Halk Hikâyeleri
Türk milletinin kültürünü oluşturan unsurlardan biri de halk edebiyatı anlatma esasına bağlı metin türlerinden olan halk hikâyeleridir. Anadolu sahasında asırlardan beri anlatılan ve ilgiyle dinlenen bu tür metinler insan topluluklarını milletleştiren somut olmayan kültür miraslarındandır. Sınırlı bir mekân içinde hayatını sürdüren Anadolu insanı halk hikâyelerinde insanlığa mal olmuş aşklarla tanışmış, mutluluk ve acı veren vakalarla karşılaşmış, bu duygularla hayallerini zenginleştirmiştir. (1. Bedri. ADINI YAŞANMIŞ BİR VAKADAN ALAN “KISMETSİZ AHMET HİKÂYESİ” ÜZERİNE BİR TAHLİL DENEMESİ. Motif Akademi. 2021;14:1247–1264.)
HALK HİKÂYELERİ
Halk Hikâyelerinin Bölümleri: Halk hikâyelerinin anlatımı dört bölümden oluşur: Fasıl, Döşeme, Asıl Hikâye, Duvak Kapama.
Fasıl: Hikâyenin başlangıç bölümüdür. Saz eşliğinde söylenen çeşitli şiirlerden oluşur. Bu şiirler divani, tecnis türküsü, koşma, destan türlerindedir. Fasıl bölümünde Köroğlu'ndan bir şiir söylemek âdettendir ve yine, mecliste başka bir âşık varsa ona bir muamma sormak âdettendir. Diğer bir deyişle şiirlerin, türkülerin, çeşitli nazım biçimlerinin söylendiği sanatsal icra bölümüdür. Âşığın çeşitli nazım türlerini seslendirdiği, müzikli, şiirli ve eğlenceli kısımdır. (Peşrev: Halk hikâyesi anlatımına geçmeden önce icra edilen giriş veya hazırlık bölümüdür, anlatı içine sıkıştırılan bağımsız hikâyeciklerle karıştırılmamalıdır.)
Döşeme: Âşığın hikâyeye başlamadan önce yaptığı giriş konuşmasıdır. Bu bölümde, hikâyeyi anlatan âşık mensur bir tekerleme söyler, buna döşeme ya da soylama adı verilir.
Asıl Hikâye: Halk hikâyesinin asıl olay ve duygu bölümünün anlatıldığı bölümdür. Âşık bu bölümde, hikâyenin ana hatlarından kopmamak şartıyla, mensur bölümleri çeşitli şekillerde uzatabilir, bu bölümde karavelli (Halk hikâyelerinin icrası sırasında anlatıcının dinleyiciyi zinde tutmak, uzun kış gecelerinde uykunun dağılmasını sağlamak ve asıl konunun ağırlığını mizahla dağıtmak için araya kattığı bu kısa, güldürücü unsurlara Karavelli adı verilir. Genellikle mizahîdir.) anlatılabilir.
Duvak Kapama: Hikâyenin son bölümüdür. Bu bölümde hikâyenin kahramanları kavuşmuşsa âşık, ya hikâye kahramanlarından birine ya da meclisteki âşıklardan birine bir güzelleme söyletir. Eğer hikâye kahramanları kavuşamamış ya da ölmüşse bayati makamında yanık bir türkü söylenir. Bundan sonra âşık çeşitli dualar eder, hikâye biter.
Âşık Garip Hikâyesi (Mutlu Son): Birtakım araştırmacılara göre hikâyenin çıkış yeri Azerbaycan'dır. Hikâyenin Türkiye dışında da birçok yerde hem yazılı hem sözlü kaynaklarda olduğu bilinmektedir. Hikâye üzerine Türkiye'de Fikret Türkmen çalışma yapmıştır.
Asıl adı Resul olan Aşık Garip'in babası, Tebriz'de büyük bir tüccardır. Hoca Ahmet, oğlu genç iken ölür. Şehrin kırk meşhur serseri dolandırıcısı, Resulü baştan çıkarıp bütün servetini yerler. Resul, beş parasız kalır; birçok sanatlara girer, beceremez. Nihayet bir âşıkta çırak olur. Bir müddet sonra kazanç temin etmek için, anası ve bacısıyla beraber Tiflis'e gider. Orada zengin bezirgân Hoca Sinan'dan kızını ister. Hoca Sinan Aşık Garip'in veremeyeceği kadar ağırlık ister. Bunun üzerine Aşık Garip, bu parayı kazanmak için gurbet illere çıkar. Bir müddet Erzurum'da kalır. Oradan Halep'e gider. Halep'te Paşa'ya kendini sevdirir ve iyi bir kazanç elde eder. Bu arada Şah Sanem, akrabalarından zengin Şah Veled'e nişanlanır. Bir müddet sonra Şah Veled, alışveriş için Halep'e gelir. Aşık Garip, onun kendi rakibi olduğundan habersiz, Şah Veled'le sevgilisine bir mektup yollar. Şah Veled de bu suretle Garip'in kendine rakip olduğunu anlar ve Sanem'in mektubunu alınca, kendisiyle evlenmek istemeyeceğini düşünerek Garip'in ölüm haberini götürmeye karar verir. Bir gömleği kana bulayarak, eşkıyalar tarafından parçalanmış olan Garip'in gömleği diye götürüp Sanem'e gösterir. Bir türlü bu habere inanmak istemeyen Şah Sanem evlenmek için uzun bir mühlet ister. Bu arada Garip'in anası bir bezirganla oğluna haber yollar. Garip hemen Halep'ten ayılır, elinden gitmeden sevdiğine varmak için yola koyulur. Hızır'ın yardımıyla, düğünün son günü Tiflis'e erişir. Kendini tanıtır ve düğün halkından bir kısmını kendi tarafına çeker. Nihayet Şah Veled de duruma razı olur, Sanem'le Garip'i evlendirirler. Şah Veled de Garip'in bacısını alır.
Âşık Garip Hikâyesi’ndeki Bazı Motifler:
• Uykusunda pir elinden bade içen Resul, Tiflisli Hoca Sinan'ın kızı Şah Senem'e âşık olur ve saz çalmayı öğrenir.
• Resul Tebriz'den yola çıkıp Tiflis'e gelir, burada adı Âşık Garip olarak değiştirilir.
• Âşık Garip'le Şah Senem'in kavuşması ile ilgili pek çok badire ortaya çıkar. Âşık Garip gurbete düşer, annesinin gözleri ağlamaktan kör olur. Halep'te bulunan Âşık Garip, Tiflis'te bulunan annesi ve sevgilisiyle ilgili tüm kötü haberleri alır, Tiflis'e doğru yola çıkar, yolda Hızır'la karşılaşır.
• Hızır, Garip'e atının ayağının altından toprak almasını ve bunu annesinin gözlerine sürmesini söyler. Garip, toprağı annesinin gözlerine sürünce gözleri açılır.
Ercişli Emrah ile Selvi Han Hikâyesi (Mutlu Son): Birçok araştırmacıya göre hikâyenin doğuş yeri Doğu Anadolu'dur. Hikâye Türkiye haricinde Türkmenistan, Azerbaycan ve Balkanlarda da bilinmektedir. Hikâye XVII. yüzyılda yaşamış olan Ercişli Emrah ile Selvi Han'ın hayatı etrafında oluşmuştur. Ercişli Emrah'ı hikâyecilik yönünü Saim Sakaoğlu ve Ali Saroğlu değerlendirirken hikâyenin bibliyografyasını ise Ali Berat Alptekin hazırlamıştır.
Tür: Halk Hikâyesi
Dönem: 17. yüzyılın başlarından itibaren sözlü gelenekte yaşatılmış
Temalar: Aşk, sadakat, kahramanlık, mücadele, ayrılık ve kavuşma
Kahramanlar:
Emrah: Aşık bir delikanlı, aşkı için yollara düşen yiğit
Selvî Han: Mahmut Bey'in güzelliğiyle meşhur kızı, Emrah'ın sevdalısı
Mahmut Bey: Selvî Han'ın babası
Şah Abbas: İran hükümdarı, Selvî Han'a göz koyar
Yagıp Han: Emrah'a destek olan Türkmen beyi
Emir Kul Han: Selvî Han'ı zorla nikahlamaya çalışan kişi
Aşık Ahmet: Emrah'ın babası, bilge karakter
Emrah'ın babası Aşık Ahmet, daha Emrah küçükken, Ahlat'tan Erciş'e gelip yerleşmiş, oranın Beylerinden Miroğlu Mahmut Beyin hizmetine girmiştir. Emrah büyüyüp delikanlı olunca "aşk badesini içmiş, Mahmut Bey'in kızı Selvi Han'a âşık olmuştur. Bu sıralarda Mahmut Bey'in evinde bulunan Bitlis beylerinin ısrarıyla, aralarındaki nispetsizliğe bakmadan Mahmut Bey kızını Emrah'a vermeye razı olur. Düğün hazırlığı yapmaya başlarlar. Ötede, İran hükümdarı Şah Abbas Van'ı muhasara etmiştir, bu muhasara yedi yıl sürmüştür. Şehri alamayacağını kestiren Şah, ordularını çeker; fakat askere bütün gençleri esir edip götürmelerini de emreder. O sırada Erciş'ten geçerken iki asker Selvi Han'ı da alıp Şah'a armağan götürürler. Şah bu işe kızarsa da, ne yapsın, olan olmuştur. Selvi Han'ın güzelliğine hayran olur. Onu kendine eş yapmak ister. Selvi korkudan kestirip reddedemez; yedi sene mühlet ister. Erciş'te Emrah, Selvi Han'ın şah askerleri tarafından götürüldüğünü öğrenir, Isfahan'a doğru yola çıkar. Emrah "Sahat Çukuruna uğrar, Bu memleketin hanı Yagıp Han da Şahla beraber gitmiştir; Yagıp Han'ın anası Emrah'ı çok sever, oğlundan Emrah'tan yardımlarını esirgememesini isteyen bir mektup yazıp Emrah'a verir. Emrah İsfahan'a vardığı gün Şah ile Selvi Han'ın düğünlerinin kırkıncı günüdür. Yagıp Han Emrah'ı düğün evine götürür. Şah, Emrah'ın dilinden iki sevgilinin maceralarını dinler ve Selvi Han'dan vazgeçer. Fakat bu işe maiyetindeki hanlar razı değildirler. Kendilerinin başına da böyle bir hal gelme ihtimalini düşünerek, Şahın kötü bir örnek vermesini istemezler. Emrah'ı bir sıra ağır imtihanlardan geçirirler. Hepsinden galip çıkan Emrah, nihayet kendisine sunulan ağuyu da, tüyüne zarar gelmeden içmek suretiyle, şahı tamamen kendi tarafına çeker. Şah hanları öldürtür. Selvi'yi Emrah'a teslim eder. Fakat iki sevgilinin çilesi bitmemiştir: Erciş'te Selvi'nin kardeşleri bir âşık parçasına bacılarını vermek istemezler. Bir gün kızı kaçırırlar. Emrah bu sefer babasıyla beraber, yedi sene daha Selvi Han'ın peşinden diyar diyar dolaşır. Bitlis'e, Van'a, Revan'a gider. Bir yerde Selvi'yi bulamaz. Bir gün türkü ile yardımını istediği turnalardan biri Emrah'ın önüne düşer, kılavuzluk eder; baba ile oğul Hüreyman şehri denilen bir şehre gider. Selvi'yi kardeşleri bu şehrin Hanı Emir Kul Han'ım yanına getirmişlerdir; Han da onu oğlu Mirza Bey'e verecektir. Selvi burada da yedi sene mühlet istemiştir. Bu mühletin bittiği günlerde Emrah yetişir, Selvi'sini bulur. Fakat Emir Kul Hanım adamları onu tutarlar, zindana atarlar. Aşık Ahmet Isfahan'a Hızır'ın yardımıyla bir günde gidip şahtan imdat ister. Emrah'ın boynu vurulacağı saatte Şah'ın adamları erişirler. İki taraf cenk ederler. Emir Kul Han ve maiyeti mağlup olur. Şah iki sevgiliyi ikinci defa birbirine kavuşturur. Düğünlerini yaptırır, muratlarına erdirir.
Anahtar Kelimeler: Emrah - Selvihan - Mahmut Bey - Şah Abbas - Hızır - Yagıp Han - Isfahan - Van - Bitlis - Revan - Emir Kul Han
Kerem ile Aslı Hikayesi (Mutsuz Son): Araştırmacılara göre hikâyenin doğuş yeri Doğu Anadolu ve Azerbaycan'dır. Hikâye Türkiye dışında diğer Türk cumhuriyetlerinde de bilinmektedir. Hikâyenin diğer hikâyelerden ayrılan en önemli özelliği manzum kısımlarının mensur kısımlarına göre daha çok olmasıdır. Bunun yanı sıra hikâyede din farklılıklarından da söz edilmiştir. Türkiye'de hikâye üzerine en önemli çalışmalar Şükrü Elçin ve Ali Duymaz tarafından yapılmıştır.
Tür: Halk Hikâyesi
Dönem: 16.yy.dan itibaren sözlü gelenekten aktarılagelmiş
Temalar: Aşk, sabır, kader, ayrılık ve kavuşamama
Kahramanlar:
Kerem: İsfahan padişahının oğlu; aşkı için diyar diyar gezen âşık
Aslı: Ermeni keşişin kızı; güzelliğiyle meşhur, Kerem'in sevdalısı
Keşiş: Aslı'nın babası, dinî farklılığı nedeniyle aşklarına engel olur
Sofular, dervişler, yol göstericiler: Kerem'in yolculuğuna eşlik eden tipler
Asıl adı Ahmet Mirza olan Kerem, Isfahan Şahı'nın oğludur. Şahın hazinedarlığını yapan Ermeni Keşişin kızı Aslı ile Kerem birbirlerini severler. Şah, Keşişten kızı oğluna ister. Keşiş, bir Müslüman'a kız vermek istemez. Fakat hükümdarın isteğini reddedemez; ondan bir mühlet ister ve bu mühletin içinde, gizlice memleketten kaçar. Kerem de Aslı'nın peşinden yola düşer. İşte Kerem'in, sevdiği kızın ardınca bütün Anadolu'yu baştan başa gezmesi böylece başlar, Kerem artık yanında sadık arkadaşı Sofu, omzunda sazı tam bir aşık olmuştur. Her gittiği yerde, her rastladığına sazıyla ve yanık türküleriyle, Aslı'nın izini sorar, ona haber verenler de olur, vermeyenler de... Bazı defa nehirlere, dağlara, kayalara, dağlardaki hayvanlara derdini döker; yolunu bağlayan, karlı, boranlı bellerden yol ister. Onun önüne çıkan engeller, bir defa inkisarına uğradılar mı iflah olmazlar; Kerem aşk ateşinde pişe pişe kemale ermiş, keramet sahibi olmuştur; Allah onun her dileğini yerine getirir. Bazı şehirlerde Aslı Han'a bir zaman için kavuşur; Keşişten habersizce bir müddet birbirlerine sevgilerini anlatırlar, dertlerini dökerler: Erzincan Bağları'nda ve Kayseri'de olduğu gibi... Sonunda Kerem Aslı'nın peşinden Halep'e varır. Halep Paşası'na kendini sevdirir, Paşa, Keşişi, tehdit ederek, kızını Kerem'e vermeyi ona kabul ettirir. İki sevdalının nikâhları kıyılır, fakat kötü ruhlu Keşiş onlara son fenalığı yapar: Kızına sihirli bir gerdek gömleği giydirir. Bu gömlek son düğmesine kadar açılır, tekrar kapanırmış. Kerem sevdiğinin düğmelerini bir türlü çözemez. Yüreğinden kopup gelen ateşle yanar, kül olur. Kerem'in külleri dağılmasın diye bekleyen Aslı Han'ın saçları, küllerin içinde kalmış bir kıvılcımla tutuşur; iki aşığın ancak külleri birbirine kavuşur. Sevgililerin birbirine kavuşmasıyla sona ermeyen bir macera olduğu için Kerem hikâyesi, toy, düğün ve kış geceleri muhabbetlerinde eğlence vasıtası olan halk hikâyeleri arasında, çok sevildiği halde, başından sonuna kadar anlatılmaz hatta birçok yerlerde bunun anlatılmasını günah sayarlarmış. Âşık Kerem'in gurbete çıkış tarihini, doğu memleketimizde, halk hikâyeleri ananesini iyi saklayan bazı âşıklar h. 1017 diye gösteriyorlar.
Kerem ile Aslı Hikâyesi’ndeki Bazı Motifler:
• Isfahan şahı Âdil Şah ve hazinadarı Keşiş'in çocukları olmamaktadır. Bir gün birlikte yola çıkarlar, yolda bir "ihtiyar"la karşılaşırlar. İhtiyar onlara birer elma verir ve elmayı eşleriyle birlikte yemelerini tembih eder. Bu iki arkadaşa birinin oğlu, birinin de kızı olursa bunları birbirleriyle evlendirmelerini şart koşar.
• Elmayı yedikten sonra Âdil Şah'ın bir oğlu, Keşiş'in bir kızı olur. Oğlana Ahmet Mirza, kıza Kara Sultan adı verilir.
• Ahmet Mirza bir gün av dönüşünde uyku esnasında pir elinden bade içer.
• Keşiş, din farkı nedeniyle kızını Ahmet Mirza'ya vermek istemez, Âdil Şah'tan izin alıp Zengi'ye göç eder.
• Ahmet Mirza bir gün avda iken şahını bir bahçeye girer, onu takip eden Ahmet Mirza, Kara Sultan'la karşılaşır. Konuşmaları sırasında geçen "Kerem" ve "Aslı" kelimelerini ad olarak seçerler.
• Durumu öğrenen Keşiş kızını tekrar kaçırır, Kerem pek çok şehir dolaşıp onları arar yolda, tuzağa düşmüş bir ceylanla konuşur.
• Başka bir gün yine Aslı için yollardayken bir kuru kafayla söyleşir.
• Aslı'yı bulmak için neredeyse tüm Anadolu coğrafyasını dolaşan Kerem onları Halep'te bulur. Olanları duyan Halep paşası, Keşiş'e kızını Kerem'e vermesini söyler. Buna razı olan Keşiş, kızına sihirli bir elbise diktirir.
• Kızına da "elbiseyi sadece Kerem'in açması" şartını koşar. Sabaha dek uğraşıp elbiseyi açamayan Kerem bir ah çeker ve ağzından çıkan alevle yanıp kül olur.
• Külleri saçlarıyla toplamak isteyen Aslı tutuşup yanar.
Emrah Hikâyesi'ndeki Bazı Motifler:
• Emrah pir elinden bade içer.
• Selvi Han ve nedimesi Nazlı zehir içip intihar edecekken Emrah'ın duasıyla bâd-ı sabâ rüzgârı zehir dolu fincanı yere düşürür.
• Selâtin Peri adındaki kız, pir elinden bade içer.
Anahtar Kelimeler: Ker Keşiş kızı ker vasıtasıyla kaçırdı.
Kirman Şah Hikâyesi
Horasan şahı Hurşit Şah, Mahbup Hanım adındaki karısını çok sever ve aynı zamanda çok kıs-kanır. Bir gün kıskançlıkta onu kızdırır. Mahbup Hanım, öfke ile fesatlık eden sütninesini öldürür. Padişahın gazabına uğrar; gider gitmez öldürülmesine dair bir fermanla Tiflis'e, Şahın eniştesi Hasan Paşa'nın yanına gönderilir. Hasan Paşa Mahbup'u öldürmez; yanında alıkoyar. Mahbub'un çok geçmeden bir oğlu olur: Kirman Şah, Hasan Paşa bunu kendi evladı edinir. Kirman Şah büyür, delikanlı olur, anasından asıl babasının kim olduğunu öğrenir. Bir gece Herat şahı Turan Şah'ın kızı Mahperi'nin elinden aşk badesi içer. Tiflis'te duramaz, sevgilisini aramaya gider. Yolda Moğan Çölü'nde, eski Köroğlu Beylerinden Koca Arab'a rastlar. Dövüşürler; Koca Arab'ı mağlup eder ve baba oğul bu suretle birbirlerini tanırlar. Kirman Şah'ın yolu Horasan'dan geçer. Anasının babası, İlbeyi Ali Bey'e misafir olur. Padişahın huzuruna çıkar, kendini, kim olduğunu söylemeksizin sevdirir. Üvey kardeşleriyle dost olur. Bir gün avda iken, üvey kardeşlerini bir dev alıp kaçırır.
Kirman Şah da padişahın huzuruna dönmeye cesaret edemez, alır başını gider. Herat'a varır, öğrenir ki aynı dev sevgilisini de kaçırmıştır. Kirman Şah devi bulur; sevgilisini ve kardeşlerini devin elinden kurtarır. Fakat bu sefer üvey kardeşlerinin hainliğine kurban gider: İki kardeş, kızı, atı ve kılıcı kendilerine almaya ve babalarının tahtı için tehlikeli olan bu genci öldürmeye kast ederler, onu yaralarlar. Fakat kızı dahi alamadan kaçarlar. Kız, yaralı sevgilisini ata bindirir. Tiflis'e doğru yola düzülürler. Fakat Tiflis'te birbirlerini kaybederler. Kız gelir, bir yerde bulduğu bir küp altından bir konak yaptırır ve sevdiğini bekler. Kirman Şah'ı da eski bağ bekçisi evine misafir etmiştir, fakat kim olduğunu bilmemektedir, bir gün anası bağa gelir, oğlunu tanır. O sırada Koca Arap, memleketinde sahipsiz dönen atı görünce, Kirman Şah'ın başına bir felaket gelmiş olmasından korkar. Koca Arap da ordusuyla Tiflis'e varır. Koca Arap'la Kirman Şah ve Mahperi buluşurlar, beraberce Horasan'a giderler. Üvey kardeşlerin cezaları verilir. Hurşit Şah eski karısını yeniden nikâhlar. Herkes muradına erer.
Kırmanşah Hikâyesi'ndeki Bazı Motifler:
• Bir derviş, çocukları olmayan şaha ve vezire birer elma verir, bunları hanımlarıyla birlikte yemelerini ve olacak çocuklarına kendisi gelmeden ad vermemelerini tembihler.
• Kırmanşah rüyasında pir elinden bade içer. Bunlar; Allah adına, üçler-yediler-kırklar adına ve sevgilisi Mahperi adınadır.
• Mahperi de aynı pirin elinden bade içer.
• Herat'ta bulunan Mahperi'yi devler kaçırır.
• Kırmanşah Mahperi'yi aramak için Kaf Dağı'na doğru yola çıkar.
• Kırmanşah'ın atı Kara Kaytaz'ın olağanüstü nitelikleri vardır.
• Kırmanşah, Kara Kaytaz'ın yardımıyla devi öldürür.
• Burada yaralanan Kırmanşah ve Mahperi'yi Kara Kaytaz Tiflis'e götürür.
Tahir ile Zühre: Hikâyenin, Türk dilinin konuşulduğu her yerde, hem yazılı hem sözlü kaynaklarda anlatılmaları bulunmaktadır. Hikâyedeki şiirlerin mâni şeklinde olması dikkatlerden kaçmaz. Aynı zamanda hikâyenin diğer hikâyelerden ayrılan yanı Tahir'in ırmağa atılmasıdır. Hikâye üzerine Fikret Türkmen çalışma yapmıştır.
Tahir ile Zühre Hikâyesi’ndeki Bazı Motifler:
• Bir padişahın çocuğu olmamaktadır. Ne yaptıysa bu derdine çare bulamaz. Günün birinde tebdili kıyafet, veziri ile birlikte pazara gider. Pazarda karşılaştıkları bir derviş cebinden bir elma çıkarıp ikiye böler, yarısını padişaha, yarısını vezire verir. Derviş, padişahın bir kızı, vezirin de bir oğlu olacağını söyler. Oğlana Tahir, kıza Zühre adının konmasını ve büyüdüklerinde birbirleriyle evlendirilmelerini tembihler.
• Çocuklar büyüyüp evlenme çağına gelir fakat padişahın karısı, kızı Zühre'yi bir padişah oğluyla evlendirmek için bu evliliği engellemeye çalışır. Bir sihirbaza büyü yaptırıp bunu padişaha içirir. Büyü sonucu padişah, Tahir'den soğur ve kızı Zühre'yi ona vermez. Padişah, Tahir'i saraydan kovdurur fakat iki âşık gizli gizli buluşmaktadır. Bunu gören Arap Köle olanları padişaha anlatır, padişah da Tahir'i Mardin'e sürer.
• Tahir bir gün dua eder ve Hızır'ın yardımıyla bir anda Zühre'nin köşküne gider.
• Arap Köle, Zühre ile Tahir'in tekrar görüştüğünü padişaha söyleyince padişah Tahir'i bir sandığa koydurup Şat Suyu'na attırır.
• Tahir, Göl padişahının kızları yardımıyla kurtulur. Göl padişahının kızları Tahir'e âşık olur, onu kıskandıkları için öldürmeyi planlarlar; fakat Hızır'ın yardımıyla kendini yeniden Zühre'nin yanında bulur.
• Çeşitli olaylardan sonra Tahir idam edilecektir, idamından önce dua eder ve eceliyle ölür. Bunu duyan Zühre, suçunu kaybeder. Onun şurubunu yerine getirmek için Tahir'in etinden yapılma bir köfteyi yedirmek isterler. Zühre durumu öğrenir.
• Tahir'in mezarına giden Zühre, canını alması için Allah'a yakarır, duası kabul olur ve ölür. Bunu gören Arap Köle de intihar eder.
• İki âşık yan yana gömülür. Birinin mezarında kırmızı, diğerinin mezarında beyaz gül biter. Fakat Arap Köle'nin, mezarında biten kara çalı, güllerin arasına girerek kavuşmalarına engel olur.
Yaralı Mahmut Hikâyesi: Genel görüşe göre hikâyenin doğuş yeri Doğu Anadolu Bölgesi'dir. Hikâye sadece Türkiye'de bilinmektedir. Hikâyede genel olarak, akşam ortaya çıkarıldığı zaman etrafı aydınlatan "çamçırak, şamçıra" taşlarının Bağdat'tan İstanbul'a getirilmesi anlatılmaktadır.
Yaralı Mahmut Hikâyesi’ndeki Bazı Motifler:
• Osmanlı padişahı büyük bir saray yaptırır. Bunu gören halk bu sarayın tek eksiğinin Gence padişahında bulunan "Çamçırak taşları" olduğunu söyler.
• Taşları alıp getirmesi için Mahmut'u görevlendirir. Gence'nin yolunu bilmeyen Mahmut'a bir ak sakallı yardım eder.
• Gence padişahı taşları vermeye razı olur fakat kızı Mahbub bunu kabul etmez. Mahmut'un yanındaki askerlere savaş başlar. Asker kıyafetli Mahbub ile Mahmut vuruşur, Mahmut onu yener. Birbirlerine âşık olup evlenirler, taşları da alıp İstanbul'a gelirler.
• Gence padişahının veziri olanları duyunca Gence padişahını tehdit eder, padişahı da Mahmut ve Mahbub'u bulması için bir cadıyı İstanbul'a yollar. Cadı Mahbub'a büyü yapar.
Karacaoğlan ile İsmikan Sultan: Klasik halk hikâyesi kuruluşu bu hikâyede kendini göstermektedir. Hikâyenin tek anlatması mevcuttur bu anlatma Radloff'un Proben adlı eserindedir.
Şah İsmail Hikâyesi: Türkiye'de ve birçok yerde anlatması bulunmaktadır. Bu hikâyenin masal kaynaklı olduğu bilinmektedir. Bu hikâyede en dikkat çeken özellik Şah İsmail'in birden fazla eşle evlenmesidir. Halk hikâyelerinde birden çok evlilik yok denecek kadar azdır.
Şah İsmail Hikâyesi'ndeki Bazı Motifler:
• Kandehar padişahının çocuğu olmamaktadır. Veziriyle birlikte kılık değiştirip yola çıkarlar. Bir çeşme başında bir dervişle karşılaşırlar. Derviş, padişaha bir elma verir. Elmayı karısıyla birlikte yemelerini, kabuklarını da bir kısrağa yedirmelerini söyler.
• Padişahın bir oğlu, elma kabuklarını yedirdikleri kısrağın da bir erkek tayı olur. Çocuğa Şah İsmail, ata Kamer Tay adları verilir.
• Şah İsmail bir gün ava çıkar, burada tek başınayken uyuyakalır ve rüyasında kırklar elinden bade içer.
• Şah İsmail maşukası Gülizar'ı bulmak için Hindistan'a doğru yola çıkmıştır. Yolda, kapısı olmayan bir sarayla karşılaşır, tek gürz vuruşuyla sarayın bir yanını yıkar. Burada Gülperi adlı bir kızı görür.
• Gülperi'nin yedi kardeşinden üçü devlerle savaşırken şehit olmuştur. Şah İsmail diğer kardeşlerinin yanına gider, onun da yardımıyla devleri öldürürler.
• Kardeşler, Gülperi ile Şah İsmail'i evlendirmek isterler fakat Şah İsmail, Gülizar'ı bulmadan bunun olmayacağını söyleyerek reddeder, yola koyulur.
• Yolda karşılaştığı Arap Üzengi, insan başından bir kale yapmıştır.
• Şah İsmail zorda kalınca güvercinler ona yardım eder.
• Şah İsmail güvercin kanadını gözlerine sürünce gözleri açılır.
Arzu ile Kamber Hikâyesi: Araştırmacılara göre hikâyenin doğuş yeri Kerkük'tür. Hikâye, göçebe hayatın izlerini taşıması açısından önem arz etmektedir. Aynı zamanda dua unsuru bu hikâyede belirgin olarak verilmiştir. Türkiye'de hikâye üzerine Esma Şimşek çalışma yapmıştır.
Arzu ile Kamber Hikâyesi’ndeki Bazı Motifler:
• Ahmet adında birinin hep kız çocuğu olmuştur, hiç oğlu olmaz. Bir gün koyun güderken derede bir sandık görür. Sandığı açınca içinde bir erkek çocuk bulur, Ahmet bu çocuğu evine götürür, adını Kamber koyar.
• Arzu ile Kamber aynı evde büyür, bir gün okul dönüşü ihtiyar bir kadından kardeş olmadıklarını öğrenip birbirlerine âşık olurlar.
• Bir kocakarı onları ayırmak için uğraşır. Kamber köyden ayrılıp şehirde bir ağanın konağında çalışmaya başlar. Ağanın bir oğlu vardır, bir gün gezintiye çıkar, tesadüfen Arzu'yu görüp ona âşık olur.
• Ağanın oğlu ve Arzu nişanlanır. Olanları duyan Kamber, dayısı Araz Bey'den yardım ister. Dayısı Araz Bey de atı Duldül'ü Kamber'e verir. Bu at daha sonra Kamber'e çeşitli olaylarda yardım eder.
• Kocakarı, Arzu ile Kamber'in kavuşmalarına engel olur. Çeşitli olaylar olur. İki âşık tam kavuşacakları sırada ölürler. Kocakarı ile Kamber'in babasının onları ararken bir gül dalının dibinde ikisinin cesetlerini bulur. Kocakarı tüm hilelerini anlatır. Adam kocakarıyı öldürür fakat kılıçtaki kan, iki âşığın cesetlerinin arasına düşer.
• Âşıklar yan yana gömülürler. Mezarlardan bir kırmızı bir beyaz gül biter, güller açıp da birbirine kavuşacakları zaman kocakarının kanı kara bir çalı olup onların arasından çıkar.
Hurşit ile Mahimihri Hikâyesi: Bu hikâye göçebe hayatın izleri üzerine kurulmuş alegorik bir hikâyedir. Hikâye Türkiye'nin dışında Balkanlarda bilinmektedir. Bu hikâye üzerine Saim Sakaoğlu ile Ali Duymaz çalışma yapmıştır.
Hurşit ile Mahimihri Hikâyesi'ndeki Bazı Motifler:
• Hurşit rüyasında kırkları görür. Kırklar Hurşit'e Mahimihri'nin tasvirini gösterir ve bir badeh abıhayat içirirler.
• Hurşit, tasvirini görüp âşık olduğu Mahimihri'yi aramaya başlar. Turnalardan haber sorar.
• Hikâyenin sonunda iki âşık kavuşurlar.
Halk Hikâyelerindeki Bazı Motifler
Hayvanlarla İlgili Çeşitli Motifler:
• Şah İsmail'in atı sihir sayesinde uçar. (Şah İsmail Hikâyesi)
• Güvercin, Şah İsmail'in gözünün açılmasını sağlar. (Şah İsmail Hikâyesi)
• Güvercin insan gibi konuşur. (Şah İsmail Hikâyesi)
• Kuyuya atılan Şah İsmail'e güvercinler yardım eder. (Şah İsmail Hikâyesi)
• Şah İsmail'e kuş nasihat eder. (Şah İsmail Hikâyesi)
• Kamertay Şah İsmail'e yardım eder. (Şah İsmail Hikâyesi)
• Köpek, Şah İsmail'i iki kez ölümden kurtarır. (Şah İsmail Hikâyesi)
• Mecnun kuşlar ve diğer hayvanlarla konuşur. (Leyla ile Mecnun Hikâyesi)
• Kırat Köroğlu'na yardım eder. (Köroğlu Hikâyesi)
• Kara Kaytaz Kirmanşah'a yardım eder. (Kirmanşah Hikâyesi)
• Nedim Şah'ın atı zehirli yemeği yemesine engel olur. (Nedim Şah Hikâyesi)
• Bengiboz, Beyrek'e yardım eder. (Bay Böyrek Hikâyesi)
• Hastalanan Hurşit'i atı memleketine götürür. (Hurşit ile Mahimihri Hikâyesi)
• Nebi'ye düşmanın geldiğini atı haber verir. (Kaçak Nebi Hikâyesi)
• Kuğu, Latif Şah'ın mektubunu Mihriban Sultan'a götürür. (Latif Şah Hikâyesi)
• Mahmut, kuşun ayağına tutunarak havalanır, pek çok tehlikeden kurtulur. (Hikâye-i Mahmut Gaznevi)
• Turnalar gurbete çıkan Kerem ve Sofi'ye yardım eder. (Kerem ile Aslı Hikâyesi)
• Zümrüdüanka, Zal'in oğluna yardım eder. (Zaloğlu Rüstem Hikâyesi)
Anahtar Kelimeler:
Kerem ile Aslı: Papazın kızı Aslı’ya âşık olan Kerem’in hikâyesidir, kardeşlik teması yoktur. Mezarda gül bitme yok.
Ercişli Emrah ile Selvi Han: Rüya motifi ve yanlış anlaşılmalar vardır ama cadı ve mezarda gül teması yok.
Karacaoğlan ile İsmikan Sultan: Âşık-halk şairi ve sultan aşkı temasına dayanır.
Ferhat ile Şirin: Dağları delen Ferhat’ın mücadelesi anlatılır, ama kardeşlik teması ve cadı yoktur. Gül teması bulunur.
Arzu ile Kanber: Aşk konulu halk hikâyelerinden biridir. Kardeş olduklarını sanarak büyüyen iki kahramanın kardeş olmadıklarını öğrendikten sonra birbirlerine âşık olmalarını konu edinir. Cadı, mezarlarında kara çalı (gül) olarak aralarında belirir.
Tahir ile Zühre: Gül temasına sahiptir.