitap yayımlamıştır.
• Halk şiiri geleneğine bağlı kalmakla birlikte, konuşma dilini şiirle harmanlayan özgün bir üslup geliştirmiştir.
• Şiirlerinde, toplumcu bir perspektifle halkın yaşadığı sıkıntılara dikkat çekmiş; şiirini toplumsal bir görev bilinciyle şekillendirmiştir.
Eserleri
-
İşte Gidiyorum
-
Dom Dom Kurşunu
-
Bizden Geriler
-
Bu Mezarda Bir Garip Var
-
Yuh Yuh
Âşık Veysel Şatıroğlu
• Tüm şiirlerinde hece ölçüsünü tercih eden sanatçı, eserlerini yalın, duru ve anlaşılır bir Türkçeyle kaleme almıştır.
• Şiirlerini saz eşliğinde icra etmiş, halk şiiri geleneğini yaşatmıştır.
• Dil kullanımındaki ustalığı, şiirlerine teknik bakımdan gösterişsiz ama kusursuz bir yapı kazandırmıştır.
• Kaleme aldığı şiirlerde içtenlik, samimiyet ve insana yakın bir söyleyiş ön plandadır.
• Sanatçının edebiyatımıza kazandırılması sürecinde Ahmet Kutsi Tecer önemli bir rol oynamıştır.
• Ümit Yaşar Oğuzcan, şairin şiirlerini kitaplaştırarak geniş kitlelere ulaşmasına katkı sağlamıştır.
• Kendisi, Âşık edebiyatı geleneğinin son büyük temsilcileri arasında kabul edilmektedir.
• Köy Enstitüsü’nde saz öğretmenliği yaparak geleneksel kültürün kuşaklara aktarılmasında etkin olmuştur.
• Şiirlerinde koşma ve semai gibi halk edebiyatı nazım biçimlerini başarıyla kullanmıştır.
• Yunus Emre, Karacaoğlan ve Dadaloğlu’nun etkileri, sanatçının şiirlerinde belirgin şekilde hissedilmektedir.
• Tematik olarak; toprak sevgisi, Atatürk ve Cumhuriyet idealleri, yaşama sevinci, dinî ve tasavvufi duyarlılık öne çıkan başlıca konular arasında yer alır.
Eserleri
-
Uzun İnce Bir Yoldayım
-
Deyişler
-
Güzelliğin On Para Etmez
-
Dostlar Beni Hatırlasın
-
Sazımdan Sesler
-
Kara Toprak
Diğer Temsilciler
-
Âşık Dâimî
-
Davut Sulârî
-
Sefil Selimî
-
Yaşar Reyhânî
-
Ali İzzet Özkan
Cumhuriyet Dönemi Tiyatrosu Sanatçıları
Haldun Taner (1915-1986)
• Modern Türk öykücülüğünün önemli temsilcilerinden biri olan sanatçı, aynı zamanda hikâye ve tiyatro yazarlığı alanlarında da etkili eserler vermiştir.
• Keskin gözlem gücü ve toplumsal olaylara duyarlılığıyla öne çıkan yazar, hikâyelerinde olay ve karakter çeşitliliği bakımından zengin bir yapı sunar.
• Sanatçı, yalnızca edebiyatla değil, aynı zamanda gazetecilik, köşe yazarlığı ve röportaj yazarlığı gibi çeşitli alanlarda da faaliyet göstermiştir.
• Türk edebiyatında epik tiyatro türünün ilk örneği olarak kabul edilen Keşanlı Ali Destanı adlı oyun, onun imzasını taşımaktadır.
• Eserlerinde, dönemin toplumsal dönüşümlerini, bireysel ve toplumsal sorunları ele alarak çağının tanığı olmuştur.
• "Devekuşu Kabare" tiyatrosunu dört arkadaşıyla birlikte kurarak, tiyatro alanında önemli bir yeniliğe öncülük etmiştir.
• "Sersem Kocanın Kurnaz Karısı" adlı tiyatro eseriyle Türk Dil Kurumu Tiyatro Ödülü’ne,
• "On İkiye Bir Var" adlı hikâyesiyle Sait Faik Hikâye Armağanı’na,
• "Şişhane’ye Yağmur Yağıyordu" adlı eseriyle ise uluslararası alanda birincilik ödülüne layık görülmüştür.
Tiyatroda Üç Dönem
1. Dönem: Sanatçı, kurgusal derinliği ve sahne uyumu açısından başarılı oyunlar kaleme almıştır. Bu oyunlar arasında Huzur Çıkmazı, Fazilet Eczanesi, Günün Adamı, Lütfen Dokunmayın, Dışardakiler ve Dönerdi gibi eserler öne çıkmaktadır.
2. Dönem: Yazarın, epik tiyatro anlayışı doğrultusunda kaleme aldığı ve geleneksel tiyatro unsurlarını da barındıran oyunları arasında Keşanlı Ali Destanı, Sersem Kocanın Kurnaz Karısı, Zilli Zarife, Ay Işığında Şamata ve Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım gibi eserler bulunmaktadır.
3. Dönem: Yazar, kabare tiyatrosu türünde kaleme aldığı eserleriyle dikkat çeker. Bu doğrultuda ortaya koyduğu oyunlar arasında Yar Bana Bir Eğlence, Hayırdır İnşallah, Bu Şehr-i Sitanbul ki, Dün...Bugün, Vatan Kurtaran Şaban, Mevzumuz, Aşk û Sevda ve Dekorumuz Deniz Derya gibi yapıtlar yer almaktadır.
Eserleri
-
Keşanlı Ali Destanı-tiyatro
-
Günün Adamı-tiyatro
-
Hayırdır İnşallah-tiyatro
-
Fazilet Eczanesi-tiyatro
-
Marko Paşa-tiyatro
-
Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım-tiyatro
-
Ay Işığında Şamata-tiyatro
-
Dün...Bugün-tiyatro
-
Yar Bana Bir Eğlence-tiyatro
-
Huzur Çıkmazı-tiyatro
-
Zilli Zarife-tiyatro
-
Şişhaneye Yağmur Yağıyordu-hikâye
-
On İkiye Bir Var-hikâye
-
Kızıl Saçlı Amazon-hikâye
Orhan Asena (1922-2001)
• Toplumcu gerçekçi anlayışa sahip olan sanatçı, tiyatro alanında mitolojik unsurlardan yararlanarak geleneksel ile moderni harmanlayan bir anlatım benimsemiştir.
• Edebî kariyerine şiirle başlayan yazar, zamanla öykü ve tiyatro türlerinde de ürünler vererek çok yönlü bir yazınsal kimlik ortaya koymuştur.
• Psikolojik derinlik taşıyan bireysel meselelerle birlikte toplumsal yapıyı irdeleyen konulara ve yerel tarihten beslenen temalara eserlerinde yer vermiştir.
• Yerel, ulusal ve evrensel ölçekte farklı olay ve sorunları ele alarak geniş bir bakış açısıyla kaleme aldığı metinlerinde evrensel insanlık durumlarına vurgu yapmıştır.
• Birey ile toplum arasındaki çatışmayı, bireyin sisteme ve dayatmalara karşı geliştirdiği isyanı işleyerek, insanın içsel ve toplumsal mücadelesini odağa almıştır.
• "Tiyatro, tarihin düştüğü yerde başlar" sözüyle sanatçının tiyatroya verdiği önemi ve bu türe yüklediği tarihsel ve kültürel sorumluluğu açık biçimde ifade ettiği görülmektedir.
• "Atçalı Kel Mehmet" adlı tiyatro eseriyle Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT) tarafından verilen başarı ödülüne layık görülmüştür.
Eserleri
-
Ölü Kentin Nabzı-tiyatro
-
Fadik Kız-tiyatro
-
Simavnalı Şeyh Bedrettin-tiyatro
-
Atçalı Kel Mehmet-tiyatro
-
Hürrem Sultan-tiyatro
-
Tohum ve Toprak-tiyatro
Turan Oflazoğlu (1932-…)
• Türk edebiyatının usta oyun yazarlarından biri olan sanatçı, Nietzsche, Kafka, Shakespeare ve Rilke gibi dünya edebiyatının önemli isimlerinden çeviriler yaparak kültürel birikimini farklı dillere ve düşünce dünyalarına açmıştır.
• Eserlerinde özellikle Osmanlı tarihine odaklanan tarihsel temaları işlemiş, geçmişin izlerini sahneye taşıyarak kültürel belleği canlandırmayı amaçlamıştır.
• Sanatçının tiyatro anlayışı, güçlü bir kuramsal ve uygulamalı altyapıya dayanmaktadır. Tiyatro kültürü sağlam temeller üzerine kuruludur; bu da eserlerinin hem yapısal hem de tematik açıdan derinlikli olmasını sağlamaktadır.
Eserleri
-
Deli İbrahim-tiyatro
-
Kösem Sultan-tiyatro
-
Keziban-tiyatro
-
Genç Osman-tiyatro
-
Elif Ana-tiyatro
-
Sokrates Savunuyor-tiyatro
-
4.Murat-tiyatro
Recep Bilginer (1922-2005)
• Edebiyat serüvenine şiirle başlayan sanatçı, zamanla tiyatro alanında da kalem oynatmış ve bu türde çeşitli başarılar elde etmiştir. Aynı zamanda gazetecilik alanında da önemli katkılar sunmuş, bu alandaki birikimiyle edebi kimliğine farklı bir boyut kazandırmıştır.
• Eserlerinin odak noktasını toplumsal aksaklıklar, Anadolu'nun köy yaşamı ve bu coğgrafyada karşılaşılan sosyo-kültürel sorunlar oluşturmaktadır. Özellikle Güney Anadolu bölgesindeki köylerde yaşanan olayları yansıttığı eserlerinde, toplumsal gerçekliği eleştirisel bir üsupla işlemiştir.
• Sanatçının tiyatro alanındaki başarısı, Türk Dil Kurumu Tiyatro Ödülü ve T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından verilen "En İyi Tiyatro Yazarlığı" ödülleriyle taçlandırılmıştır.
Eserleri
-
Parkta Bir Sonbahar Günüydü-tiyatro
-
Ben Devletim-tiyatro
-
Yunus Emre-tiyatro
-
Sarı Naciye-tiyatro
-
İsyancılar-tiyatro
-
Zafer Yolunda
Refik Erduran (1928-2017)
• Gazeteci ve tiyatro yazarı kimliğiyle tanınan sanatçı, aynı zamanda köy temalı romanlar da kaleme almıştır.
• "Metamorfoz" adlı senaryosu, Atatürk ve toplum temalarını merkeze alan bir işleme sahip olup sinemaya uyarlanmıştır.
• Roman, tiyatro, eleştiri, fıkra ve gülmece gibi çeşitli türlerde eserler veren sanatçının yazınlı üretimi çok yönlülülüğüyle dikkat çeker.
• Sanatçının eserlerinde toplumsal düzenin iyileştirilmesi ve kadın gerçekliğinin anlaşılması amacı belirgin şekilde hissedilmektedir.
Eserleri
-
Kartal Tekmesi-tiyatro
-
Cengiz Han'ın Bisikleti-tiyatro
-
Karayar Köprüsü-tiyatro
-
Bir Kilo Namus-tiyatro
-
Uçurtmanın Zinciri-tiyatro
-
Deli-tiyatro
Güngör Dilmen (1930-2012)
• Şiirsel bir anlatım dili benimseyen sanatçı, eserlerini sağlam bir tiyatro tekniğiyle kurgulamıştır.
• Mitolojik ögelerden yararlanarak evrensel temaları işlerken, yerel bağlamı da korumayı başarmıştır.
• Türk edebiyatında "absürt tiyatro" (uyumsuzluk tiyatrosu) alanında dikkate değer ve öncü yapıtlar ortaya koymuştur.
• Eserlerinde tarihsel, çağdaş, güncel, bireysel ve toplumsal sorunlara değinmiş; çok katmanlı bir anlatım tercih etmiştir.
• Özellikle "Midas Üçlemesi" (Midas’ın Altınları, Midas’ın Kulakları, Midas’ın Kör Düğümü) ile tanınan sanatçı, bu yapıtlarında mitolojiyle çağdaş sorunları birleştirerek özgün bir tiyatro dili oluşturmuştur.
Eserleri
-
Deli Dumrul-tiyatro
-
Bağdat Hatun-tiyatro
-
Midasın Kör Düğümü-tiyatro
-
Midasın Altınları-tiyatro
-
Midasın Kulakları-tiyatro
-
Kurban-tiyatro
-
Aşkımız Aksarayın En Büyük Yangını-tiyatro
-
Ben Anadol-hikâye
Turgut Özakman (1930-2013)
• Günümüz tiyatrosu ve roman yazarları arasında yer alan sanatçı, eserlerinde çağdaş yaşantının izlerini taşır.
• Tiyatro metinlerinde, gündelik hayatın çeşitliliği, bireylerin yaşadığı mizahi durumlar ve kuşaklar arası çatışmalar ön plandadır.
• Romanlarında ise yakın tarih ve özellikle Kurtuluş Savaşı gibi milli mücadele dönemlerine yoğunlaşarak, geçmişin izlerini edebi bir anlatımla yeniden canlandırmıştır.
• Kaleme aldığı romanlar, sadece kurgu yönüyle değil, aynı zamanda tarihsel belge niteliği taşıyan içerikleriyle de dikkat çeker.
Eserleri
-
Diriliş-Çanakkale 1915-roman
-
Şu Çılgın Türkler-roman
-
Korkma İnsancıl Korkma-roman
-
Ah Şu Gençler-tiyatro
-
Töre-tiyatro
-
Duvarların Ötesi-tiyatro
-
Güneşte On Kişi-tiyatro
-
Pembe Evin Kaderi-tiyatro
-
Ocak-tiyatro
-
Paramparça-tiyatro
Cevat Fehmi Başkurt (1905-1971)
• Sanatçı, yapıtlarında bireyler arasındaki çatışmalara odaklanmış; bu temayı toplumsal boyutta ele alarak insan İlişkilerindeki gerilimleri irdelemiştir.
• Gazetecilik kimliği, sanatçının edebi kişiliği içinde baskın bir unsurdur ve yazın hayatındaki diğer türlerin önüne geçmektedir.
• "Küçük Şehir" adlı tiyatro eseriyle ödül almış, bu başarı sanatçının tiyatrodaki yerini pekistirmiştir.
• Yapıtlarında, güncel toplumsal sorunları, halkın duygu durumunu ve yaşanan hayal kırıklıklarını dramatik bir çerçevede işlemiştir.
• Tiyatro eserlerinde, karakterleri ahlaki açıdan sorgulayan ve değerlendiren eleştirisel bir perspektif benimsemiştir.
• Yazar, yapıtları yurt dışında sahnelenen ilk Türk tiyatro yazarı olması itibariyle Türk tiyatro tarihinde çağdaş ve uluslararası bir başarıya imza atmıştır.
Eserleri
-
Buzlar Çözülmeden-tiyatro
-
Büyük Şehir-tiyatro
-
Harputta Bir Amerikalı-tiyatro
-
Paydos-tiyatro
-
Küçük Şehir-tiyatro
Muhsin Ertuğrul (1982-1979)
• Tiyatro alanında önemli katkılarda bulunan sanatçı, yalnızca oyun yazarlığıyla değil aynı zamanda tiyatro üzerine kaleme aldığı düşünsel metinlerle de öne çıkmıştır.
• Batı tiyatrosunun Türkiye'de kurumsallaşması sürecinde öncü rol üstlenmiş, bu yönüyle tiyatro pratiğini hem içerik hem de yapısal düzeyde dönüştürmüştür.
• Bu sanatçı, çağdaş Türk tiyatrosunun kurucusu olarak kabul edilmekte; sahne estetiği, dramaturji anlayışı ve tiyatro eğitimi üzerine sunduğu katkılarla alana yön vermiştir.
Eserleri
-
Benden Sonra Tufan Olmasın
-
İnsan ve Tiyatro Üzerine Gördüklerim
-
Renkli Fener
-
Yasin Efendi
Tiyatro Terimler Sözlüğü
Adaptasyon, Aksiyon, Aktör, Aktris, Akustik, Antrakt, Bale, Darülbedayi, Dekor, Diksiyon, Diyalog, Doğaçlama, Drama, Göstermeci, Tiyatro, Dramaturg, Dramatize, Etmek, Dublör, Döşeme, Entrika, Epizot, Fars, Fasıl, Feeri, Figüran, Fuaye, Gag, Gala, Jest, Kabare, Kanto, Konduit, Koro, Kostüm, Kulis, Melodram, Mizansen, Mimik, Monolog, Muhavere, Müzikal, Opera, Operet, Pandomim, Piyes, Perde, Reji, Rejisör, Repertuar, Replik, Revü, Rol, Sahne, Senaryo, Skeç, Suflör, Tablo, Temaşa, Temsil, Tirat, Trajik, Trajikomik, Tuluat.
Üç Birlik Kuralı: Klasik tiyatroda uyulması gereken üç temel kural:
-
Zaman Birliği: Olayın en fazla 24 saat içinde geçmesi.
-
Yer Birliği: Olayın aynı yerde geçmesi.
-
Olay Birliği: Eserin tek bir ana olay çevresinde gelişmesi.